
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, kendilerine yönelik suikast planlarına ilişkin ANF’ye açıklamalarda bulundu. Aydar, Paris’teki infazları ve arkasında hangi güçlerin olabileceğine ilişkin de görüşlerini ifade etti.
Paris’teki katliamı kim ya da kimler yapmış olabilir?
Türkiye devletinden, Kürt düşmanlarından bağımsız ele alamayız. Bugün Kürtleri kim öldürüyorsa, bu olayı da onlar yapmıştır. Bizi ülkede öldürenler ile burada öldürenler aynıdır. Şahıslar farklı olabilir ama zihniyet aynıdır.
Bu katliam için neden Paris seçildi?
Herhalde Paris’te kendilerini daha rahat hissediyorlar. Bundan önceki hükümetlerin Kürtlere yönelik yaklaşımları iyi değildi. Kürtleri kriminalize ettiler, KCK davaları gibi Fransa’da dokuz toplu dava bugün devam ediyor. 200’den fazla insan şu anda soruşturma altında. Bu anlamda Paris’in seçilmiş olmasıyla demek ki burada ciddi ilişkileri var ve kendilerini rahat hissediyorlar. Ta İttihat Terakki’den, Jön Türklerden bu yana Türklerin Fransa’da ciddi/oturmuş ilişkileri var. Bunu Fransız devletiyle bağlantılandırmak belki her zaman mümkün olmayabilir fakat çok uzun zamandır burada çok yerleşik ilişkileri var.
Fransa istihbaratı ile Türkiye istihbaratının son derece iyi bir bilgi alışverişine sahip olduklarını biliyoruz. Bu konuda bize yansıyan belgeleri de olmuştur.
Ankara ile Paris arasında Kürtler karşı yapılan ve “ortak operasyon” öngören güvenlik işbirliği anlaşmasının bu noktaya gelmesinde bir rolü var mı?
Mevcut sosyalist iktidar öncesindeki hükümetler Kürt hareketine karşı kötü bir rol oynadı. 9 toplu dava sürüyor. Cezaevlerinde siyasi tutsaklar var. Adem arkadaş (Ekim 2012’de tutuklanan KNK üyesi Adem Uzun) bir komplo ile cezaevine konuldu. Fransa, Kürt siyasetçiler hakkında topladığı bütün istihbaratları, fotoğrafları ve adresleri, Türk istihbaratı ile paylaşıyor. Böyle bir işbirliği var. Biz sosyalist hükümetten Sarkozy dönemindeki politikaları terk etmesini, siyasi davaları kapatmasını, Kürtleri takip etmekten vazgeçmesini ve Kürtlerin öldürülmemesi için rolünü oynamasını istiyoruz. Failleri ortaya. Bilmeliler ki onların içinde de bu işin uzantıları var.
Kürt siyasetçilere yönelik geçen yıllarda suikast girişimleri olduğu ve 2011’de ise bir infaz timinin Avrupa’ya çıkarıldığı yönünde bilgiler var. Nedir ayrıntıları?
İki buçuk yıl önce, biz bir Avrupa ülkesinin resmi kanallarından bilgi aldık. Aynı bilgiyi İran içinden de aldık. İki yerden aynı bilgi geldi. Dediler ki, üç kişi hedeftedir: Haci Ehmedi (PJAK Başkanı), Remzi Kartal (KONGRA GEL Başkanı) ve ben. Her üçümüzün hedefte olduğunu söylediler. Türkiye ve İran’ın birlikte bunu planladığı ve bize karşı suikast yapılacağı bildirildi.
Bize ulaşan bilgileri Belçika emniyeti ile paylaştık. Bunun üzerine tedbir aldılar. Belçikalılar, durumu Almanlarla paylaşmıştı. Almanya Haci Ehmedi’yi çağırarak onunla konuştu ve bu çerçevede tedbir alacaklarını söylediler.
Öncesinde ise Almanya’da soygun olayına karışan bir Türk çetesi yakalanmış, üzerlerinde Haci Ehmedi’nin telefonu, fotoğrafı ve adresi bulunmuştu.
Görüşmelerin kesildiği, çatışmaların dönemde, 2011 yılının sonunda, Türkiye içerisinden bir bilgi aldık. Bu bilgi AKP Hükümeti ile çok iç içe olan ve hükümete çok yakın olan kişilerden geldi. Ama bilginin geldiği yer ise Fransa içindendi. Bunlar Avrupa’ya bazı timler çıkarıldığını ve hareketin yöneticilerine suikast yapılacağını söyledi. Bu bilgi doğrudan benimle paylaşıldı. Biz bu bilgiyi de Belçika emniyetine ilettik.
Geçen yıl içinde (2012) yine Belçika polisinden bir bilgi edindik. Charleroi’daki Mezopotamya Sosyal Araştırmalar Akademisi’nde polis ‘biz sizleri koruduk’ demiş. ‘İngiltere’den biri burada suikastler yapmak üzere geldi, biz bunu yakaladık, üzerine gittik’ dediler. Şimdi biz isim bilmiyoruz, kaç kişi olduklarını bilmiyoruz. Ama bu şekilde bizim arkadaşlara söylenen bir şeydi: ‘Biz sizi bir suikatten koruduk.’ ‘Kürt önderlerini vurmak üzere yola çıkmış birisi yakalanmıştır’ dediler.
Şimdi 2007’den bugüne kadar, hareketin yöneticileri özellikle ülkede hedef alınıyor. Bunlara yönelik tek tek suikast planlanıyor. Uçaklar, helikopterler ve özellikle insansız uçaklarla suikast planları yapılıyor. Mevcut durumdaki insansız uçaklar silahsızdırlar, bu nedenle Türkiye, Amerika’dan silah donanımlı insansız uçaklar talep ediyor.
Orada uçaklarla suikast yapılabilirken, burada da bu şekilde yapmak istiyorlar.
Üç Kürt kadınının hedef alınmasının bunlarla bir bağlantısı var mı?
Öyle görülüyor ki, tedbirlerden dolayı bizlere karşı başarı sağlayamadılar, bunun üzerine plan yaptılar; Sakine arkadaş, Rojbin (Fidan Doğan) arkadaş ve Leyla arkadaşı hedef aldılar. Bunların seçilmesi tesadüf değildir. Sakine arkadaşın hedef alınması tesadüf değildir. Bunun bir anlamı var. Hareketin yönetimi hedef alınmış. Yani, son altı yıldır aynı şeyler deneniyor. Bu son olay da bununla bağlantılıdır.
Derin devlet Türkiye’de henüz tasfiye edilmedi. Sadece ulusalcı olarak adlandırılan bir kesim tasfiye edildi.
Bu saldırının İmralı’daki görüşmeler üzerinde nasıl bir etkisi olur?
Saldırının bu dönemde yapılmasının bir anlamı var. Bu süreçle bağlantılıdır. Saldırı, görüşmeleri olumsuz etkileyecek. Hareket olarak, barış ve diyaloga samimi yaklaşıyoruz. Ama her şey de bizim elimizde değil. Birileri bizi öldürmek isterse, biz de kendimizi korumaya mecbur kalırız. Her anlamda. Her yöntemle ve her yerde kendimizi koruyacağız.
Türk yetkililer ve medyasının “iç çatışma” şüphesi yaratmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bunlar ahlaksız iddialardır.
Sakine Cansız’ın Oslo görüşmelerine katıldığı yönündeki iddialar doğru mu?
Sakine arkadaş bu görüşmelerde yoktu. Sakine arkadaş, bu hareketin kuruluşundan bu yana yönetim düzeyinde her yönüyle yer alıyordu. Hem genel harekette hem de kadın hareketinde yönetim düzeyindeydi. Halk hareketinde, kadın hareketinde ve halk içinde, örnek bir yaşamı vardı. Özellikle de Amed zindanında efsane bir direnişi vardı. Hedef alınması çok bilinçlidir. Temelimiz hedef alındı. ‘Biz kökünüzü kazıyacağız’ mesajı verilmek isteniyor. Biz böyle görüyoruz ve buna göre de üzerine gideceğiz.
MAXİME AZADİ/ANF/PARİS