HDP’nin raporuna göre, milletvekilliği veya parti yöneticiliği yapmış olan 29 siyasetçiye hapis cezası verildi; 50 belediye eşbaşkanı cezaevinde, 94 DBP’li belediyeye kayyum atandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) dün Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’nun 2018 Raporu’nu açıkladı. 10 Aralık İnsan Hakları Günü sonrasında açıklanan raporu, komisyon sözcüsü Ayşe Acar Başaran duyurdu.

30 sayfalık raporda, şu başlıklar yer alıyor: HDP’ye yönelik siyasi operasyonlar, OHAL bilançosu, Türkiye’nin AİHM karnesi, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, ifade özgürlüğü, kadının hakları, çocuk istismarı ve çocuk işçiler, iş cinayetleri, Kürt illerinde devam eden çatışmalı sürecin bilançosu ve ekoloji.

Raporda özellikle 2016’da ilan edilen OHAL döneminde, en temel insan haklarının ihlal edildiği tespit edildi. Rapora göre, 2018 yılında en az 2 bin HDP üyesi veya destekçisi gözaltına alındı, en az 500’ü tutuklandı.

15 tutuklu eski milletvekili

Rapordaki bilgilere göre 15 eski milletvekili cezaevinde:

26. Dönem seçilen Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken, Çağlar Demirel, Selma Irmak, Gülser Yıldırım, Burcu Çelik Özkan, Ferhat Encü, Abdullah Zeydan, Sırrı Süreya Önder,

25. Dönemde seçilen Edibe Şahin ve Şafak Özanlı,

24. Dönem Milletvekili ve DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve Halil Aksoy,

23. Dönemde seçilen Aysel Tuğluk.

İki tutuklu milletvekili

CHP’nin 26. Dönem milletvekili Eren Erdem ile 27. Dönem milletvekili olan ve 35 gündür tecridin kaldırılması için açlık grevinde olan Hakkari Milletvekili Leylan Güven halen tutuklu.

Leyla Güven hakkında 29 Haziran 2018’de yani milletvekili seçildikten beş gün sonra verilen tahliye kararına rağmen Savcılık tarafından yapılan itiraz sonrası Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Güven’in tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Ceza alan tutuklu siyasetçiler

  • HDP’nin önceki Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın yerel mahkemelerce verilen ve üst mahkemelerce onaylanan cezaları bulunuyor. 10 aylık propaganda cezasının Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince onaylanmasına kararın Meclis’te okunması ile milletvekilliği düşürüldü.
  • Önceki dönem HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a 2013’teki Newroz’da yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek “Örgüt Propagandası Yapmak” suçlaması ile 4 yıl 8 ay ceza verildi, bu ceza AİHM’in Demirtaş’ın tutuksuz yargılanması yönünde verdiği karar sonrası İstinaf Mahkemesi tarafından onandı.

Diğer siyasilere verilen cezalara şöyle:

  • İdris Baluken: 16 yıl 8 ay (Onandı)
  • Çağlar Demirel: 7 yıl 6 ay (İstinaf Mahkemesi reddetti, Yargıtay’a gitti; Yargıtay bozup tekrar İstinaf Mahkemesi’ne yolladı.)
  • Abdullah Zeydan: 8 yıl 1 ay 15 gün (Onandı)
  • Selma Irmak: 10 yıl (2,5 yıllık propaganda cezası onandı)
  • Burcu Çelik Özkan: 7 yıl 3 ay (Dosya Yargıtay’da)
  • Aysel Tuğluk: 10 yıl (Dosya Yargıtay’da )
  • Ferhat Encü: 4 yıl 7 ay 10 gün (Onandı)
  • Gülser Yıldırım (İstinaf Mahkemesi’nde bozulan dosya yerel mahkemede yeniden görülüyor)

Ceza alıp tutuklu olmayan seçilmişler

Behçet Yıldırım, Lezgin Botan, Leyla Birlik, Ziya Pir, Altan Tan, Dilek Öcalan, Ahmet Yıldırım, Osman Baydemir, Adem Geveri, Mahmut Toğrul, Besime Konca ve Nursel Aydoğan.

Tutuklu PM ve MYK üyeleri

Mahfuz Güleryüz, Gülay Gün Bilici, Tuna Aydın, Hacı Mehmet Bozdağ, Zeki Koç, Aysel Tuğluk, Şafak Özanlı.

Kayyum atanan belediyeler

Şubat 2018 itibarıyla Demokratik Bölgeler Partisi’nden 94 belediyeye İçişleri Bakanlığınca kayyum atandı. Kayyum atanan belediyelerin dağılımı şöyle:

  • 3 büyükşehir belediyesi olmak üzere 10 il,
  • 74 ilçe
  • 10 belde

Tutuklanan belediye eşbaşkanları

Ağustos 2015’te başlayan gözaltı ve tutuklamalar ile bugüne dek 93 belediye eşbaşkanı tutuklandı. Halen 29’u tutuklu olmak üzere 50 belediye eşbaşkanı cezaevinde bulunuyor.

 

BİA/ANKARA

 
 

Cezaevlerindeki ihlaller

 

Türkiye, Avrupa Konseyi üyeleri arasında hapishane nüfusu en hızlı artan ülkedir ve dünyada en yüksek mahpus sayısı sıralamasında 8. sıradadır. İnşası devam eden hapishaneleri göz önüne alınca bu sayıların artacağı öngörülmektedir. Cezaevlerinde son dönemde yaşanan en temel sorunlar işkence, keyfi disiplin ve hücre cezaları, iletişim yasakları, işkenceci personellerin görevden alınmaması, sağlık ve tedavi hakkının engellenmesidir. Özellikle son dönemde sıkça gerçekleşen cezaevindeki ölümler, Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerindeki yaşam hakkı ihlallerine ilişkin gerekli adımları atmadıklarına işaret etmektedir.

Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün verdiği sayılara göre; 286 kapalı ceza infaz kurumu, 74 müstakil açık ceza infaz kurumu, 4 çocuk eğitimevi, 10 kadın kapalı, 7 kadın açık, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere; toplam 388 ceza infaz kurumu bulunmakta olup, bu kurumların kapasitesi 213 bin 186 kişilik iken, cezaevlerinde kalan kişi sayısı 260 bin 144 kişidir.

Her yıl 50 cezaevi

Ayrıca Adalet Bakanlığı’nın bu yıldan itibaren 2023 yılına kadar 228 yeni cezaevi inşa etmeyi planladığı ileri sürülüyor. Bu, 2018 yılında tamamlanacak 38 yeni ceza infaz kurumunun ardından, 2019 yılından 2023 yılına kadar geçen sürede her yıl yaklaşık 50 yeni cezaevi inşa edilecek demektir.

Kadın ve çocuk tutsaklar

16 yıllık sürede çocuk tutuklu sayısında yüzde 51 artış olmuştur. Çocuk tutuklu ve hükümlü sayısı 2 bin 45 iken 16 yılın sonunda yine yüzde 51 artışla 3 bin 85’e; 2002 yılı sonunda 2 bin 108 olan kadın tutuklu, hükümlü sayısı 15 Mayıs 2018 tarihi itibarıyla 10 bin 19’a yükseldi. Kadın mahpus sayısı yüzde 375 oranında arttı. 519’u hükümlü olmak üzere 743 anne cezaevlerindedir.

İmralı’ya tecrid ve açlık grvleri

İmralı’da özellikle Nisan 2015’ten beri uygulanan hiçbir şekilde avukat, aile, vasi, heyet, iletişim, haberleşme, telefon, mektup ve faks olanağını da yasaklayan, mutlak tecrit uygulamasının hukukun ötesinde bir durum olduğu açıktır. İmralı özelinde Sayın Öcalan’a uygulanan mutlak tecrit, hukuka aykırı ve insanlık dışıdır. Bu ağırlaştırılmış tecrit uygulamasının kaldırılması amacıyla hala cezaevinde olan Leyla Güven 35 gündür açlık grevindedir. Leyla Güven’in öncülük ettiği bu açlık grevine, Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde bulunan onlarca siyasi tutsak da katıldı.

Cezaevlerinde intihar

2017 yılında 57 kişi, 2018 yılında ise 44 kişi intihar etti.

Hasta tutsaklar

Türk cezaevlerinde 2018 yılı itibarıyla 400’ü ağır hasta olmak üzere, bin 154 hasta mahpus bulunmaktadır. Yine İHD verilerine göre, Türkiye’de son 17 yılda en az 3 bin 502 hasta mahpus, ağırlaşan durumlarına rağmen tahliye edilmediklerinden ya da hastaneye sevkleri yapılmadığından cezaevlerinde yaşamlarını yitirdi.

Cezaevlerinde engellenen sağlık hakkı

  • Kelepçeli muayene ve tedavi,
  • Tek kişilik bölmeli ring araçlarıyla sevkler,
  • Sevklerin uzun sürelere yayılması ve geciktirilmesi,
  • Sağlık raporlarının -talep edildiği halde- hastalara verilmemesi,
  • Cezaevinde kalması mümkün olmayan ağır hasta mahpuslara ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmesi ya da cezaevi koşullarının düzeltilmemesi,
  • Tetkik ve tedavileri esnasında ayrımcı ve nefret söylemlerine maruz kalmaları,
  • Dış güvenlik sorununun çözülememesi gerekçe gösterilerek hastane sevklerinin ve hasta kontrollerinin zamanında yapılamaması,
  • Bulunduğu cezaevinden başka cezaevine nakil edilen mahkûmların sağlık dosyalarının geç gelmesi, yeni geldiği kurumda ilaç temininin gecikmesi ve geldiği kurumda ya da kurumun bulunduğu il/ilçe hastanelerinde hastanın takibini yapacak ilgili uzmanlık dalı hekimin bulunmaması,
  • Besin değeri düşük yemekler, diyet yemeklerinin verilmemesi, yeterince gün ışığından faydalanılamaması, temiz suya erişimde yaşanan problemler, cezaevinin bulunduğu ilin iklim koşullarına göre ısıtılmaması, mahkumlara yeterli temizlik malzemesi verilmemesi, her mahkuma bireysel temizliği için verilmesi gereken temizlik maddelerinin ortak kullandırılması, sıcak suya erişimde ki kısıtlamalar hastalıkların sağaltımını zorlaştırmakta, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştırmaktadır.

Cezaevlerinde rutinleşen İhlaller

  • İşkence uygulayan yönetici ve personellerin görevden alınmaması
  • Keyfi disiplin cezaları ile tahliyelerin engellenmesi
  • Denetimli Serbestlikten faydalanabilmek için ‘Örgütle İlişkim Yoktur’ konulu dilekçe imzalama dayatması
  • Aynı aileden tutuklu bireylerin birbirlerine uzak cezaevlerine konulması
  • Haber verilmeden yapılan sürgünler (Mahpuslar bulundukları hapishanede semaver, televizyon, buzdolabı gibi eşyaları parasını ödeyerek kantinden satın almaktadırlar. Ancak başka hapishaneye sevk edildiklerinde bu eşyaları götüremiyorlar, yeni hapishanede yeniden ücretini ödeyip eşya almak zorunda kalıyorlar. Parası olmayan da alamıyor. Eşyalarının gittikleri hapishaneye gönderilmesi için taşıma ücreti isteniyor. Sevk sırasında kitap taslakları, mektuplar, defterler ise kayboluyor.)
  • Sansürlenen mektuplar, yasal dergi, gazete veya kitapların keyfi olarak verilmemesi.
  • Cezaevlerinin artan nüfusu.
 
 

Kent ablukaları

 

TİHV’in takip ettiği verilere göre, 16 Ağustos 2015 ile 1 Ekim 2018 arasında, Dersim’de 6 kez, Elazığ’da 2 kez, Bingöl’de 7 kez, Muş’ta 7 kez, Bitlis’te 18 kez, Hakkari’de 23 kez, Siirt’te 7 kez, Şırnak’ta 13 kez, Batman’da 6 kez, Mardin’de 53 kez, Amed’de 190 kez olmak üzere 11 ilde, 50 ilçede en az 332 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Yasaklar başlamadan önce gerçekleşen 2014 nüfus sayımına göre ilgili ilçelerde yaşadığı bilinen en az 1 milyon 809 bin kişinin özgürlük ve güvenlik hakkı; özel ve aile hayatına saygı hakkı; toplanma özgürlüğü; örgütlenme özgürlüğü; din özgürlüğü; bilgi alma ve verme özgürlüğü, mülkiyetin korunması hakkı, eğitim hakkı, işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hakkı olmak üzere en temel hakları ihlal edilerek bu yasaklardan etkilendi.

 
 

Erdoğan’dan 69 bin kişiye dava

   

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasındaki artışa dikkat çekerek, ”Sistem tamamen cezalandırma ve susturma üzerinde kurulmuş. En ufak bir eleştiri ceza yargılaması ile sonuçlanıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı’na hakareti düzenleyen TCK 299 maddesi nedeniyle 2014-2017 arasında 68 bin 827 kişi hakkında soruşturma açıldı. Bu soruşturmalardan 12 bin 839’u davaya dönüşürken, özellikle Erdoğan’ın 16 Nisan 2016’deki referandumla “partili” Cumhurbaşkanı olmasının ardından AKP Genel Başkanı’na yönelik eleştirilere dahi Cumhurbaşkanı’na hakaret kapsamında işlem yapıldı. Cumhuriyet gazetesine konuşan Prof. Dr. Yaman Akdeniz, ”Sistem tamamen cezalandırma ve susturma üzerinde kurulmuş. En ufak bir eleştiri ceza yargılaması ile sonuçlanıyor” diye belirtti.

Prof. Akdeniz, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2014 yılında 132 dava varken, 2015’te bin 953, 2016’da 4 bin 187, 2017’de ise 6 bin 33 dava açıldığını anlattı. Yine bu suçtan 2014’te 682 soruşturma varken, sayının 2015’te 7 bin 216, 2016’da 38 bin 254, 2017’de 20 bin 539 olduğunu ifade eden Akdeniz, Erdoğan döneminde açılan toplam soruşturma sayısının 68 bin 827 olduğunu, bunların 12 bin 839’unun davaya dönüştüğünü kaydetti. Akdeniz, “12 bin davadan 9 bin 234’ü karara bağlandı. Bu kapsamda 3 bin 414 mahkumiyet kararı verildi. 2 bin 550’sinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildi. Bin 697 ise beraat kararı verildi” diye konuştu.

 

İSTANBUL