KCK Önderi Abdullah Öcalan ile birlikte İmralı Cezaevi'nde bulunan 5 tutuklunun aileleri, cezaevindeki yakınlarıyla aylardır görüşemiyor. Öcalan ile birlikte avukat görüşleri 2 ayı aşkın süredir engellenen tutuklulara, aileleri 6 aydır hiçbir şekilde ulaşamıyor.
Başbakan Erdoğan'ın, "Aileleri ile görüşüyorlar" dediği, KCK Önderi Abdullah Öcalan ve İmralı'da bulunan 5 hükümlü, 6 aydır aileleri ile görüşemiyor. Avukat ve aile görüşlerinde yaptıkları konuşmaların kaydının tutulması ve 1 saatlik görüşmenin 30 dakikaya indirilmesine tepki göstermek için hükümlüler 6 ay önce görüşe çıkmama kararı almıştı. Hükümlüler Şeyhmuz Poyraz, Cumali Karsu, Hakkı Alkan, Hasbi Aydemir ve Bayram Kaymaz'ın, 27 Temmuz'dan beri telefon ve mektup hakları da ellerinden alındı.
Oğlunun hayatından endişe eden Bayram Kaymaz'ın İzmir'de yaşayan annesi Medine Kaymaz, 6 ay öncesine kadar zor şartlar altında gittiğini söylediği görüşlerin sabote edilmesinden sonra oğluyla görüşemediğini söyledi. Tüm engellemelere rağmen çocuklarının izole edilmesine karşı çıkacaklarını söyleyen Medine Kaymaz, "Bizi cezaevi kapılarında dövseler, hatta toprağa gömseler bile çocuklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Her zaman onların yanında olacağız" dedi. Yarım saatlik görüş için kendilerine zulüm edildiğini belirten Kaymaz, görüş için iki gün uğraşma zorunda kaldıklarını söyledi.

Onları yalnız bırakmayacağız
İmralı'ya gidebilmek için saatlerce soğukta bekletildiklerini belirten anne Kaymaz, "Üstümüzü defalarca didik didik arıyorlar. Çoğu zaman hava bozuk diyorlardı. Zor bela görüşe girebildiğimiz zamanlarda tepemizde dev gibi bir kişinin durduğu yetmiyormuş gibi bir de ses kaydı alıyorlardı. Çocuklarımız uygulamaya karşı çıktılar ve görüşe çıkmamaya başladılar. Önderlik de onların tavrını destekledi ve durumları düzeltilmeyene kadar görüşe çıkmayabileceklerini söyledi" şeklinde konuştu. Karşılarına çıkarılan her türlü zorluğa karşı hiçbir zaman oğlunu yalnız bırakmayacağını söyleyen Medine Kaymaz, imkânı olsa gidip İmralı Cezaevi'nin kapısında yatabileceğini söyledi.

'Burası İmralı!..'
Görüşe gittikleri cezaevinde psikolojik baskıya maruz kaldıklarından bahseden Kaymaz, İmralı Cezaevi'nin kendine özel yasaları ve keyfi uygulamaları olduğunu kaydetti. Kaymaz, bir gidişinde, oğlu için aldığı yeni giysilerin cezaevi görevlileri tarafından yerlerde sürtünerek kirletildiği için tepki gösterdiğinde, cezaevi görevlilerinin 'Burası İmralı' cevabını verdiğini söyledi. Başbakan Erdoğan'ın "Ciğerim yanıyor" sözlerine de tepki gösteren Medine Kaymaz, "Asıl ciğeri yanan biziz. Bizim çocuklarımız tecrit ediliyor, başlarına bomba yağdırılıyor. Bizi toprağın altına da gömseler çocuklarımızdan vazgeçmeyiz. Bundan sonra da ne gerekiyorsa onu yapacağız. İmkânım olsa kar kış demeden cezaevinin kapısında beklerim" diye konuştu.

Elimiz, kolumuz bağlı
Şehmuz Poyraz'ın kız kardeşi Selek Cızlamaz, 6 aydır görüşemediklerini anımsatarak, şunları söyledi: "Hiçbir şekilde haber alamıyoruz. Bir şey oldu da bize söylemiyorlar mı? Çok merak ediyoruz. Görmek istiyoruz ama elimiz kolumuz bağlı. İki hafta önce görüş olacak diye yola çıktık, cezaevi müdürü hasta dediler, İzmir'den geldik geri çevirdiler. Sürekli avukatlardan haber bekliyoruz. Çok büyük bir haksızlığa uğruyoruz, yollara düşüyoruz 3 gün yol sürüyor, sonunda yarım saat görüşüyoruz. En son görüşmemizde 'hangi dilde konuşacağımızı' sordular; 'benim anadilim Kürtçe, Türkçe bilmiyorum' dedim. 'Kürtçe konuşursanız yanınıza dinleme cihazı koyarız' dediler ve bir de dilekçe imzalattılar. Arkadaşlar bu durumu protesto ettiler ve görüşe çıkmama kararı aldılar, son görüşmenin böyle geçmesi de bizi çok kaygılandırdı. Ağabeyim Şehmuz Poyraz sağ mı? Ölü mü? Haberimiz yok."

Üzülmekten başka ne yapalım?
Dersim Mazgirt'e bağlı Demirkazık Köyü'nde yaşayan Hakkı Alphan'ın kızkardeşi Türkan Alphan, Ankara'da tutulan ağabeyinin İmralı'ya götürüldüğünü hatırlatarak, "Maddi durumumuz iyi değil, zaten zor gidiyorduk artık gidemiyoruz. Kardeşim Avusturya'dan geldi görüşmek için ama görüşemedi. Telefonla haber alıyorduk, telefonlar da kesildi. Gerçekten çok endişeleniyoruz, haber alamıyoruz, ne oldu bilmiyoruz. Avukatlardan haber bekliyoruz ve bir an önce ulaşmak istiyoruz. Ağabeyimin sağlığı iyi değildi, ayakları ağrıyordu şimdi ne halde çok merak ediyoruz. Üzülmekten başka elimizden bir şey gelmiyor, ne yapalım?" diye konuştu.

Ne olacak bilmiyoruz

Ayser Aydemir de Hasbi Aydemir'in kız kardeşi ve en son 27 Mart'ta görüştü. "Bu görüş sırasında hangi dilde konuşacağımı sorup, Zazaki konuşacağıma dair bir dilekçe imzalattılar ve konuşmamızı kaydettiler. Aynı dilekçeleri tutuklu yakınlarımıza da imzalatmışlar. Zaten bu uygulamadan sonra 'bir daha gelmeyin görüşe çıkmayacağız' dediler" diyen Ayser Akdemir, ama iki kere daha gitmeye çalıştığını söyledi. Aydemir, şöyle devam etti: "Birinde gemi kaptanı tatile gitti dediler. Diğerinde açık görüş olacak denmişti, sonradan iptal ettiler. Ben görüşmek için Adana'dan geliyorum. İkisinde de yola çıktıktan sonra geri dönmek zorunda kaldım. Adana'dan onca yolu geldikten sonra, 3-4 saatte gemiyle gidiyoruz ve üstüne 5-6 saat aramadan geçiyoruz. Arama sırasında çok sıkıntı çekiyoruz. İç çamaşırlarımıza kadar baktıkları bile oluyor, hoş olmayan hareketlere maruz kalabiliyoruz. Fazla karşı çıkma şansımız olmuyor. Bütün bu sıkıntıların sonunda yarım saat görüşebiliyorduk, artık bu görüşmelerimizde engelleniyor. Ben her perşembeyi bekliyorum, avukat arkadaşlar ararlarsa tekrar gideceğim. Uzun zamandır haber alamıyoruz, çok endişeliyiz. Ne olacak bilmiyoruz."

Kişiye özel hukuk olmaz
Cumali Karsu'nun kardeşi Ecevit Karsu, "Gerçekten endişeliyiz, hiçbir şekilde haber alamıyoruz. Mektuplaşma bile olmuyor. En son ablam İstanbul'dan gitmek için başvurmuştu O da görüşemedi" dedi. Muş Malazgirt'ten görüş için gelip sadece yarım saat görüşebildiklerini belirten Karsu, "Türkiye cezaevlerinde normal görüş süresi 1 saat ama biz yarım saat görüşebiliyoruz. Bunu bile çok görüyorlar. Bu hukuk dışı uygulamalarla bizi endişelere sevk ediyorlar, aile olarak gün geçtikçe endişeleniyoruz. Hukuk evrenseldir, kişiye göre hukuk olmaz. Haber alma imkanımız yok bu yüzden tüm aydınları duyarlı olmaya çağırıyorum."


BETÜL KILIÇ - İSTANBUL