
Kürt halkı, Öcalan için şimdiye kadar yürüttüğü kampanyaların en büyüğünü gerçekleştiriyor. Kampanyanın Türkiye-Kürdistan ayağı 10 Şubat’ta sona erecek. Kampanya kapsamında toplanan tüm imzalar ise 13 Şubat’ta Avrupa Konseyi’ne teslim edilecek.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası güçlerce 15 Şubat 1999 tarihinde Türkiye teslim edilmesiyle başlayan komplo, 17’inci yılına girmek üzere. Önderi etrafında kilitlenen Kürt halkı ise “Öcalan’ın özgürlüğü özgürlüğümüzdür” diyerek, şimdiye kadar çok sayıda kampanyaya imza attı. Büyük bir sahipleniş örneği ile yürütülüp yankı uyandıran ve öne çıkan kampanyalar şunlar: 10 Aralık 2001:Önderliği Sahiplenme ve Savunma Kampanyası; 1 Şubat-1 Mayıs 2004: Önderliğe Özgürlük Kampanyası; Mart 2004: Eşit Yurttaş Hareketi Kampanyası; Temmuz 2005-Mayıs 2006: Öcalan Siyasal İrademdir Kampanyası; 1 Mart 2007: Sağlığı Sağlığımdır Kampanyası.
Bu kampanyalara milyonlarca insan katılırken, kampanyaların en kapsamlısı ve kitlesel olanı ise Barış İçin Öcalan’a Özgürlük Platformu tarafından geçtiğimiz yıl 15 Şubat’ta başlatılan ve halen de devam eden “Öcalan’a özgürlük” imza kampanyası. Kürdistan ve Türkiye kentlerinde adeta seferberlik halinde devam eden kampanya 10 Şubat’ta son bulacak.
İlk kampanya tutsaklardan
Cezaevleri, Öcalan için ilk kampanyanın başlatıldığı alan oldu. Türkiye ve Kürdistan kentlerindeki cezaevlerinde kalan tutsaklar, 10 Aralık 2001’de “Önderliği Sahiplenme ve Savunma Kampanyası” adıyla ilk kampanyanın startını verdi. Tutsaklar kampanya kapsamında dönüşümlü açlık grevleri, açık görüşe ve revire çıkmama gibi eylemler gerçekleştirdi. Cezaevlerinde başlayan kampanya kısa sürede Kürdistan kentlerine, daha sonra da Türkiye ve Avrupa’da yapılan büyük yürüyüşler ve basın açıklamalarıyla yansıdı. Kampanya kapsamında Kürt kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerine dosya sunarak, Öcalan’ın durumuna dikkat çekti. Bu kampanya, 15 Şubat 2003 tarihinde sona erdi.
“Öcalan’a özgürlük” kampanyalarının ikincisine Bağımsız Gençlik Hareketi (BAGEH) öncülük etti. 2004 yılında başlatılan ve tüm Türkiye’ye yayılan Özgür Yurttaş Hareketi ile toplanan yüzbinlerce imza, Meclis’e teslim edildi. Bu kampanyayla Kürtler ilk kez resmi makamlara Öcalan’ı önderi olarak kabul ettiğini resmen beyan etti. Dilekçelerde, Öcalan’ın “Halk Önderi” olarak kabul edilmesinin yanısıra kimi talepler de yer alıyordu.
Öcalan irademdir ihbarı
Aynı yıl içinde “Önderliğe Özgürlük Kampanyası” adıyla 1 Şubat-1 Mayıs 2004 geniş katılımlı bir kampanya organize edildi. Kampanya kapsamında her ilde komiteler oluşturularak, “Abdullah Öcalan Kürt halkının önderidir. Barış ancak onunla gelişebilir. Biz Öcalan’ız, Öcalan da halktır. Bizim irademiz tutsak edilmiştir. Benim iradem olmadan benim hiçbir anlamım yoktur. İrademe kavuşmak istiyorum” şeklinde ihbarlar yapıldı.
Amara’da kitlesel kutlama
Cezaevlerindeki tutsaklar ise Öcalan’ın yanına götürülme talebiyle başvurularda bulundu. 4 Nisan 2004 tarihinde de doğduğu köy olan Amara’da kitlesel olarak Öcalan’ın doğum günü kutlandı. Kampanya kapsamında Mardin’de 3 bin 500, Nusaybin’de 3 bin 600, Batman’da 11 bin 180, Amed’de 30 bin 600, Van’da 6 bin 500, Ağrı‘da 951, Adana’da 8 bin 600, Fransa’da bin 500, Silopi’de 6 bin 85, Hakkari’de 2 bin, Bismil’de 11 bin 541, Silvan’da 7 bin 867, Bulanık’ta 10 bin 17 dilekçe verilirken, dilekçe verenlerin büyük bir kesimi hakkında soruşturma ve davalar açıldı.
3 milyon 243 bin imza
Temmuz 2005 ile Mayıs 2006 tarihleri arasında da Özgür Yurttaş Hareketi tarafından “Öcalan Siyasal İrademdir Kampanyası” adıyla yeni kampanya organize edildi. Bu kampanya kapsamında da “Ben bir Kürdistanlı olarak Abdullah Öcalan’ı Kürdistan’da siyasi bir irade olarak görüyor ve kabul ediyorum” diyerek 3 milyon 243 bin kişi imza verdi. Kampanya süresince yüzlerce kampanya aktivisti gözaltına alınırken, toplanan imzalar 20 Ekim 2006 tarihinde Ankara Dedeman Otel’de düzenlenen bir toplantı ile kamuoyuna açıklandı.
Açlık grevi
1 Mart 2007 tarihine gelindiğinde ise Öcalan’ın avukatlarının Roma’da yaptıkları bir basın toplantısında, müvekkillerinin sistematik olarak zehirlendiğini açıklamasıyla birlikte Kürtlerin yaşadığı her yerde kitlesel eylemler yapılmaya başlandı. Alanlara çıkan Kürtler bu kez “Öcalan’ın sağlığı sağlığımızdır” diyerek yeni bir kampanya başlattı. Eylemler, Avrupa kentlerine de sıçrarken, yanıt alamayan Kürtler daha sonra süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatma kararı aldı. 11 Nisan 2007’de, Fransa’nın Strasbourg kentinde 18 kişi süresiz-dönüşümsüz açlık grevi başlattı. Öcalan’ın eylemcilere “Yaşayarak direnin” mesajı göndermesi üzerine açlık grevi eylemi 39’uncu gününde sonlandırıldı.
AP’li vekillerden kampanya
Dönemin Avrupa Parlamentosu Milletvekili Feleknas Uca ve 7 AP’li vekil de Öcalan’ın bağımsız bir heyet tarafından sağlık kontrolünden geçirilmesi talebiyle imza kampanyası başlattı. Bir hafta sonra toplanan 103 bin 417 imza, 11 Mayıs 2007’de CPT Yönetim Kurulu Sekreteri’ne teslim edildi. Kampanya, Türkiye’de de büyük ilgi görürken, birçok merkezde dönüşümlü açlık grevleri düzenlendi. Yapılan bu eylemler hem Avrupa’da hem de Türkiye’de amacına ulaştı. CPT’den bir heyet, İmralı’ya giderek Öcalan’ın koşullarını inceledi.
Sayın Öcalan ihbarları başladı
Abdullah Öcalan’a “Sayın” diye hitap edildiği için verilen cezalar ile açılan dava ve soruşturmalara karşı ise 23 Mayıs 2009 tarihinde “Sayın Öcalan demek suçsa ben de bu suçu işliyorum ve kendimi ihbar ediyorum” kampanyası başlatıldı. En büyük “ihbar” eylemi olarak tarihe geçen kampanya ile Amed, Şırnak, Van, Mardin, Hakkari, Ağrı, Muş, Bitlis, Bingöl, Dersim, Urfa gibi hemen hemen bütün Kürt illerinde ve Türkiye kentlerinde yüz binlerce kişi kendini ihbar etti. Sadece 48 günde 36 bin kişi kendini ihbar ederken, kendini ihbar edenlerden 495’i gözaltına alındı, bin 350’si hakkında soruşturma başlatıldı. Kitleselleşen eylemin önüne geçmek için dilekçeler savcılar tarafından kabul edilmezken, yurttaşlar posta yolu ile savcılıklara dilekçelerini göndererek, kendini ihbar etti. Eylem nedeniyle binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlerce kişi tutuklandı, binlercesi hakkında da dava açılarak hapis ve para cezaları verildi.
Tutsaklar açlığa yattı
Öcalan’a özgürlük talebiyle başlatılan ve büyük bir direnişe dönüşen en geniş eylem ise PKK ve PAJK’lı tutsakların 12 Eylül 2012 tarihinde başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi oldu. Tutsaklar, Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının oluşturulması talebiyle 58 cezaevinde açlık grevi eylemine başladı. 12 Eylül tarihinde bir grupla başlayan eylem, gün geçtikçe bütün PKK ve PAJK’lı tutsakların eyleme dahil olmasıyla büyüdükçe büyüdü. Kürt halkı ise tutsakların bu direnişini alanlara taşırken, günlerce bölge kentleri ve Türkiye metropollerinde büyük kitlesel eylemler gerçekleştirildiği gibi binlerce kişi de açlık grevine başladı. 68 gün süren bu direniş, Öcalan’ın “eylem başarıya ulaşmıştır” mesajıyla sona erdi.
‘Çözüm süreci’ni başlattı
Tutsakların direnişi ardından BDP ve HDP’li heyetler, İmralı’ya giderek görüşmeler gerçekleştirirken, Öcalan’ın çağrısıyla KCK de geri çekilme kararı aldı. Halklarda büyük çözüm umutları yaşandığı bu dönemde, PKK ve Kürt halkı Öcalan’ın çözüm çabaları etrafında kenetlenirken, hükümet sorumluluğunu yerine getirmediği gibi çözüm için görüştüğü Öcalan’ın koşullarında da bir iyileştirmeye gitmedi. Kalıcı bir barışın Öcalan’ın özgürlüğüyle sağlanacağına inanan Kürt halkı ve dostları ise bu amaçla yeni bir kampanyanın da startını verdi.
13 Şubat’ta AK’ye verilecek
Aralarında aydın, yazar, kanaat önderleri, akademisyen ve sanatçıların da bulunduğu 127 kişinin imzasıyla 15 Şubat 2014’te “Öcalan’a özgürlük” kampanyası başlatıldı. Bir yıla yakın zamandır devam eden kampanyada şu ana kadar milyonlarca imza toplanırken, bölge ve Türkiye kentlerinde kalıcı bir barışın sağlanması için Öcalan’ın özgürlüğünü isteyenler çalmadık kapı bırakmıyor. Birçok kentte gözaltı ve baskılara rağmen devam eden ve 10 Şubat’ta sona erecek. Kampanya kapsamında Türkiye, Kürdistan, Avrupa ve dünya ülkelerinde toplanan tüm imzalar 13 Şubat’ta kamuoyuna deklare edilecek ve Avrupa Konseyi’ne teslim edilecek.
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED