Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu için geri sayım başladı. Bu geri sayım içerisinde Sarkozy sendikalara ve muhalefet partilerine karşı saldırgan dilini kullanmaya devam ediyor, ama kendisinin Libya lideri Muammer Kaddafi’den 2007 yılındaki seçim kampanyası sırasında aldığı para basının manşetlerini süslüyor. Bütün bu atmosfer içerisinde Sarkozy sendikalara saldırırken, sendika liderleri ise 1 Mayıs meydanlarında 6 Mayıs günü yapacakları seçimi ilan ettiler. Sendikaların adresi; "Hollande!"
Bütün seçim tartışmaları içerisinde 1 Mayıs alanının ilk konukları göçmen kurumlarıydı. Sabah saat 9:00’dan itibaren 1 Mayıs alanını dolduran göçmen kurumların başını Kürdistanlı ve Türkiyeli kurumlar çekiyordu. Özellikle krizle debelenen Fransa’da göçmen olmak zor iş! Çünkü neredeyse her günahın suçlusu göçmenler ilan edilmişken göçmenlerin tavrı herzamankinden daha bir önem kazanıyor.
1 Mayıs alanına toplanmış göçmenlerin özellikle Kürdistanlı ve Türkiyeli kesimine bakıldığında; gündemlerinde Fransa’da yaşanan işsizlik, kriz, sosyal haklarda budanma vb. sorunların olmadığı çok açıktı. Hazırlanan pankartlar, alandaki duruşları, her yıl alanlarda sergilenen profilden farklı değildi. Bir önceki yılların 1 Mayıs fotoğraf karelerini çıkarsanız aynı fotoğrafı ikinci ya da üçüncü kez çektiğiniz hissine kapılabilirdiniz! Diğer taraftan, özellikle sendikaların çatısı altında toparlanan Kağıtsızlar Hareketi ve evsizler; sloganları, konut hakkı, eşit iş ve ücret talepleriyle 1 Mayıs’ın son dakikasına kadar yürüyüşlerini sürdürmeleri dikkat çekiciydi. Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin tavrı ise 1 Mayıs alanında uzun süreli çekilen halaylar, standlarda yapılan satışların ardından yürüyüş koluna katılmadan alanı terk etmek oldu. Sendikal mücadele, örgütlü güç olma talebiyle yürüttükleri mücadele nedeniyle çoğu sürgün yaşama zorlanan göçmenlerin bu bölüğünün 1 Mayıs alanında daha farklı bir tablo çizmesi beklenendi! 1 Mayıs’ın politik atmosferi arasında apolitikleşen mangalla-halay arasına sıkışmış bu profil 1 Mayıs’ın en acı yanıydı!
Paris 1 Mayıs’ının ikinci önemli noktası ise Yüzbinler 1 Mayıs alanlarına akarken, genç yüzleri parmakla sayar hale gelmek oldu. Sendikal mücadele, işçi hakları, siyasal ve sosyal talepler etrafında birleşmek, harekete geçmek hala 40 yaş üstü kuşakların sorunu olarak ortada duruyor. Yeni nesiller eylem alanlarından, mücadele etmekten gün geçtikçe uzaklaşıyor. Sendikaların yeni kuşaklara hitap etmekte ve onları harekete geçirmekte zorlandığı açık. Diğer taraftan geleceğe dair umutları, beklentilerini yitiren bu kuşakları örgütleyip öncülüğünü yapacak hareketler mevcut değil. Alanda bulunan gençlerin büyük bir kısmı ise aldıkları alkol ve elden ele dolaşan esrar sarması sigaraları nedeniyle yürümekte zorlanıyorlardı. “Gençlik geleceğimizdir" diyen sol gelenek, nasıl bir gelecek planlıyor sorusu 1 Mayıs alanlarının orta yerinde salınıyordu!
1 Mayıs’ı geride bırakmış Fransa, şimdi 6 Mayıs’ı bekliyor. Sarkozy mi, Hollande mı düğümü Pazar günü akşam 20:00’de çözülecek. Hollande’a umudunu bağlamış milyonların beklentisi; emeklilik yaşının düşürülmesi, sosyal hakların iyileştirilmesi, işsizliğin giderilmesi, vergilerin düşürülmesi, patronlardan daha fazla vergi alınması... Sarkozy kazanırsa işi Hollande’a göre daha kolay olacak! Çünkü onun kitlelere vaadettiği çok fazla umut yok! Hollande’ın ise bu kriz ortamında bütün bunları nasıl gerçekleştireceği bir muamma! Hükümetin hala UMP elinde olduğu ise unutulmamalı! Hollande’a umut bağlamış milyonlar, 1 Mayıs alanını doldurmuş yüzbinlerin unutmaması gereken en önemli nokta ise mücadele etmedikleri sürece kimse onlara bir şey vermeyecek. Kaybedilenler ve istenenler ancak mücadeleyle alınır! Bu nedenle 6 Mayıs’tan sonra da çok şey değişecek beklentisine girenler hayal kırıklığına uğrayabilir!
6 Mayıs’tan sonrası…
Fransa Gündemi