Zindana  sığmayan sesler...

 

Hazırlayan: Zabel MİRKAN

Ağırlıklı olarak Marmara bölgesinde bulunan hapishanelerdeki hak ihlallerinin derlendiği ve İHD İstanbul Şubesi’nin 2018 yılının ilk altı ayındaki hak ihlallerini içeren raporu geçtiğimiz günlerde yayınladı.

Rapora göre hapishanelerde OHAL ile birlikte artan işkence ve kötü muamele (psikolojik baskı, darp, çıplak arama, askeri tekmil zorlaması, ters kelepçe, tehdit) katlanarak artmakta. Bunun yanında ayakta sayım dayatması, karşıt görüşlü mahpusların aynı ring aracıyla hastane ve mahkemeye götürülmesi ve bu sırada yaşanan nefret saldırıları, sağlık hakkına erişim engelleri, çıplak arama, keyfi disiplin cezaları, sürgün sevk yine bazı hapishanelerde mahpusların özel alanlarını da görecek biçimde kameraların konulması, bazı hapishanelerde havalandırmaların üzerlerinin tel kafesle kapatılması, yine aşırı doluluk nedeniyle birçok hapishanede mahpusların yerlere yatak koyarak yerde yatmak zorunda bırakılmaları vb. Yaşanan hak ihlalleri yaşam hakkı ihlallerine kadar gidebilmektedir.

Bu ihlallerin somut örnekleri tutsaklar tarafından her gün dile getiriliyor. Tutsak Pınar Demir’in yaşadıkları bu ihlallerin boyutunun görülmesi açısından önemli. Pınar Demir, Haziran 2017’de Kampüs Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na getirildi. Getirildiği zaman hem psikolojik hem de fiziki olarak işkenceden geçirildi.

Tarsus Hapishanesi’nde tutsağın yasa kapsamında faydalanabileceği hakları olan spor, kurs, sohbet, hobi gibi etkinlik haklarından faydalanamıyor. Her tutsağın 10 saate kadar sohbet hakkı var; ancak Tarsus’ta bu da yasak. Tutsaklar bu haklarını spor ve kütüphane etkinliği için de kullanabiliyor. Pınar Demir, 9 kişilik odada 20-22 kişi arkadaşıyla birlikte kalıyor. Ayrıca bazı odalarda çocuklar da var. 6 odaya neredeyse 130 kişi bırakılmış durumda. Pınar Demir’in en büyük şikâyeti ise ailesiyle ve dışarıyla iletişiminin koparılması…

Mektup Adresi:

Pınar Demir

Kampüs Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Tarsus - Mersin

 
 

Her karanlığın bir aydınlığı var

 

Hasan Gülbahar, 1981’de TİKKO üyeliği suçlamasıyla tutuklandı. 1991 yılında şartlı salıverilme kapsamında serbest bırakıldı. 1995’te yine TİKKO üyeliği suçlamasıyla 12 yıl 6 ay ceza aldı. Şartlı salıverilmesini yaktığı gerekçesiyle iki cezasını birlikte yatmasına ve 2017’ye kadar hapishanede kalmasına karar verildi. Kamuoyunda “4. yargı paketi” olarak bilinen düzenlemeyle Türkiye’nin en uzun süreli tutukluları Tahir Canan ve Muzaffer Öztürk’le birlikte Hasan Gülbahar’a da tahliye yolu açıldı. 11 Mayıs 2013 tarihinde tahliye edildi. Kendisine “dışarıda” bir hayat kurmaya çalışırken, bir firmada gece bekçiliği yapmaya başladı. Mersin İHD yönetiminde de görev alarak politik mücadelesini sürdürdü.

İlk kez 19 yaşında tutuklandı

Gülbahar’a 1.5 yıllık özgürlükten sonra yeniden hapishane yolu göründü. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararını Yargıtay’a götürdü ve Gülbahar’ın 5.5 yıllık hapis cezasının infazına karar verildi. Bu karardan haberi olmayan ve yarım bıraktığı akşam ticaret lisesi eğitimini sürdürebilmek için girişimde bulunan Gülbahar, 9 Ekim günü gözaltına alındı ve Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.

19 yaşında ilk kez tutuklanan ve bir-iki soluklanma hariç 35 yıldır hapishanede olan Gülbahar, şu an 56 yaşında. Görülmüştür ekibine yolladığı mektupta şöyle diyor Gülbahar: “Birçok ülkeden en ağır yatış 20 sene. Bizde ise 30, infazı da yakarlarsa 36. Koşulları ve yaşananları saymıyorum bile! OHAL kalktı diye artık hemen her yerde kitap alımı, dergi yayın alımı başladı, bize yine yok. Uygulama bu denilip ne kitaplar veriliyor ne de haftalık sohbetlere çıkış var. Sporda bir adım atılıyor, ayda bir defa yeterli deniliyor. Revire çıkmak haftaları, bazen ayları alıyor. Bu koşullarda iyi olmaya, iyi kalmaya çalışıyoruz. Eh, her karanlığın bir aydınlığı vardır demeye devam edip çabalayacağız elbet, bunun için de. Yeter ki özlem ve düşlerimiz silinip kararmasın!”

Mektup Adresi:

Hasan Gülbahar

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu / Tekirdağ