The Wind That Shakes the Barley

Ken Loach’a 2006’da Altın Palmiye kazandıran film 1900’lü yılların ilk çeyreğinde geçen olaylar ve iç savaşı anlatıyor. Filmi ikiye ayırarak incelemek gerek. Birinci bölüm İngilizlere karşı verilen mücadele, İkinci bölüm ise İrlandalıların içsel çatışmaları ve temelde ideolojik farklılıktan uzlaşmacılarla sosyalistlerin iç çekişmeleriyle temellenen son bölüm...

İlk bölümde, gerilla taktiğiyle başarılı olmuş ve ulus bilinciyle hareket eden İrlandalıların haklı mücadelelerinin sonunda gelen başarıları ve İngilizlere karşı direniş anlatılıyor...

IRA’nın sosyalist kanadını oluşturan Dan ve Demian’ın mahkeme sahnesinde, Teddy ile giriştikleri ideolojik tartışma aslında bir nevi bugünleri gözler önüne sermesi bakımından filmin önemli sahnelerinden biri.

Özgür ve bağımsız İrlanda düşüncesinin sınırı var mı varsa nereye kadar sorusunun da cevabını oluşturan gelişmeler ikinci bölümün hemen başında betimlenirken IRA’nın içindeki farklılıklar iyice gün yüzüne çıkıyor ve farklı ideolojiler bu sorunun cevabını kendileri veriyor. 

Uzlaşmacılar, yani liberal kanat, kısmi bağımsızlığı kabul ederek İngilizlerin onlara sundukları anlaşmayı bir kazanç olarak görüp mevcut ele geçenleri koruma gayesiyle hareket etme pozisyonu alırken, sosyalist özgürlükçü kanat, halkçı söylemle duruşlarını gösteriyor. Bu noktada da bir iç savaş kaçınılmaz oluyor ve kardeş kanı akıtma bu filmde de ete kemiğe bürünerek gerçeğe dönüşüyor ve dramatik ve çok manidar bir sonla film sonlanıyor.


Hunger

Son yılların başarılı yönetmenlerinden Steve McQueen ve en sevilen oyuncularından Michael Fassbender işbirliği bulunan film, Boby Sands’in gerçek hikayesine odaklanıyor. Gördüğü şiddet sonrası açlık grevi yapan Sands’in bu süreci anlatılırken, politik söylemler ve o zamanın şartları da sert bir anlatımla beyaz perdeye aktarılıyor. 

Filmde ölüm orucu kısmını anlatan sahnelerden birinde Bobby Sands küvette yatmaktadır. İyice zayıf ve güçsüz kalmış bedenini küvetten çıkaracakken, nöbete yeni giren hasta bakıcının parmaklarında uda dövmesini görür ve yardım almaksızın doğrulmaya çalışır ve yığılır. Filmdeki bu sahne aslında tüm olanları birkaç saniyede açıklayıveriyor.

Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor.

McQueen’in az diyaloglu, uzun planlardan oluşan anlatımı ise gerçeklik duygusunu fazlasıyla izleyiciye aktarıyor. Daha doğrusu diyalogsuzluğuyla dikkat çeken filmde, sesler hakim. Sarsıcı sahnelerle dolu film Diyarbakır’daki ölüm oruçlarını hatırlatıyor. Fassbender’in de iyice tanınmasını sağladığı performansı neredeyse kusursuz. 


Bloody Sunday

1972 yılında Kuzey İrlanda’nın Derry kentinde yaşanan ve tarihe kanlı pazar olarak geçen İngiliz askerlerinin yaptığı katliamın olduğu büyük yürüyüş gününü anlatan filmin yönetmeni Paul Greengrass. Belgesel havasında ve gerçekliğe çok yakın bir tarzda çekilen film, ilk önce TV filmi olarak hazırlanmış ama daha sonra gösterim şansı da bulmuştur. STK’ların gösteri yapma kararından başlayıp, İngiliz askerlerinin onlarca kişiyi öldüresi sürecine kadar geçen zamanın anlatıldığı Bloody Sunday nispeten düşük bütçeli olmasına rağmen birçok filmden daha önemli bir yere sahiptir.


Crying Game 

1992 Neil Jordan imzalı bu Oscar adayı filmde, Britanya Ordusu mensubu Jody’nin IRA tarafından kaçırılış öyküsü anlatılıyor. Fergus adlı bir örgüt üyesi tarafından kontrol altında tutulan Jody, rehin alınma durumu arkadaşlığa ulaşınca Fergus’dan yapması için bir ricada bulunur ve olaylar başlar. IRA filmleri arasında savaşa az odaklanan film, bir imkansız aşk üzerinden ilerliyor ve büyük sürprizi ile uzun yıllar unutulmayacak bir etki bırakıyor. Oyunculuk performansları ise filmin en büyük kozu olarak karşımız çıkıyor.


Some Mother’s Son 

1981 yılında hapishanede gerçekleşen açlık grevi üzerinden ilerleyen hikayenin yönetmeni Terry George. Baş rolde ise harika performansı ile usta oyuncu Helen Mirren var. Oğlu hapishanede olan ve onu kurtarmak için politikaya atılmaya kadar her yolu deneyen bir annenin hikayesinin anlatıldığı film, duygusal olarak en öne çıkan yapımlardan. Süreç içerisinde daha da acımasız olan ve değişim gösteren annenin yarattığı duygu izleyenleri de derinden etkilemeyi başarıyor. Yine Bobby Sands karakterini ise ön saflarda bulmak mümkün.


Michael Collins 

Neil Jordan imzalı filmin IRA diğer filmleri arasında bira farklı bir yere sahip. Tarih olarak daha eski bir dönemden meseleye el atan filmin modern IRA’nın oluşumsal bazı bilgilerini aktardığını söyleyebiliriz. Bir kahraman olan Michael Collins’in hikayesini izleyiciye aktaran Jordan, başrolü de usta oyuncu Liam Neeson’a verir. Şimdilerin aksiyon yıldızı Neeson’ın o dönem için en uygun profil olduğunu da belirtmek gerek. Dublin Posta Binası kuşatması ve sonrasına geçen hikaye aksiyon sosu olarak da diğer filmlerden bir tık üst seviyede.



In the Name of the Father

IRA filmlerinin neredeyse bir kategori olmasını sağlayan usta yönetmen Jim Sheridan imzalı bu film listenin açık ara en iyi filmi konumunda. Gelmiş geçmiş en iyi oyunculardan Daniel Day Lewis’in yine muhteşem performans sergilediği film, insan hakları ihlalini ve Londra yönetiminin terörünü perdeye yansıtıyor. 

Basit kaygıları olan saf İrlandalı genç Gerry Conlon, 70’li yıllarda Londra’ya gelir. Kendini hayatın akışına kaptıran delikanlı burada bir işgal evinde serbest bir hayat yaşayan gençlerle birlikte zaman geçirmeye başlar. Bir polis baskınında hiç ilgisi olmadığı 1974 Gyildford bombalamasından sorumlu tutularak tutuklanır. Yoğun fiziksel ve manevi işkencelerin baskısı altındaki Gerry’nin ömrünün sonbaharındaki masum babası da, suç ortağı olarak hapse atılır. Kadın bir avukatın yıllar süren çabalarının da yardımıyla, Gerry maruz kaldığı adaletsizliğe direnmeye başlar.Masum Garry Conlon ve babasının hapishaneye atılma süreci üzerinden ilerleyen film bir başyapıt olarak sinema tarihindeki yerini alıyor. 

 

KÜLTÜR SERVİSİ