Türk devletinin, Cizre’deki abluka ve saldırısı, 50. gününde devam ediyor. 130 bin nüfuslu Cizre’de 100 binden fazla insan tehcir edildi. Son sokağa çıkma yasağı süresince Cizre’de öldürülen sivillerin sayısı 75’e ulaştı. 11 gündür bir binanın bodrum katında mahsur kalanlar hala kurtarılmayı bekliyor. 28 kişinin 7’sinin hayatını kaybettiği bodrumun etrafı Türk güçlerinin zırhlı araçları, tanklarıyla kuşatılmış durumda. HDP milletvekillerinin hem Ankara’da hem de Şırnak ve Cizre’deki girişimleri sonuç vermedi. Türk devlet güçleri ambulans gönderilmesine, yaralılar halk tarafından alınmasına engel olduğu gibi saldırılarını sürdürdü. Bodrum katındakilerden üç gündür haber alınamıyor. Bir duvarı yıkılmış, giriş kapısı da molozlarla kapanmı bodrumda 6 gün önce su da bitmişti.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde Türk devlet güçlerinin saldırılarında yaralanan ve 10 gündür mahsur kaldıkları bir binanın bodrum katında hastaneye kaldırılmayı bekleyenlerden üç gündür habe alınamıyor. En son üç gün önce İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşen HDP’li milletvekillerinin irtibat sağlayabildiği yaralılarla o saatten sonra irtibat kurulamadı. Yaralıları almak için yapılan girişimler ise yine devlet güçleri tarafından engelleniyor. 

Önceki gün aralarında yaralılardan bazılarının annelerinin de bulunduğu 11 kadın, yaralıların bulunduğu Cudi Mahallesi’ne yürüdü, fakat Türk güçleri tarafından gözaltına alındı. 

Serbest bırakılan kadınlar, binanın dış bahçe kapısına kadar ulaştıklarını anlattı. Kadınlar yaralıların bodrumunda bulunduğu binanın arka cephesinin tamamen yıkıldığını önce cephesinin ise sadece 2 katının kolanlarının göründüğünü ve evin girişinin moloz yığınları ile dolu olduğunu gördüklerini aktardı. 


Yerle bir edilmiş

Esmer Tunç, bölgenin saldırılarla yerle bir edilmesi nedeniyle mahalleyi tanımakta güçlük çektiklerini ifade eti. Tam binadan içeri girecekleri sırada polislerin kendilerine hakaret ederek gözaltına aldığını dile getiren Tunç, sonrasında maruz kaldıklarını ise “Bizi orada kuşatmaya aldılar, emniyete götürdüler. Bize hakaretler edip kıyafetlerimizi çıkarmamızı istediler. Resimlerimizi çektiler. Parmak izi ve fotoğraf aldılar. Kimin bizi gönderdiğini sordular. Biz de ciğerimiz yandığı için gittiğimizi söyledik” diyerek aktardı.


Bina etrafında yangın vardı  

Grubun içerisinde yer alan kadınlardan Ayşe Güven ise yaralıların bulunduğu sokağa girdiklerinde polislerin ‘gitmeyin bomba var’ diyerek kendilerini korkutmaya ve durdurmaya çalışmasına rağmen yollarına devam ettiklerini kaydetti. Güven, karşılaştıkları manzara ve sonrasında yaşananları ise şu sözlerle anlattı: “Sokak diye bir şey kalmamıştı. Birbirimizin elini tutarak binanın yanına gittik. Binanın 2’nci ve 3’üncü katı tamamen yıkılmıştı. Binanın etrafına diğer yıkılmış binalar çökmüş. Binanın etrafı da tanklarla kuşatılmış. Biz binanın halini görünce korktuk. Sokak korkutucuydu. Sokak diye bir şey kalmamıştı. Binaya yakın birçok evde yangın vardı. Az kalmıştı biz binaya girecektik. Binanın etrafına kepçeyle toprak koymuşlardı. Biz bağırdık, seslendik belki çocuklarımız sesimizi duyar diye, ama bir ses gelmedi.” 


‘Başımıza silah dayadılar’ 

İçeri girmenin yollarını aradıkları sırada polislerin etrafını sardığını söyleyen Güven, “Başımıza silah dayadılar. Bize hakaret ettiler. Oradan Terörle Mücadele’ye götürdüler. Hakaretler devam edip ‘Biriniz kalana kadar bu yasak devam edecek’ dediler. Sonra hastaneye götürüp bıraktılar” diye konuştu.


Sarıyıldız: İğrenç bir mizansen

DİHA’ya konuşan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ise yaralıların annelerinin binanın bahçe kapısına kadar ulaştıklarına dikkat çekerek, resmi açıklamalarda iddia edildiğinin aksine binaya ulaşılmaması durumunun olmadığının bir kez daha kanıtlandığını ifade etti. Sarıyıldız, “Anneler dış kapıya kadar gidebilmişler ama devlet güçleri ‘hemen dönün’ diyerek kendilerini çevirip gözaltına aldı. Oraya ulaşılmaması gibi bir durum yok. Ama binaya çatışmalardan dolayı gidilemiyor iddiasıyla iğrenç bir mizansen ortaya koyuluyor. O anneler oraya kadar çocuklarını çıkartmak için ulaştılar ama yine engellendiler. Orada insanlar şu an ölüme terk edilmiş durumda” dedi.


TTB ve SES engelleniyor

Yaralıların çıkartılması ve tıbbi müdahale için Cizre’ye girmek isteyen TTB ve SES üyesi 14 gönüllü sağlık emekçisinin ilçeye girişleri de Valilik kararı gösterilerek iki kez engellendi. Sağlıkçılar dün yeniden Cizre’ye girmek için Midyat’tan yola çıktı. Midyat’tan Nusaybin üzeri Cizre’ye gitmek isteyen sağlıkçıların, ambulansının önü Midyat çıkışında özel harekat polisleri ve zırhlı araçlarla kesilerek Valilik kararı bulunduğu ve geçişlerine izin verilmeyeceği belirtildi. Sağlıkçılar engellemenin ardından tekrar Midyat’a döndü. Sağlıkçılar, öğleden sonra İdil yolu üzerinden tekrar Cizre’ye girmeye çalıştı, ancak yine engellendi. 


Yaralıların aileleri denedi

Yaralıların aileleri, dün Cizre’ye gitme kararı aldı. Yaralılardan Dersim Aksoy, Feride Yıldız, Mehmet Yavuzel, Rohat Aktaş ve Ali Fırat Kaplan’ın anneleri ve yaşamını yitiren Cihan Karaman’ın ailesi, HDP milletvekilleri Ali Atalan ve Burcu Özkan ile din alimlerinden oluşan grubun geçişine izin vermeyen özel harekat timleri, gruba hakaretler yağdırdı. Milletvekillerinin, İçişleri Bakanlığı ve valilik nezdinde telefonla yaptığı görüşmelerden de sonuç çıkmadı. Bir özel harekat amiri, polislere, “Müdahale pozisyonu al” talimatı verdi. Engellemeye tepki gösteren yaralılardan Rohat Aktaş’ın annesi Meliha Aktaş, özel harekat amirine, “Sizin çocuklarınız bir evin bodrumunda günlerce yaralı halde bekletilseydi ne yapardınız?” diye sordu. Polis amiri ise “Bizim de şehitlerimiz var” demekle yetindi. Grubun bekleyişi sürdü.


Açlık grevindeki vekillerin çabası

Cizre’deki vahşete karşı açlık grevi yapan ve vahşetin son bulması için girişimlerini sürdüren HDP’li milletvekilleri, dün itibariyle sonuç alamadı. İçişleri Bakanlığı gibi konunun muhatabı makamlarla görüşen vekillere yereldeki otoritenin etkinliği ve şartlar ileri sürülerek yol alınamıyor. Vekiller, dün bütün girişimlerini; ses kayıtlarıyla birlikte medya ile paylaştı ve endişilerini dile getirerek acil müdahale istedi.


BM’den acil çağrı istendi

HDP’li vekiller, vahşetin son bulması amacıyla Birleşmiş Milletler  (BM)Türkiye Temsilciliği ile acil bir görüşme gerçekleştirerek, Cizre’de yaşanılanlara ilişkin BM nezdinde acil çağrıların yapılmasını talep etti. 


AB ve kurumları etkin olsun

Ayrıca HDP’li vekilleri, Avrupa Birliği(AB) Türkiye Delegasyonu Büyükelçisi ve beraberindeki heyet ile görüşme yaptı. Bu görüşmede de Cizre’de sivil yurttaşlara yönelik vahşetin AB’yi doğrudan ilgilendirdiği, yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlali ile ilgili Türkiye’nin, taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri ve AİHM’in tedbir kararlarını hiçe saydığı vurgulandı. Bu konuda Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi başta olmak üzere yetkili tüm kurulların daha etkin açıklamalar ve girişimlerde bulunması gerekliliği ifade edildi. 


BM’den Türkiye’ye çağrı

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Raad Al Hussein, Cizre’den gelen görüntülerin şoke edici olduğunu belirterek, Türkiye’yi insan haklarına saygılı olmaya çağırdı. 

Al Hussein, dün konuya ilişkin basın açıklaması yaptı. Cizre’de sivillere yönelik saldırıları dikkat çeken Al Hussein, “Kameraman Refik Tekin tarafından çekilen görüntüler gerçekten de şok edici. Videoda açık bir şekilde ellerinde silah olmayan sivil bir grup görünüyor. Bir kadın ve bir erkeğin elinde beyaz bayrak var. İçinde cenaze olan bir el arabasını iteliyorlar. Bu esnada yolun diğer tarafında askeri zırhlı bir araç görülüyor. Ateş ediyor. Refik Tekin’e de kurşunların isabet ettiği görülüyor. Tekin görüntü almaya devam ediyor. Görüntülerde akan kanı görebiliyoruz. Tekin, Mardin Devlet Hastanesine kaldırılıyor. Fakat burada polis gözetiminde tutuluyor. Bulunduğu odanın kapısında polis bekliyor. Ve kendisi ‘bölücü terör örgütüne’ üye olmakla suçlanıyor’” diye konuştu.

Tekin’in şu anda polis gözetiminde Mardin Devlet Hastanesi’nde tutulduğunu hatırlatan Al Hussein, Tekin’in ayrıca “bölücü terör örgütü” üyeliği suçlamasıyla gözaltı emrinin olduğunu belirtti.


Görüntülemek değil, yapmak suçtur

“Suç olan bir vahşeti görüntülemek değil silahsız sivil insanlara ateş açmaktır” diyen Al Hussein, “Muhakkak buradaki soruşturma derinleştirilmelidir. Bu videoyu izledikten sonra bugün Türkiye’nin doğusunda, Cizre’de, dünyadan saklanan acaba daha başka neler yaşanıyor sorusu akıllara gelmektedir” dedi.

Türkiye hükümetini insan hakları saygılı olmaya çağıran Al Hussein, “Türk yetkililer Temmuz-Aralık 2015 tarihleri arasında 250 askeri personelinin öldüğünü belirtiyor. Ancak Türkiye devleti güvenlik amaçlı yaptığı operasyonlarda insan haklarını korumak zorundadır. Burada yaşanan hak ihlallerine ilişkin etkin bir soruşturma açılmalıdır” şeklinde konuştu.


İhlal raporları geliyor

BM İnsan Hakları Komiserliği’nin Amed, Cizre ve Silopi olmak üzere Türkiye’nin doğusunda çok sayıda hak ihlali raporu aldıklarına dikkat çeken Al Hussein, “Geçici güvenlik bölgeleri, sokağa çıkma yasakları gibi uygulamalar nedeniyle halkın sağlık başta olmak üzere temel hizmetlerden yararlanamıyor. Söz konusu uygulamalar sosyal ve ekonomik haklar konusunda ciddi sorunlar yaratmakta. İnsanlar su, elektrik ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılama konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır” şeklinde konuştu. 


Ölüm mangaları talimatlı

Asker ve özel harekat polislerinin binanın etrafını sardığını ve adeta yaralıların hayatını kaybetmesini beklediğine dikkat çeken HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, ANF’ye yaptığı açıklamada, şunları söyledi: “Bu ölüm mangaları özellikle ölsünler diye orada nöbet tutuyorlar. Çünkü bu ölüm mangaları mahalleyi terk etmeyen herkesi ama herkesi katletmek üzere bölgeye gönderilmişler. Yargılanmaktan da korkmuyorlar çünkü hükümet ve devlet yetkililerinden öyle talimat almışlar… Yaralılar 6 gündür tek damla su almış değiller ve bu insanlar oluşan yaralardan da ölmeseler susuzluktan ölecekler. Cizre’de şu anda göz göre göre bir savaş ve insanlık suçu işleniyor…” 


 ŞIRNAK