Yaşanan direnişte büyük bir kırılma yaşayan Türk ordusu aralarında sivillerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi katletti.  Katledilenlerden hala cenazeleri alınamayan onlarca kişi var. Aylardır kent kent dolaşıp çocuklarını arayan ailelere DNA testinin sonuçları çıkmadığı iddiasıyla işkence çektirilmeye devam ediliyor. Öyleki 8 aydır DNA test sonucunun çıkmasını bekleyen aileler. 


Sur’da 16 cenaze kimsesizler mezarlığında

Türk devletinin operasyonlarının Mart ayında sona erdiği, sokağa çıkma yasağının hala kısmi olarak devam ettiği Sur’daki direnişte şehit düşenlerden hala cenazeleri alınamayanlar var. Cenazelerine ulaşmak için DNA örneği veren ailelere ise keyfi olarak aylardır yanıt verilmiyor. Sûr’da şehit düşen 58 kişinin cenazesinin aileleri tarafından alınıp defnedildiğini kaydeden Dicle, MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle, “Hala Antep, Malatya, Elazığ ve Amed’de kimsesizler mezarlığında 16 cenaze var. Cenazelerini arayan ailelerin DNA testi sonuçlarını bekleyişleri sürüyor. DNA sonuçlarını sekiz aydır bekleyen aileler dahi var” dedi. 


Cenazesi hala Sur’da

Direnişte şehit düşen ve Sur’da yoldaşları tarafından defnedilen Hakan Aslan’ın cenazesine de henüz ulaşılamadı. Yapılan girişimler sonucu Sur’da defnedildiği belirtilen yerlerdeki aramalardan sonuç çıkmadı” diye konuştu. 


Defin de engelleniyor 

Kürtlere karşı düşman siyasetinin uygulandığını vurgulayan Dicle, Silvan’da yaşanan çatışmada şehit düşen 3 gerillanın kimlik tespitlerinin de yaklaşık bir aydır yapılmadığını belirtti.

Amed’deki cenaze törenlerinin de devlet engeline takıldığına işaret eden Dicle, “Yetkililer OHAL var diyerek kasti bir şekilde ailelerin cenazelerini alıp defnetmesine izin vermiyor” diye belirtti. 


Nusaybin’de 46 cenaze bekliyor

Mardin Nusaybin ilçesinde 99 süren öz yönetim direnişinde şehit düşen 58 kişinin cenazesi ilçeden çıkarıldı. Cenazelerden 12’sinin ailesine teslim edildiğini bildiren Nusaybin MEYA-DER Temsilcisi Şerif Çelik, 27 cenazenin Urfa, 7’sinin Mardin’de kimsesizler mezarlığında defnedildiğini; kalan cenazelerden 4’ünün Amed’de 8’inin ise Kızıltepe’de morgda bekletildiğini aktardı. 


Ailelere DNA işkencesi

Nusaybin’de de diğer kentlerde olduğu DNA iskencesinin sürdüğüne dikkat çeken Çelik ailere yaşatılan mağduriyeti şöyle anlattı: “Yetkililer isterlerse DNA testi sonuçlarını bir kaç günde sonuçlandırabilir. Ancak insanları süründürme çabasına girdikleri için aileleri kaymakamlıktan savcılığa oradan nüfus müdürlüğüne yine oradan da hastahaneye gönderip gerekli olmayan bir sürü bürokratik işlem yaptırıyorlar. Ayrıca işlemler için gerekli belgeleri keyfi olarak imzalamayan savcılar da halkı perişan ediyor.”


Cenazeler molozların altında

14 Mart’ta sokağa çıkma yasağının kısmen kaldırıldığı Nusaybin’de tel örgülerle çevrili olan Abdulkadir Paşa, Fırat, Dicle, Yenişehir, Zeynel Abidin ve Kışla mahallelerinde hala cenazeler olduğu biliniyor. Çelik, “Etrafı tellerle çevrilen mahallelerde 20-30 kadar cenazenin daha olduğunu düşünüyoruz. Mahallelere girip cenazeleri almak için yetkililerden izin istedik. Ancak polis engellemeleriyle karşılaştık. Şu anda o mahallelerde yıkım devam ediyor bu yüzden cenazeler molozların altında kalıyor ve molozlarla birlikte kamyonlara yüklenip atılıyor” diye konuştu. 


Cenazeler karıştırıldı!

Türk devletinin son altı aydır Kürtlere yönelik başlattığı katliam politikasını uyguladığı bir başka adres olan Gever’de ise 77 kişi katledildi. Çoğu cenazenin Erzurum’da kimsesizler mezarlığına defnedildiğini aktaran MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle başka yerlerden gelen cenazelerle birlikte Erzurum’a götürülen cenaze sayısının 108 olduğunu söyledi. 

Erzurum’da 51 cenazenin teşhisinin yapıldığını aktaran Dicle, 53 cenazenin ise korsanca kimsesizler mezarlığına defnedildiğini aktardı. Ailelerle adeta dalga geçildiğini vurgulayan Dicle şöyle konuştu: “Yetkililer, kimsesizler mezarlığında hangi mezarda hangi cenazenin olduğunu karıştırmış. Hangi DNA örneğinin hangi cenazeye ait olduğu bilinmiyor. En son bu yüzden bir aileye çocuğunuz diye 5 ayrı cenaze verilmişti. Mezarları tekrar açıp cenazelerden yeniden DNA örnekleri alınıp, aynı işlem tekrarlanacak, cenazeye ve ailesine yeniden eziyet yapılacak.” 

Son olarak geçtiğimiz salı Erzurum’dan YPS’li Davut Yıldırım’ın cenazesi teşhis edilerek ailesi tarafından alındı. YPS’li Yardımcı Gever’e bağlı Meşkan köyünde defnedildi.






Gördüklerimi ömrübillah unutmam!


Kürt gençlerinin katletmekle kalmayıp cenazelerine de işkence yapan Türk devleti kimi cenazeyi yaktı, kimini tankların atında ezdi. Cenazeler üzerinde yapılan işkence ve tahribata  cenazeleri yıkarken tanıklık eden Ayşe Dicle’nin anlattıkları vahşetin geldiği boyutu gözler önüne seriyor. 

Sorumuz üzerine derin bir iç çekişle dökülüyor sözler dudağından Dicle’nin. Titrek bir sesle, “Gördüm” diyor ardından bir müddet duraksayıp devam ediyor. “Ben bir kadın olarak  cenazeleri yıkayan kadına yardım etmek için cenazenin yıkandığı yere giriyorum her seferinde” diyor ve keskin, sert ifadelerle devam ediyor: 


Ailesi kaşından tanıdı 

“Cenazelere yapılan işkencelerin tarifi yok. Gençlerin cenazelerine yapılanlar vahşet. Gever’den bir kadın cenazesi gelmişti. O gün orada gördüklerimi ömrübillah unutamam. Kadını katlettikten sonra vücut uzuvlarını kesmişler ve vücudunun bir bölümünü tankın altından geçirip ezmişler. Geri kalan kısımlarına yakıcı bir madde döküp cenazesini kömürleştirmişlerdi. Ailesi kızını yanmamış bir kaşından tanıyabilmişti.” 


Tüm saç ve deri aşınmıştı

Sûr’da şehit düşen İsa Oran ve Mesut Seviltek’in cenazelerini de gördüğünü aktaran Dicle, devam ediyor anlatmaya: “Mesut’un cenazesi 28 gün devlet güçlerinin elinde kalmıştı. Ailesi cenazeyi almak için açlık grevine girmişti. Cenaze aileye verildiğinde Mesut’un kafatasına döktükleri bir maddeyle kafasındaki tüm saç ve deri aşınmıştı. Adete bizim evde temizlik yaparken çamaşır suyu döktüğümüz zeminlerde oluşan beyazlık gibi bir hal almıştı. Kafatasının bir kısmında sadece diş, kemik kalmıştı. Bu vahşeti cenazeyi bize vermeden önce yapmışlardı. Çünkü başının bir kısmında kan izlerinin bıraktığı morumsu lekeler hala vardı. 


Yüzlerce kurşun izi vardı 

İsa Oran’ın cenazesinde ise yüzlerce kurşun deliğinin izleri vardı. En son Azize Önkol’un cenazesini aldık. Cenazeyi yıkamak için köye götürdük orada cenazenin uzun bir süre güneş altında bekletilmiş olduğunu gördük. Cenazenin belden yukarısı da  tahrip edilmiş neredeyse yok etmişler diye biliriz. 


Tarih bir gün hesap soracak

Bu son yaşanan çatışmalı süreçte buralardan yüzlerce genç geldi geçti. Yaşamını yitirenlerin hepsine bu vahşet yaşatıldı. Bu vahşetleri yapanlarla aynı cins canlı olduğum için kendimden utanıyorum.  Anlayamıyorum bir anne baba evladı olan bir canlı nasıl bunca hunhar olabilir. Tarih bir gün bu vahşeti yapanları yargılayacak ve bunlardan hesap soracaktır.”