Kadının özgürlük düzeyi toplumsal bütün özgürlüklerin anahtarıdır denilebilir. Çünkü kadın özgürlük sorunu kendi içerisinde gelmiş geçmiş bütün köleliklerin katlanarak yeniden üretilmesinin bütün potansiyellerini içerisinde barındırıyor. Toplumu da, kadını da, erkeği de bütün egemenlik operasyonlarına açık hale getiren; özgürlük, demokrasi değerlerine kapatan bir sorundur aynı zamanda. Ve bu haliyle bütün savaşlardan daha derine nüfuz eden ve onları katbekat aşan sonuçları vardır.

8 Martlar bu çerçevede giderek daha farklı nitelik kazanıyor; Ortadoğu’da bir ruh ve özgür yaşamla buluşan bir direniş hattı oluşturuyor. Bu ruh siyasetin demokratikleşmesi, yaşamın daha özgürlükçü değerlerle kültürleşmesi, toplumsal zekanın daha esnekleşmesi,  kapsayıcılık ve zenginlik kazanmasının zeminini kesinlikle güçlendiriyor. Bu da Ortadoğu toplumlarının direncini, demokrasi ve özgür yaşam arayışlarını daha güçlü kılıyor. Bu gelişim önümüzdeki yıllarda daha çarpıcı hale gelecektir. Ortadoğu’da derinden seyreden,  köklü bir mücadele alanı ve zemini dalga halinde gelişmektedir.
Bu yıl 8 Mart’ın şöyle bir özelliği ve diğer yıllara göre farklılığı var. Ortadoğu’da günümüze kadar bir yandan kültürel bir direnç ve sessiz bir protesto halindeki milyonlarca üstü örtülü kadın gerçekliği; diğer yandan çoğu kez Batının modernist kalıpların sınırlarında aslında liberal kadın özgürlük anlayışlarının geriden bir taklidi olan biraz marjinal kimi sınırlı dernek ve grupları fazla aşmayan kadın hak arayışları vardı. Özellikle akademik çevrede ve edebi alanda çok değerli çalışmaların olduğunu vurgulamak gerekiyor. Yine özellikle ulusal kurtuluş ve devrimci sosyalist hareketler içerisinde azımsanmayacak bir kadın militanlığı gelişmiştir. Kadın bilinçlenmesi, iradeleşmesi ve özellikle militanlığı önemli bir gelişme katetmiştir. Kadın cephesi, parti kadın kolları ve sınırlı düzeyde kadın sivil toplum örgütlenmeleri oluşmuştur. Fakat bunların çoğu kendi sınırları içerisinde iç gündemlerine sıkışmış bir durumda, birbirinden kopuk, parçalı ve ayakları toplumsal zemine fazla basmayan bir yapıdaydılar. Son iki yıldır bu tabloda önemli değişimler oldu.
Başta kadın özgürlüğünün felsefik ve çizgisel gelişimi, kadın ordulaşması ve kadın özgürlük partileşmesinin bölge çapında daha somut ve görünür kazanımlarla ortaya çıkması,  özellikle  Rojava Devrimi ile birlikte Ortadoğu’ya doğru bir esinti yaratmıştır. Kürt Kadın özgürlük hareketinin gelişim çizgisi özellikle son iki yıl içerisinde bütün Ortadoğu ve dünya için daha görünür hale gelmiştir.
Yüzbinlerce kadının örgütlü bir iradeye kavuşması, özgür toplum inşasında kapsamlı yönetim görevleri üstlenmesi, onbinlerce genç kadının özgürlük ve demokrasi değerleri uğruna özsavunma gücü halinde hegemon erkek egemenlikli uluslararası güçlerin en kirli vurucu gücü olan çetelerle savaşması, 35 yıllık Kürt kadın özgürleşmesinin geldiği düzeyi ortaya koyar nitelikteydi. Kadının serhildan gücü giderek daha fazla politikleşen bir toplumsal inşa gücü kazanıyor. Bu etkinin Ortadoğu çapında hızla kendi akış kanallarını bulacağı kesin.
Özellikle 2013 yılında gerçekleştirilen 1. Ortadoğu Kadın Konferansı, Kürt Kadın Ulusal Kongre çalışmaları ve hem Güney Kürdistan’da, en son da Avrupa’da gerçekleştirilen Jineoloji –Kadın Bilimi- konferanslarının ve özellikle Rojava’da ilan edilen kantonlarla birlikte Arap, Süryani ve Hıristiyan halklardan kadınların bu demokratik sisteme katılım düzeyi ortaya çıkardığı sonuçlar çarpıcıdır. Bu zeminler Türkiye, Afganistan, Mısır, Filistin, Tunus, Filipinler, Avrupa ve Latin Amerika’daki kadın hareketlerinin ilgisi ve giderek ortak örgütsel dayanışma ve ortaklaşma mekanizmalarını açığa çıkarmıştır. Önümüzdeki süreçte bu gelişmenin sadece diplomatik ve dayanışmayı esas alan kimi örgütsel mekanizmaları aşacağını şimdiden belirtebiliriz. Ortadoğuda kadın henüz söyleyeceklerini  söylemedi.
Özellikle Ortadoğu’da yaşanan kaos ve köklü toplumsal sorunlarda kadının giderek daha fazla toplumsal, siyasal bir aktör olarak ortaya çıkacağı, büyük bir aydınlanma ve en önemlisi de büyük bir ayaklanma ve çözüm gücü olarak ortaya çıkacağı kesindir. Bu yıl 8 Mart’ına rengini veren ve büyük heyecan yaratan işte kadının bu büyük serhildan ruhu ve siyasal gücü olmaktadır.
Her türlü erkek-egemenlikli sisteme ve onun dayattığı kaos-savaş, yoksulluk, açlık, işsizlik ve cehalete karşı jin-jiyan  ekseninde demokrasi ve özgürlük duruşu 8 Mart’la daha fazla açığa çıkmaktadır. Artık Ortadoğu’da kadın için yaşam, demokrasi ve özgürlük duruşunda hep mücadele anlamına gelmektedir. Her 8 Mart bu anlamda serhildan ruhunda büyük bir politik bilinç ve toplumsal irade ile kadın ve yaşam gerçekliğine çekilme; her türlü sömürgeciliğe, asimilasyona, soykırıma ve faşizme karşı direniş ruhunu yükseltme günüdür. Kürt kadınları bunun onuru ve gururu ile her günü 8 Mart ruhu ile alanlarda halkların demokrasi ve özgürlük mücadelesinin kıvılcımını yakmaktadır. Halkların yeniden doğuşu olan özgürlük ateşi Newroza uzanan görkemli serhildan, 8 Martın gerçek rengi ve ruhudur!
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bütün kadınlara kutlu olsun! Her 8 Mart Ortadoğu’da kadın baharlaşması olsun!