Schneider, ‘Berliner Zeitung’ gazetesine verdiği demeçte, Almanya’nın gerçekte çoktan bir ‘Borçlar Birliği’ne dahil olduğunu, sadece Yunanistan yardım paketi kapsamında 310 milyar Euro’ya kefil olmakla kalmadığını, aynı zamanda çok daha yüksek rakamlarla Avrupa Merkez Bankası’nın transaksiyonlarına da teminat verdiğini söyledi.
Schneider, özellikle Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) eleştirerek, buradaki karar mekanizmasının şeffaf ve demokratik olmadığını iddia etti. ECB’de Almanya’nın da Malta gibi yalnızca bir oy hakkının bulunduğunu belirten Schneider, her zaman aleyhine karar alınabileceğini kaydetti.
Sosyal demokrat politikacı, bütçe açıklarını ECB üzerinden gideren bir Euro krizi mücadelesinin en kötü yöntem olduğunu, ancak Başbakan Angela Merkel’in buna rağmen bu yolu tercih ettiğini vurguladı. Schneider, Merkel’in yüksek miktarlarda kefaleti gerektiren kararları bu şekilde Federal Parlamentonun onayına sunmadan alabildiğini öne sürdü.
Ayrıca Schneider, Avrupa’da mali sektöre transaksiyon vergisi getirilmesini ve servet sahiplerinden de vergi alınmasını talep etti. Vergi kaçakçılığını önlemek için, sermaye trafiğinin özgürlüğü prensibinin ‘kutsal ineğe’ dönüştürülmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
BERLİN