İngiltere Gündemi
Britanya’nın köklü demokrasi ve siyasal yönetim tarihinde belli aralıklarla işlev ve güç kaybı yaşasa da 21. yüzyıla kadar ayakta kalmayı başaran Lordlar Kamarası bugünlerde genç “avam elitlerin” yeni bir siyasi operasyonuyla yeniden karşı karşıya. Kraliçe, kilise ve Parlamento’da grubu bulunan partilerin temsil oranına göre liyakat yoluyla atadığı Lordların bundan sonra tıpkı Avam Kamarası üyeleri gibi halk oyuyla seçilmesi gündemde. Ancak Lordların seçilme biçimi ve sayılarını sınırlamayı amaçlayan tasarının zamanlaması hükümet ile Lordlar arasında bir süreden beridir yaşanan gergin bir döneme denk gelmesi açısından dikkat çekiyor.
Son yıllarda bireysel özgürlükler ve insan haklarıyla ilgili kimi tartışmalı yasaları veto etme ve lobicilik faaliyeti dışında pek varlık göstermeyen Lordlar, bir süredir ülkenin sosyal ve ekonomik hayatını etkileyen yasalar konusunda daha fazla söz alıp toplumun savunmasız ve alt kesimleri lehine yetki kullanıyorlar.
Britanya’da 2010 yılının Mayıs ayında yapılan genel seçimlerden sonra Muhafazakar Parti’nin Liberal Demokrat Parti’yi yedeğine alarak oluşturduğu koalisyon hükümetinin her alandaki ağır sosyal kesinti politikalarını ne öğrenci gösterileri ne de ülke tarihinin en büyük grevleri şu ana kadar durdurabildi.
Tarihsel bir ironi olsa gerek, Parlamento’daki varlık gerekçesi aristokrasinin çıkarlarını korumak olan Lordlar ile hükümet arasında yaklaşık bir yıldan bu yana, daha çok alt sınıfların sosyal ve ekonomik haklarıyla ilgili soğuk bir savaş yaşanıyor.
Hükümetin, ekonomik krizin en fazla vurduğu alt sosyal kesimlerin durumunu gözetmeden düzenlediği yasa değişikliklerini onaylama konusunda ayak direyen Lordların popülaritesi halkın nezdinde hiç bir dönem bu kadar tavan yapmamıştı herhalde.
Koalisyon hükümetinin kamu alanında kesinti yapmayı hedefleyen kilit önemdeki yasal değişiklik tasarılarının önemli bir kısmı insani gerekçelerle Lordlar Kamarası’ndan geri dönmüş durumda.
Ulusal Sağlık Servisi’ni büyük ölçüde özelleştirecek ve sağlık hizmetlerinde kalitenin düşmesine yol açacak tartışmalı Sağlık ve Sosyal Bakım yasa tasarısını veto eden Lordlar, Başbakan David Cameron’un sosyal yardım sisteminde devrim niteliğinde bir değişiklik olarak sunduğu Sosyal Yardım Reforum yasasını ise yoksullar, hastalar, yaşlılar ve engelliler için ciddi riskler oluşturduğu gerekçesiyle ret ettiler. Lordlar’ın son müdahalesi Hukuki yardımlarla ilgili düzenlemeye yönelik oldu. Belli bir gelirin altındakilere verilen Hukuki destek yardımlarını büyük ölçüde kıstlayan ve özellikle boşanma durumlarında kadınları ve çocukları savunmasız durumda bırakacak tasarıya da geçit vermeyen Lordlar hükümete “medeni” bir toplum olmanın asgari gereklerini hatırlattılar.
Yoksulların hayatını cendereye çeviren sosyal yardım kesintileri dışında neredeyse hiçbir konuda tam mutabakat sağlayamayan Başbakan Cameron ile ortağı Nick Clegg’in ülkenin ekonomik “gerçeklerini” gözetmeden karar veren “humanist” Lordlara karşı bir süredir bir by-pass planı üzerinde çalıştıkları dile getiriliyordu.
Ancak 9 Mayıs’ta Parlamento’nun yeni dönem çalışma takviminin açıklanmasıyla bu planın detayları da ortaya çıkmaya başladı. Mayıs ayının başlarında yapılan yerel seçimlerden ağır bir yenilgiyle çıkan Muhafazakar Parti ile Liberal Demokrat Parti koalisyonunun bu yıl gündeminde başta bankacılık yasası olmak üzere telekomünikasyon, sosyal bakım, çocuk ve aile, adalet ve güvenlik, seçmen kütükleri, kamu emekliliği, suç ve mahkemeler, vakıflar ve basın yasasının yanı sıra kamuoyunda epey tartışılacak “Lordlar” reforumunun da olduğu anlaşılıyor. Muhalefetteki İşçi Partisi’nin kendi programında da bu monarşik kurumun yeni baştan düzenlenmesine ve üyelerinin halk oyuyla seçilmesine yönelik vaadler var, ancak parti hükümetin dizginsiz kesinti politiklarını daha rahat hayata geçirmek için bir engel olarak gördüğü Lordlara bu dönemde “çeki-düzen” verme girişimine kuşkuyla yaklaşıyor.
Modern Britanya siyasetinde bir tür “akil adamlar” işlevi gören Lordların seçimle iş başına gelmesi demokrasi hanesine yazılacak bir artı gibi görünse de, halktan epey kopuk “seçilmiş avam elitlere” zaman zaman “vicdan” hatırlatmasında bulunabilen bir kurumun işlevsizleştirilmesine sevinmek ise tuhaf bir tezat oluşturuyor. Evet, Britanya Parlamentosu tarihinde bir kez daha “avamlar” ile “Lordlar” arasındaki güç kapışmasına sahne olacak gibi. Ancak bu sefer kimin daha “ilerici” kimin daha “gerici” olduğu biraz tartışmalı...
‘Avam Elitlerin’ ‘Hümanist Lordlarla’ imtihanı