Bir de Kürt kökenliler var. Kürt
olduğunu değil de Kürt kökenli olduğunu söyleyenler. AKP’li vekillerden
tutun da tv ekranlarında, gazetelerin magazin eklerinde tonlarcası var
bunların. Neden Kürt değil de Kürt kökenli? Örneğin Tayyip Erdoğan da
konu açılınca „benim Kürt kökenli vatandaşlarım“ diyor da Kürt
vatandaşlarım demiyor. Çünkü onun „vatandaşları„ Kürtler değil, Kürt
kökenliler oluyor. Aslında “Kürt kökenli Türkleri” kastediyor. Böyle bir
kavram olur mu olmaz mı tartışmasını bir yana bırakıp kimlerden
bahsettiğini söyleyelim biz.
Kürt kökenliler, kimliğini ancak
devletin çizdiği sınırları gözeterek açıklayanlar oluyor. Ki o sınırlar
da anayasada açık seçik belli. Anayasanın 3. maddesi „devletin ve
milletin bölünmez bütünlüğü“ diye başlar. İşte o belirlemedeki „milletin
bölünmezliği“ ifadesi Kürt kimliğini reddediyor. Herkesin „kökeni varsa
bile Türk“ olduğunu, olması gerektiğini söylüyor. Zaten Kürt kökenliler
de etnik kimliklerini ancak bu şekilde, yani devletin emrettiği biçimde
açıklayabiliyor.
Kürt kökenli Türklerden bolcası var. Öncelik
iktidara yakın duranlarda elbette ki. Çıkarları doğrultusunda
iktidarlarla ilişkilenen bu kesimler, Kürt kimliğini açıktan
sahiplenmez, devletin kırmızı çizgilerini gözetirler. Çıkar ilişkisinin
yanı sıra devletin gazabından korkanlar da aynı kulvarda gezerler.
Çeşitli nedenlerden dolayı asimile olmuşlardır. İşin traji-komik olan
yönü ise bu kimlikleriyle Türk tarafında da yeterince kabul
görmemeleridir. Köklerinden yeterince kopamadıkları için Kürtlükleri hep
sırıtmıştır. Türklere göre onlar; asimile edilememiş, yeterince Türk
olamamışlardır. Anlayacağınız iki arada bir derede kalmışlardır.
Hangi
dilde konuşursa konuşsun Kürtlerle Kürt kökenlileri birbirinden ayırmak
hayli kolaylaşmıştır. Zira; Kürt kökenlilerin siyasi tercihi AKP veya
CHP’dir. Kürtlerin ise BDP.
Kürt kökenliler, Türkler tarafından “din
kardeşlerimiz, ama onlar da insan” denilerek şefkatle kucaklanırken,
Kürtler ise “sözde vatandaş” veya “teröristtir.”
Kürt kökenlilere devlet hep havuç uzatırken Kürtlere ise jop, biber gazı veya kazan bombası uzatır.
Kürt kökenliler ne şiş yansın ne kebap der, Kürtler ise “kaybedecek neyim var ki!”
Geçenlerde
bir tv kanalında Kürt kökenli Mehmet Metiner konuşuyordu yine.
BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda görüş
bildiriyordu. “Eğer başbakanımız dokunulmazlıkların kaldırılması tavrı
içerisindeyse ben de evet oyu veririm” diyordu.
Kürt sorunu gibi
tarihsel bir öneme sahip bu konu hakkında ikide bir M.Metiner’den görüş
almak Türkiye için çok talihsiz bir durum. Kürt olamayacak kadar
yüreksiz, İslamcı olamayacak kadar kıvrak, herhangi bir şey olamayacak
kadar da pragmatist olan Metiner’den Kürt sorunu hakkında görüş almak,
hangi tv kanalı, hangi anlı şanlı gazeteci olursa olsun, kendi
zihniyetini ortaya koymaktadır. Tam TRT 6 kafası yani.
Anlaşılacağı üzere; Kürt kökenli Türkler yoktur. Asimile edilmiş Kürtler vardır.
Aşağıdaki deyiş de Kürt kökenlilere kapak olsun.
İnsanda yoksa haya edep
Neylesin medrese mektep
Okusa alim olsa
Yine merkep yine merkep.