
Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Bulam Beldesi'nde Alevi bir ailenin çocuğu olarak 1979 tarihinde dünyaya gelen Perihan Parlak'ı annesi anlattı. Anne Zeynep Parlak, tek kız çocuğu olan Perihan'ın mahallede herkes tarafından çok sevildiğini ve sayıldığını vurgulayarak, konuşmasına başlıyor. Daha küçük yaşlardayken kızının yanlışı hemen gördüğünü belirten anne Parlak, sorunların çözümü konusunda her zaman büyük bir çaba içinde olduğunu söyledi. Aynı zamanda evin en büyük çocuğu olarak kardeşlerine bakan ve çalıştıkları dönemde o sorumluluğu almaktan asla geri durmadığını belirten Zeynep Parlak, "Perihan'ın en sevdiği oyun ise kardeşi Erdoğan ile kelime oyunu oynamaktı" dedi. Bir insanı ağırlarken, onunla tokalaşırken devrimciler gibi olduğunu ve bunu hissettirdiğini belirten anne Parlak, yanlışlar karşısında durduğu için kimsenin kızının yanında yanlış yapmaya cesaret edemediğini söyledi.
'İdealleri uğruna çalışırdı'
İlk, orta ve lise öğrenimini dereceyle bitiren kızının örnek bir duruşu olduğunu belirten anne Parlak, Perihan'ın azimli çalışması sonucunda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Bölümü'nü kazanmasının kadınların okumaya karşı merakını arttırdığına dikkat çekti. Parlak, "Perihan bir bilgindi. İdealleri uğruna durmadan çalışan bir çocuktu. Liseyi bitirdikten sonra zor şartlarda Van'da okumaya başladı. Ona her ne kadar sana telefon alalım demişsek de arkadaşlarının telefonu olmadığı için o da almadı. Yani Perihan arkadaşlarının boğazından geçmeyen bir lokmayı kendi boğazından geçmeyen biriydi" dedi. Üniversitede okuduğu 2 yıl boyunca ailenin yanına iki kere geldiğini belirten Parlak, eve ikinci ve son gelişinde kızının sevdiği herkesle vedalaşırcasına vakit geçirdiğini belirterek, herkese, "Anlamlı bir hayat, hayallerinin peşinden koşmakla eşdeğerdir" dediğini ifade etti.
'Dervişane bir duruşu vardı'
Kızına olan özlemini gözyaşları eşliğinde vakur bir onurlu duruş ile dile getiren anne Parlak, konuşmasına şöyle devam etti: "Kızım çok insani özelliklere sahipti. Dervişane bir duruşu vardı. Komşunun evinde yemek pişmezse sabaha kadar uyuyamazdı. Aç bir insan dışarıda görse dayanamazdı. Kin nedir bilmezdi. İnsanlara karşı büyük bir sevgisi vardı. Bir gün yakın akrabamızı kaybettiğimiz bir zamanda Perihan biz izin vermediğimiz halde Amed'e 1 Mayıs İşçi Bayramı'na katılmaya gitti. Bize öyle dedi. Döndükten sonra babası ona çok kızdı. Hatta el kaldırdı. Babası sonra pişman oldu. Eline ağrı girdiğini söyledi. Ama Perihan 'Bak baba eğer benim gibi bilgin birisine el kaldırırsan tabii ki eline ağrı girer'" dedi. Perihan Parlak, ardından 1999 yılında üniversite okurken HPG saflarına katıldı.
'Dilini, toprağını çok severdi'
Bazı kesimlerin PKK'ye katılanlar ile ilgili "Ekonomik durumdan ve cahillikten dolayı katılıyorlar" dediklerini hatırlatan Parlak konuşmasını şu sözlerle noktaladı: "Tam tersine kızım bir bilgindi. Ekonomik durumumuz çok iyiydi. O cahil olduğu için değil, bilgin olduğu için dağa çıktı. Sadece kendisini düşünen biri değil, halkını düşünen biriydi. Dilini, toprağını, memleketini seven biriydi. Komşusu haksızlığa uğrasaydı günlerce yatamazdı. Zaten PKK'ye katılmadan önce Perihan sürekli kütüphanelere gidip tarihi ve PKK'yi araştırıyordu. Bu savaş bitsin ve hiç kimsenin yüreği artık yanmasın."
DİHA/SEMSÛR