“Yannis Ritsos 22. ölüm yıldönümünde şiirleriyle barışın dili olmaya devam ediyor,” diye yazıyor gazeteler. Evet. Yalnızca Yunan şiirinin değil dünya edebiyatının da en önemli şairlerinden biri Ritsos. Büyük şairin şiirleri hala özgürlük ve eşitlik mücadelesinden ayrı düşünülmüyor. Ezilen halkların sözcüsü, adı barış, kalbi barış olan bir yazar. Barış denince ilk akla gelen de onun dizeleridir;
“Çocuğun gördüğü düştür barış. - Ananın gördüğü düştür barış. - Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış. - Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba - elinde yemiş dolu bir sepet; ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi - ter damlalarıyla alnında... - barış budur işte.”
***
Diktatörlerin şiddet dolu karalamalarından, gözünü kan bürüyen faşizmin saldırılarından nasibini alsa da yaşanası bir dünya adına insanların kalbinde, dünya edebiyatının dallarında yeşermeye devam etti.
Yannis Ritsos için ‘çağımızın en büyük şairidir’ demiştir Louis Aragon. İkinci Dünya Savaşı sırasında faşizme karşı kendi yurdunda direnişe katılan Ritsos’un şiirleri yine kendi yurdunda yasak edilir, Ege adalarına sürgün edilir, kitapları faşist cunta tarafından törenle yakılır. Çünkü o adalet eşitlik demektedir. Barış istemektedir;
„Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman - ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara, yangının eritip tükettiği yüreklerde - ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun, - ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık, - akmadığını bilerek, kanlarının, - barış budur işte.”
***
Ritsos, 1924 yılında kurulan Yunanistan Komünist Partisi’ne katılır. 1930’lı yıllarda Avrupa’da faşizm hareketleri hız kazanmaya başlar, faşizme karşı mücadele etmek üzere Halk Cephesi’ni kurar. Burada arkadaşlarıyla birlikte baskıya, şiddete karşı mücadele vermeye başlar.
Bu dönemlerde kendisine bir şair olarak neden siyasetle ilgilendiğini soran başbakan yardımcısına cevabı kendisi kadar nettir; „Bir şair her şeyden önce bir vatandaştır ve halkı için mücadele etmesi bir görevdir.“
Hayatını barışa ve özgürlüğe adayan şair, II. Dünya Savaşı’nda ilk başta İtalyanlara, ardından Almanlara ve en nihayetinde İngilizlere karşı direnen halkın yanında mücadeleye katılır. Bir dönem Ege adalarında sürgün hayatı yaşar.
Eserleriyle pek çok ulusal ve ulusla arası çapta ödüle hak kazanmıştır. Ancak aldığı en önemli ödül, “Bu ödül benim için Nobel ödülünden çok daha önemlidir,” dediği ve 1977’de layık görüldüğü Sovyetler tarafından Nobel Ödülü’ne alternatif olarak geliştirilen ve dünya çapında barış çalışmalarına katkıda bulunduklarına kanaat getirilenlere verilen, Uluslararası Lenin Barış Ödülü’dür.
“Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır. - Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine! - Işık taşarken ufkun yalağından. - Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler - Barış budur işte…Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya - kuracağız demesidir; - ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle. - Barış budur işte.”
***
Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı şiirlerinde iyice belirginleşir.
“Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların - sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın. - Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir. - Ve toprakta derin izler açan sabanların - tek bir sözcüktür yazdıkları: - Barış… Kardeşler, barış içinde ancak - derin derin soluk alır evren. - tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini. - Kardeşler, uzatın ellerinizi. - Barış budur işte.”