
Abdullah Öcalan’a Özgürlük Otobüsü’nün önceki günkü durağı Almanya’nın Bochum kentiydi. 14 Kasım Çarşamba günü öğle saatlerinde Dortmund kentinden yola çıkan Özgürlük Otobüsü, saat 14:00’de Bochum kentine ulaştı. Otobüsteki özgürlük eylemcilerine Dortmund’dan Bochum’a kadar Kürdistanlılar marşlarla eşlik etti. Kent girişinde Özgürlük Otobüsü’nü Kürdistanlılar yine araç konvoyu ile karşıladı.
‘Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Barış’ pankartı ile Öcalan posterlerinin süslediği Bochum Belediye binası önündeki meydanda bir miting yapıldı.
Kadın ve gençler meydandan geçen herkesi konuşarak Öcalan ve açlık grevindeki tutsaklar için imza topladı. Mitingte ilk konuşmayı Kürt siyasetçi ve yazar Maşallah Öztürk yaptı.
‘Direnmekten başka yolumuz yok’
Kürt halkının eylemini selamlayarak konuşmasına başlayan Maşallah Öztürk, Kürtlerin bugün çok zorlu ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini söyledi.
„Kürdistan’a ateş düşmüştür“ diyen Öztürk devamla şunları ifade etti: „Bize düşen bu ateşi söndürmektir. Bu da çalışma ile, mücadele ile olur. Önderliğimiz, halkımız üzerinde büyük bir zulüm var. Karşımızda kan içici, zalim bir düşman var ellerini gırtlağımıza atmış, ‘Sizleri yok edeceğim, hakkınız yok, siz yoksunuz’ diyor. Biz de diyoruz ki biz varız ve mücadele edeceğiz.“
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Maşallah Öztürk, Öcalan nezdinde Kürt halkının sesinin soluğunun kesilmek istendiğini onun için Kürt halkının gerillasıyla, halkıyla bir direniş gerçekleştirdiklerini söyledi.
„Direnmekten başka yolumuz yok“ diyen Öztürk, „Direniş sadece dağda ya da zindanlarda değil, her yerdedir. Biz halk her zamankinden daha çok olarak Önderliğimize, gerillamıza, zindanlardaki yoldaşlarımıza sahip çıkmalıyız. Başka çıkar yolumuz yok“ dedi.
Özgürlük Otobüsü eylemcilerinden Sultan Ana ve teolog Henri Dahlem’in konuşmalarının ardından Kürt sanatçılar Serhat ve Ozan Şemdin’in direniş türküleri eşliğinde halaylar çekildi.
Erdoğan Kürt halkına karşı suçludur
Helmut Mauz (Sol Parti Dortmund Belediye Encümen Üyesi):
Kürtlerin, Önderlerinin özgürlüğü için gerçekleştirdikleri bu eylemi destekliyoruz. Ayrıca cezaevlerinde tutsakların açlık grevi eylemini de destekliyoruz. Türk devleti ve hükümeti acil olarak anlaşarak bir politik çözüm bulmalı ve bu sorunu çözmelidir. Cezaevlerindeki Kürt tutsakların eylemi hükümete bir çağrıdır. Türk devleti bu çağrıyı görmeli, Kürtlerin dillerini, özgürlüklerini haklarını vererek barış içinde bir çözüm bulmalıdır. Biz de bu çözüme destek vermek için buradayız. Ama Türk Başbakanı Erdoğan çözüme yanaşmamaktadır. Almanya’da Türklerin haklarını isteyen Erdoğan’a Kürtlerin hakları hatırlatılmalıdır. O kriterler, Kürtler içinde geçerli olmalıdır. Kürt halkına yaptıkları nedeniyle Erdoğan bir suçludur. Biz burada barış, özgürlük için varız. Hakların dayanışması için buradayız. Kürt’ü, Alman’ı Türk’ü herkes barış, özgürlük ve demokrasi için birlikte mücadele etmeliler.
Wolfgang Richter (Almanya Komünist Partisi Dortmund Temsilcisi):
Ben hapishanede açlık grevindeki tutsaklara destek olduğumu göstermek için buradayım. Onların mücadelelerinde başarılı olmalarını diliyorum.
Açlık grevi eylemcilerinin istedikleri, anadilde savunma, Kürt çocuklarının meslek eğitimini kendi anadilleri ile yapmaları, kültürel haklarını kullanmaları Kürt halkının temel hakkıdır. ‘Öcalan Özgürlük, Kürdistan’a barış’ talebi haklı bir talep ve ben de aynı düşünüyorum. Öcalan özgür olmadan barış olmaz. Kürdistan’da barış olmadan Kürt sorununun çözümünün kazanılması Sayın Öcalan içinde daha zor olacaktır. Sayın Öcalan haksız ve illegal bir şekilde kaçırılarak 13 yıldır insanlık dışı bir tecritte tutuıuyor. Sayın Öcalan’ın 13 yıldır İmralı’da izolasyonda tutulması nedeniyle sağlığından doğal olarak endişe ediliyor. 13 yıldır izolasyonda tutulması bile başlı başına bir işkencedir. İşkence insan haklarına aykırıdır. Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için bu mücadeleninş dahada yükseltilerek devam ettirilmesi gerekmektedir.
MURAT ALPAVUT/BOCHUM