
Yazar K.Simo Hedili, 1955 yılında Şirnex’in Hezex (İdil) ilçesinde gözlerini, dört parçaya bölünmüş bir ülkeye açtı. Göç onun hayatından hiç eksik olmadı. Henüz çocuk yaşlarda ailesi ile birlikte köyünden göç ederek Êlîh’e (Batman) yerleşti. Gençlik çağında baskı ve sömürüye karşı Kürt Özgürlük Hareketi’nde mücadele ettiğinden birkaç kez tutuklanıp, işkenceye maruz kaldı.
Hedili asıl göçünü ise 12 Eylül darbesi ile yaşadı. Önce Suriye ve Lübnan’a gitti. Fakat Suriye rejimi tarafından da birkaç kez gözaltına alınıp cezaevine atılınca ve işkencelerden geçirilince, 1983 yılında yeniden Kuzey Kürdistan’a döndü. Daha sonra önce Doğu, sonra da Güney Kürdistan’a geçerek, mücadelesini orada sürdürdü. Daha sonra edebiyat çalışmalarını yoğunlaştıran Hedili, 9 yıldan bu yana da İsveç’te yaşıyor.
‘Bir cesedin dörde bölünmesi gibi...’
Uluslararası PEN Kulübü üyesi olan Kamran Simo Hedili, aynı zamanda Stockholm Kürt Enstitüsü’nün başkan yardımcılığını da yapıyor. 1982 yılında Türkçe yazmaya başlayan Hedili, 1984’den beri de Kürtçe edebiyat çalışmalarını sürdürüyor. Şimdiye dek yayınlanmış 6 kitabı bulunur, tamamladığı 3 kitap çalışması da önümüzdeki aylarda çıkacak.
Hayatını ve edebiyat çalışmalarını konuşmak üzere görüştüğümüz Hedili, tanık olduğu gerçekleri, baskı, zulmü ve sömürüyü yansıtmak amacıyla yazmaya karar verdiğini şöyle anlatıyor: “Ben dört parçaya bölünmüş ve sömürgeleştirilmiş Kürdistan’da dünyaya geldim. Kürdistan’ın parçalanmışlığını bir cesedin dörde bölünmesine benzettim. Bir kez bizim aile ikiye bölünmüştü. Dedem 1925 isyanından sonra Suriye’ye kaçmak zorunda kalmış. 1950’lerde babam geri döndüğü halde dedem ve amcalarım dönememiş. Ben bu bölünmüşlüğü sürekli ruhumda hissettim ve bunu kağıda aktarmaya karar verdim. Şiir ve roman yazıyorum ve eleştiriler yapıyorum. Ama benim roman ve şiirlerim sömürü, zulme ve işkencelere karşı başkaldırıları ve isyanları anlatıyor.”
Şirin Elemhuli için şiir
Hedili, 1968 kuşağından bir devrimcinin mücadelesini, Kürt özgürlük hareketi saflarında mücadele ederken yaşamını yitiren arkadaşlarının otobiyografilerini kitaplaştırdıktan sonra, en son İran’da idam edilen Kürt kadını Şirin Elemhuli için bir şiir yazmış.
Şairin, yaşadığı dönemin tanığı olduğunu belirten Hedili, bunu gerçekçi bir biçimde yansıtmayanların görevlerini yerine getirmediğinin altını çiziyor. Halkın, ezilenlerin yanında yer alanların tarihe malolduklarını, krallara, padişahlara ve ezenlere kulluk yapanların adlarının anılmadığını söylüyen Hedili, kitaplarında sadece Kürdistan ve orada süren mücadeleyi anlatmakla kalmadığını vurguluyor.
İnsanlığın acısını anlatıyor
Kürdistanlı olduğu için ilk önce Kürdistan’daki mücadeleyi anlattığını ancak bunun dünyanın dört bir tarafında süren baskı ve katliamlara ilgisiz kaldığı anlamına gelmediğinin altını çizen Hedili, şöyle diyor:
“Ben birkaç gün içinde 80 bin Tamil tüm dünyanın gözleri önünde katledilirken, onların çocuklarının attığı çığlıkları duymazlıktan gelemem. Afrika’da savaşta veya AIDS’li anne babalarını kaybettikleri için dilenmek zorunda kalan çocukların çektiği acıları görmezden gelemem. Çocukların çektiği bu acıları Diyarbakır’da katledilen Ceylan’ın şahsında dile getirmeye çalıştım. Yazarların, aydınlarının bunu gündeme getirme, katliamlara karşı çıkma sorumlulukları vardır.”
Hedili Kürt özgürlük hareketi ile birlikte Kürt halkının vicdanının sarsıldığını ve mücadeleye atıldığını, mücadelenin kendi yazar ve sanatçılarını yarattığını söylüyor. Kürt halkının politize olduğunu ve aydınlanma sürecini yaşadığını ifade eden Hedili, yayınlanmış kitapları şöyle:
‘Lorîna pênûsê (şiir)’, ‘Civata giyanan (öykü)’, ‘Ji Enfalê şeveke bêsibe (destan)’, ‘Min deng kuştin (şiir)’, ‘Helbest çi ye? (araştırma)’, ‘Kîjan kulîlk çavên te ne? (şiir)’.
MURAT KUSEYRİ