Fransa Gündem
Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimi arafesinde politik arenada yalanlar yarışıyor. Yalan söyleme sorununu aslında politikanın kendisi yaratıyor. Yunancada ‘poli’ sözcüğü ‘çok’, ‘tika’ ise ‘yüz’ anlamına gelmektedir. Yani politika “çok yüzlü”, politikacı ise “çok yüzlü adam” anlamındadır. İşte bu “çok yüzlü” kompozisyon içerisinde yabancı düşmanlığıyla tanınan aşırı sağcı Ulusal Cephe Partisi lideri Marine Le Pen, Paris’te helal et kesimine savaş açtı.
Le Pen, avukatları tarafından savcılığa yapılan şikayet başvurusunda, Paris’teki mezbahalarda helal et kesim biçiminin “zalimlik” olduğunu iddia etmişti. Le Pen’in avukatları, Paris bölgesindeki mezbahaların Müslüman azınlığın kontrolünde olduğu görüşünü dile getirerek, aslında bütün etlerin “helal et” kurallarıyla kesilerek diğer tüketicilerin de aldatıldığını ileri sürmüştü. Le Pen’e tepkiler yükselirken onu asıl “çok yüzlü” Nicolas Sarkozy takip etti. Sarkozy, hafta sonu katıldığı bir toplantıda, okullarda helal et uygulamasının ve yüzme havuzlarında kadınlar için özel saat uygulamasının Fransa’nın çoğulculuk ilkesine aykırı olduğunu ifade etmişti. Ardından Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının gündemine oturan helal et tartışması ülkede yaşayan Müslümanları rahatsız etti. Fransa İslam Konseyi ve Fransa’da bulunan diğer Müslüman kurumlar başlatılan tartışmanın tehlikeli olduğunu vurgulayarak siyasetçilere çağrıda bulunarak Fransa’da 5 milyon müslümanın yaşadığı hatırlatıldı.
Tepkilerin ardından Sarkozy çark ederek Paris Büyük Camii’sini ziyaret etti. François Hollande’ın ise Fransa İslam Konseyi yetkilileriyle görüşeceği basına yansıdı. Daha bu tartışmanın alevleri sönmemişken yeni bir inci de Sarkozy’nin ağzından döküldü; “yeniden seçilmem durumunda ülkeye gelen göçmen sayısını yarıya indireceğim.” Katıldığı bir televizyon programında Sarkozy bu sözlerine, büyük şirketlerden alınan vergilerinde asgari düzeye çekeceğini ekledi. Rakibi Francois Hollande’ın anketlerde iki puan gerisinde çıkan Sarkozy, her seçim öncesi yaptığı gibi yine yabancı kozuna sarılmış ve patronların adamı olduğunu bir kez daha vurgulamış oldu.
Sarkozy’nin 2007 yılından bu yana göçmen karşıtı politikası sistematik bir şekilde işliyor. 2007 yılından itibaren önce kaçak yolla gelmiş olan yabancıların geri dönüşleri hızlandırıldı. Ardından aile birleşimi ve evlilik yoluyla Fransa’ya gelişlerin önüne bürokratik birçok engel oluşturuldu. Yabancıların Fransa’da kesin kalmalarının bir yöntemi olan Fransız vatandaşlığına geçişin önünü tıkamak amacıyla yeni vatandaşlık prosedürleri oluşturuldu. Bu uygulama kapsamında 15 yaşında bir Fransız gibi okuma ve yazmayı bilmek, özel bir sözleşmeye imza atmak zorunlu. İçişleri Bakanı Clalude Gueant, 2012 yılı içerisinde 150 bin göçmeni geri göndermeyi hedeflediklerini geçtiğimiz haftalarda açıklamıştı.
UMP ve Sarkozy’nin hedefinde yalnızca yeni gelen göçmenler yok. Halı hazırda onyıllardır Fransa’da yaşayan göçmenler için de yeni uygulamalar kapıda. Sarkozy, sosyal yardımlardan ençok yabancıların yararlandığını “Fransa bu cömertliğe son verecektir” dedi. Ve devamında RSA’dan şuan 165 bin yabancının yararlandığı bu sayıyı 20 bine indirileceği belirtiyor. 20 binin neye ve kime göre belirleneceği ise muamma... Cömertlik denilen para ise 377 Euro! Sağlık sigortası (CMU) ve Devlet Tıp Yardımı (EMA) konusunda da yeni uygulamaların devreye gireceğini televizyon programında belirten Sarkozy’nin bu açıklamaları, Fransız basınına “göçmenlerin sosyal haklarına saldırı” olarak yansıdı. Basının tepkisi bu olsada televizyon programının ardından Sarkozy’nin oy oranının yükseldiği anında anketlere yansıdı...
Seçim öncesi alevlenen tartışmaların ana gündemine yine yabancı düşmanlığı ve ‘onları nasıl geri gönderebiliriz’ fikri oturdu. Sarkozy ve asıl olarak Fransa’nın göçmenlere dönük politikasının son birkaç yıllık uygulamalar düşünüldüğünde çok net: “vasıfsız ve uyum sağlamayan geri dönsün!” Fransa’nın politasının bu kadar net olmasına rağmen yabancılar ne yapıyor sorusu ise başka bir muamma... Geçmiş seçimler öncesi benzer bir şekilde yabancı düşmanlığı tırmandırıldığında oy kullanma hakkı olan yabancıların büyük bir çoğunluğunun Sarkozy’e oy kullandığı kamuoyu yoklamalarında açığa çıkmıştı. Bu bir siyasi tercihten öte, bir korunma psikolojisi olarak devreye girdi. UMP’ye oy vermenin ecele faydası olmadı.
Yabancıların, bu seçimde ne yapacağı henüz netlik kazanmış değil. Fransa’da kanalizasyon, temizlik, hizmet sektörü ve daha sıralamaya satırların yetmeyeceği tüm işlerin yüzde 95’lik bir kısmı yabancılara yaptırılıyor. En riskli, en insanlık dışı koşullarda çalıştırılan yabancılardan ihtiyaç fazlası istenmiyor. Fransa’nın “çok yüzlü adamları” bangır bangır yabancı düşmanlığını körüklerken, yabancıların kendi örgütlülükleri yok denecek düzeyde! Bu nedenle göçmenler; “bu yıl sıra kimde!” diye bekleyecek!
‘Çok yüzlü adamlar’