Ailenin bu olayın basına kesinlikle yansımasını istemediğini bildiren, bu nedenle ismini açıklamayan Akçıl’ın bir akrabası, Ayşe Akçıl’ın eşinden sürekli şiddet gördüğünü, bu nedenle ailesinin evine sığındığını, ancak babasının kendisini kabul etmediğini ifade etti. Bunun üzerine hiçbir geliri olmayan Akçıl’ın tekrar eşinin evine dönmek zorunda kaldığını ve iki gün sonra hayatına son verdiğini belirtti. Akrabası, Ayşe’nin oturdukları evin balkonundan kendisini aşağı attığının iddia edildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 15 gün süren bir müdahaleye rağmen kurtarılamadığını ifade etti. Hastane yetkilileri de, Akçıl’ın yüksek bir yerden atladığını ve bu yüzden tedavi altına alındığını, ama kurtarılamadığını belirtti.
‘Her kadın intiharı cinayettir’
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Fidan Ataselim, “Gün geçmiyor ki yeni bir kadın cinayeti ya da kadın intiharı duymayalım. Aslında her intihar aynı zamanda bir cinayettir. Çünkü biz kadın intiharlarını başlı başına bir adli olay olarak düşünemeyiz. Kadınları intihara sürükleyen koşullar aile içinde yaşadığı baskı ve şiddetin bir sonucudur” dedi. Babaevine, eşinden şiddet gördüğü için dönmek isteyen Ayşe Akçıl’ın durumunun, bu ülkede yaşayan bir çok kadın için geçerli olduğunu ifade eden Ataselim, kadınların şiddete karşı başvuracağı resmi mekanizmalarında olmamasının cinayetlerin artmasının bir nedeni olduğunu kaydetti.
‘İntihar süsü veriliyor’
Platform üyelerinden İlke Acar da, bu konuda iki taraflı sorunlar yaşadıklarını söyleyerek, “Hem intihar süsü verilmiş cinayetlerle uğraşıyoruz, hem de gerçekten intiharlar var” dedi. Acar, kadınların toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle yoğun bir baskı altında olduğunu kaydetti. Bu baskının kadınları ölüme, ölümü bir tercih olarak görmeye götürdüğünü dile getirdi. Çalışmayan kadın için hayatın daha da zor olduğunu dile getiren Acar, kadın intiharlarının sebeplerini araştırmaktan ziyade daha çok intihar süsü verilmiş cinayetleri açığa çıkarmaya çalıştıklarını ifade etti. Acar, 25 Şubat 2004 tarihinde ailesi tarafından evlilik dışı ilişkide bulunduğu gerekçesiyle katledilen Güldünya Tören örneğini vererek, kadınların ağır bir kuşatılmışlık altında her an ölüm riski ile karşı karşıya olduğunu ifade etti ve Güldünyalar bitmiyor” dedi.
DİHA/İSTANBUL