
domanan ra, Lorî Lorî vana.
Yew îxanet aseno rîyê mi de.
Mi pêgirewto, yew hayleme
goşdarîye mi, mi rê weş nêna.
Zimanê zor û zext de cîrayiş kena
kilaman...’’
Yukarıdaki dizelerin yazarı Ali Şeker, Kürtçe’nin Kirmanckî (Zazakî) lehçesiyle çıkardığı ‘’Hayleme Kilama Vayî/Rüzgarın Şarkısının Sedası’’ adlı şiir kitabında emeği, kardeşliği, sevdayı, mücadeleyi işliyor.
İzmir’de yaşayan ve yıllardır yazdığı şiirlerde duygularını dile getiren Ali Şeker’in uzun yılların emeğinin ürünü olan beşinci şiir kitabı çıktı. Bugüne kadar yazdığı dört şiir kitabını Türkçe yazan şair, 1978 yılında ayrılmak zorunda kaldığı memleketi Muş’un Gimgim ilçesini ziyaret ettiği 2004 yılında toprağına ve anadiline duyduğu özlemden dolayı içinde bir boşluk hissettiğini söylüyor. Çevresinden gelen eleştirilerin de kendisini etkilediğini söyleyen Şeker, Kirmanckî şiirler yazmaya başlamış. Şeker’in, bireysel çabalarıyla kitaplaştırdığı yedi yıllık emeğinin ürünü olan eserinde, bir kısmı bestelenmiş şiirlerin de olduğu toplam 50 şiir bulunuyor.
Anadilde ‘seni seviyorum’ demenin özlemi
Kitabı yazarken ve bitirdikten sonra anadilinin üzerindeki baskının getirdiği sonucu gördüğünü söyleyen Şeker, anadilinin geldiği noktadaki çelişkisini şu sözlerle özetliyor: ‘’Yaşlılarımız Kirmanckî biliyor, ama okuma bilmedikleri için, gençlerimiz ise okuma bilip, Kirmanckî bilmedikleri için kitabımı okuyamıyor.’’ Kitabına koyduğu ismin de anadile olan özlemin sonucu olduğunu söyleyen Şeker, ‘’Kürt olarak doğan bir insanın zamanla öğrendiği Türkçe’den dolayı sevdiklerine anadilinde ‘seni seviyorum’ diyememesinin ben de yarattığı hüzünden kaynaklı kitaba Hayleme Kilama Vayî ismini verdim’’ diyor.
Anadilinizde bir cümleniz olsun
Yıllardır içinde biriktirdiği emek, kardeşlik, sevda ve özgürlük gibi duyguları anadilinde dizelere dökmenin sevincini ve heyecanını yaşayan Şeker, ‘’Dizelerimde yılların getirdiği bir birikimin yansıması var. Yaşamını yitiren bir gerilladan, acıların, kavgaların, sevdaların diyarı Mezopotamya’ya kadar birçok konuda duygularımı işledim. Özellikle dilimin ve yaşamımın korunması ve geleceğe aktarılması için çaba harcadım. Aynı zamanda hayatımı şekillendiren Alevi inancına, kültürüne yönelik imgeleri ve serzenişleri de içinde barındıran şiirlere de yer verdim’’ diye konuşuyor. Artık Türkçe yazmanın içinden gelmediğini, sözlü olarak çok zengin olan anadilinin yazıya dökülmesinde ciddi sıkıntıların olduğunu da belirten Şeker, ‘’Okuma yazma bilen herkesin anadilinde yazdığı bir cümlesi olabilmeli. Bu tarihi bir görevdir. Unutmamalıyız ki, her dağın rüzgarı kendi dilinden ıslık çalar’’ diyerek, herkesi anadiline sahip çıkmaya çağırıyor.
FERHAT ÇELİK/DİHA