Kadın karakterler bazen erkek karakteri tamamlamak için ikinci planda kullanılan tipken, bazı dönemlerde ise cinselliğiyle ön planda olmuştur.
Türkiye sinemasında kadın karakterlerin ele alınış biçimi hakkında konuşan ve film tasarımı konusunda çalışmaları olan Zuhal Çetin Özkan, 60’lı yıllardan günümüze kadar kadının sürekli olarak erkeğin arkasında tutulan ve cinselliği ile ön plana çıkarılan bir obje olduğunu söylüyor.
1970’li yıllarda dönemin ekonomik durumunu da göz önünde bulundurulduğunda erkekler işsiz ve bekardır. Bu süreci de “Yapımcıların, yeni formül arayışı içerisine girdiklerini görürüz ve bu dönemde erotik film furyası doğdu. Bunun yine kadın odaklı olduğunu görürüz. Erkek seyirciyi perdeye çeken ise kadındı ve bundan dolayı kadın bedeni kullanıldı” şeklinde ifade ediyor.
12 Eylül askeri darbesinden sonra ‘Kadın filmleri’ türünün ortaya çıkmasıyla beraber kadının tekrardan bir sömürü unsuru olduğunu söyleyen Özkan, “Bu filmlerde sanki reklam veya iletişim ya da basın, sinema alanlarında çalışan kadınlar, cinsel olarak da diğer kadınlardan daha özgürmüş gibi gösterildi. Filmlerde kadının özgürlüğü cinsel özgürlüğüyle sınırlandırıldı” ifadesinde bulunuyor.
90’lı yıllarda yapılan filmlerde kadın bedeninin, önceki dönemlerdeki kullanım biçimine göre değiştiğine değinen Özkan, Kadın konusunu ele alan erkek yönetmenler gibi, kadın yönetmenlerin filmlerinde de kadın duyarlılığının olmadığını, erkek bakış açışıyla çekildiğini ifade ediyor.
DİHA/İZMİR