Fransa Gündemi
Fransa’nın deniz aşırı departmanı La Réunion Adası Salı gecesi ateş topuna dönüştü. Yüzlerce genç benzin ve gıdaya yapılan yüksek zamları protesto etmek için sokağa döküldü. Polisin gençlere müdahalesiyle molotoflar sokaklara düştü... Ateşe verilen yüzlerce araç, yağmalanan dükkan ve işyerleri, etrafa alevini saçan molotof görüntüleri arasında korkusuzca polisin üzerine giden gençlerin haykırışları; “Kriz biziz”... Ama Fransız medyasında zamların yüksekliği ya da gençlerin isyan noktasına getiren nedenler konuşulmadı. Bölge yöneticilerinin yaşanan eylemlerden dolayı ortaya çıkan zarar tablosu konusundaki açıklamaları ön plandaydı.
Hint Okyanusu’ndaki bu Fransız Adası’nda yaşananlar, 2005 Paris ve çevresinde gelişen olayların anımsanmasına neden oldu. Yapılan açıklamaların cümle aralarına sıkıştırılmış Fransa’nın diğer bölgelerinde benzer olayların yeniden yaşanmasından duyulan korku...
Fransa’da 2005 yılında yaşanan ve 1 ayda ülkeyi kasıp kavuran banliyö isyanı, yine 2 göçmenin yaşamını yitirmesiyle başlamıştı. Dönemin İçişleri Bakanı, bugünkü Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy isyandan iki gün önce olayların başlama noktası olan Clichy-sous-Bois’ya ziyarette bulunmuştu. O gün ziyaret sırasında kendisine yumurta atan göçmen gençlere; “merak etmeyin çok yakında hepinizi temizleyeceğiz, pislikler” eylemlerin yayılmasında ve Fransa genelinde etkinleşmesinde büyük bir rol oynamıştı. O dönem Fransa’da birçok muhalif kesim Sarkozy’nin Fransızların oylarını çekmek için bilinçli bir provokasyon yarattığı inancını açıkça dillendirmişlerdi.
Göçmen gençlerin bir aylık isyanının faturası, kitlesel tutuklamalar, sınırdışı etmeler ve sokağa çıkma yasağı ile yanıtlandı. Bunlar dönemin hükümeti tarafından yeterli görülmeyip, yıllar önceki yasalara geri dönüldü. 1955 yılında Cezayir işgaline karşı direniş döneminde hükümeti protesto edenleri susturmak için çıkarılan yasa yeniden yürürlüğe sokuldu.
2005 banliyö isyanı Fransa basını ve dünya basınında sürekli yakılan ve yıkılanlarla yer aldı. Oysa göçmen gençlerin sisteme büyüyen öfkesi sokağa dökülmüştü. Gençler, yoksulluk ve yabancı karşıtlığı politikasına karşı ayaktaydı. İşsizlik ve yoksullukla boğuşan göçmenler, “İç Güvenlik Yasaları”nın ana hedefi haline gelmişti. Özellikle göçmenlerin yaşadığı bölgelerde polis kontrolleri artmış ve gençler sürekli polisin provokatif tutumlarıyla karşılaşıyorlardı. Bütün bunlara karşı biriken öfkeyle gerçekleşen eylemler bir önceki eylemlerden farklı olarak 400’ün üzerinde kente yayılmış ve yaklaşık olarak bir ay boyunca ülkeyi sarsmıştı. Gençlerin isyanı diğer ülkelerdeki gençlere esin kaynağı olmuş ve Avrupa’nın değişik kentlerinde eylemleri tetiklemişti! Sisteme karşı gelişen bu öfke Fransa solu ve Fransa işçi-emekçilerinden destek görmemiş hatta serserilik olarak adlandırılmıştı. Dönemin Sosyalist Parti yöneticileri “Fransa’nın Kutsal Çıkarları” için isyana karşı mücadele çağrısında bulunmuştu. Salı günü Reunion Adası’nda yaşanan eylem de yanı zihniyetle karşılandı!
La Réunion’un Fransa’nın 26 departmanından biri, dolayısıyla Avrupa Birliği’ne üye en uzak kara parçası. Hint Okyanusu nere, Avrupa Birliği nere? Ama kolonizm bu demek zaten… Bu durumda para birimleri de Euro… Fransa’da geçerli olan her şey orası içinde geçerli. Çünkü Fransa toprağı! I. Dünya Savaşı sırasında ada bir dizi anlaşma sayesinde İngilizlerin Süveyş Kanalı’nı almasına karşılık Fransızlara verilmiş. O zamandan sonra da adı “L’île de la Réunion” olarak değiştirilmiş. Günümüz Fransa Parlamento’sunda La Réunion 5 üyesiyle, Senato’da 3 senatörüyle temsil edilmekte.
Fransızlar dışında Afrikalılar, Çinliler, Malezyalılar ve Hintliler adaya göç etmiş. Bu değişik kökenlere sahip halkın karışımına “Creoles” deniyor. Adada, Fransızca dışında Fransızcaya çok yakın Creolca konuşuluyor. Creales halkından gençlerin yaktığı ateş, sistemin bekçilerini tedirgin etti... Korkmakta da haksız sayılmazlar! İşsizlik, bönliyölere hapsedilen bir yaşam biçimi, barınma problemleri, krizle birlikte asgari ihtiyaçların dahi karşılanamaz hale gelmesi vb nedenlerle sistem tarafından sürekli kenara itilen gençlerin herbiri her an patlamaya hazır bir bomba olarak dolaşıyor sokaklarda!
‘Kriz biziz...’