Türk Başbakanı Erdoğan yine demagoji yapıyor. Kürt vatandaşlarını seviyor ama onların sorunlarını, temel hak ve özgürlüklerini savunan “Kürtçüleri” sevmiyor. Kendi adıma konuşuyorum, “Biz Kürtçüler de, Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerine ambargo koyan, Kürtleri entegre metodu ile asimile etmek isteyen Türk başbakanını sevmiyoruz”. Tayyip bey kalbimize de ambargo koyacak değil ya!
İki yıl önce gazetemizde yayınlanan “Kürt Sorunu ve Kürtçülük” başlıklı yazımda Kürtçülüğün ne olduğunu başlıklar halinde sıralamıştım. Türk başbakanı beni bu ilkeleri tekrar yazmak zorunda bıraktı.
* Kürt, Kürt Sorunu ve ‘Kürtçülük’ birbirlerinin içine geçmiş halkalardır. Kürt olmasa idi Kürt sorunu olmazdı. Kürt sorunu olmasa ‘Kürtçülük’ olmazdı.
* ‘Kürtçülük’, Kürtlerin gasp edilen ulusal, demokratik haklarının üzerindeki gasp işlemini ortadan kaldırması eylemidir.
* ‘Kürtçülük’, Kürtlerin inkar edilen dillerinin tanınması, anadilde eğitim hakkının sağlanması için çaba gösterilmesidir.
* ‘Kürtçülük’, Kürtlerin tarihi, edebiyetı, folklorünün yok edilmesine karşı direniştir.
* ‘Kürtçülük’, Ortadoğu’nun en eski yerleşik halkı olan Kürdün kendi kaderine sahip çıkması, sömürgeciliğe karşı direnişidir.
* ‘Kürtçülük’, Türk, Arap, Fars ırkçılığına karşı çıkmaktır.
* ‘Kürtçülük’, diğer halkların, ulusların haklarına saygılı olmak, kendi halkını ve ulusunu diğer halk ve uluslardan üstün görmemektir.
* ‘Kürtçülük’, insanları rengine, diline, ırkına göre ayrım yapmadan sevmek, insanlık için ter dökmektir.
* ‘Kürtçülük’, Hucurat ve Rum süresinin ilkelerine bağlı kalmak, Türk başbakanı gibi değil, gerçekten yaratılanları yaratandan dolayı sevmektir.
Bunları savunmak ‘Kürtçülük’ ise evet ben Kürtçüyüm. Yukarıda sıraladığım ilkelere de sonuna kadar bağlıyım. Komşu halklarla birbirimizin ulusal ve insan hakları temelindeki haklarına saygı temelinde birlikte yaşamaktan yanayım. Birbirimize saygı ve tahammül gösterdiğimiz takdirde Kürtlerin, Türklerle birlikte yaşayabileceğine, Ortadoğu’da bir güç ve denge unsuru olacağına inanıyorum. Türkiye yönetimi, Türkiye halkı da aynı şeyleri düşünüyorsa mesele yok. Önemli olan birlikte yaşamak, birbirimizin hakkına, hukukuna saygı duymak iradesine sahip olduğumuzu deklare etmek, bunu pratike yansıtmaktır. Demagoji ile bir yere varılamaz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Jiyan dergisi, 21 Ocak 1926’da Silemaniye’de yayınlanmaya başladı.
* Haftalık Welat gazetesinin ardılı olan Azadiya Welat, 21 Ocak 1996’da İstanbul’da yayınlandı. Azadiya Welat, şimdi günlük olarak Amed’de yayın hayatını her türlü baskıya rağmen sürdürüyor.
* Mehabad Kürt Cumhuriyeti, 22 Ocak 1946 tarihinde Mehabad’ta Çarçıra meydanında ilan edildi. C. Başkanlığına şehit Qazi Muhammed seçildi.
* 1949 Cenevre Savaş Sözleşmesi, 24 Ocak 1995 tarihinde PKK tarafından imzalanarak onaylandı.
* 25 Ocak 2001 tarihinde ifade vermek üzere Silopi Jandarma Komutanlığına çağrılan HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Danış ve İlçe Sekreteri Ebubekir Deniz kontgerilla tarafından kaybedildi. Bugüne kadar kendilerinden haber alınamadı.