
1978’de Maraş’ta devletin derin güçlerince yapılan ve yaklaşık beşyüz insanın hayatına mal olan Maraş Katliamı‘nın yıldönümünde Hamburg’da panel düzenlendi.
Hamburg Kürt Halk Meclisi-Alevi Kızılbaş Komisyonu tarafından organize edilen panele, katliamın mağdurlarının yanı sıra çok sayıda Kürdistanlı katıldı. Panelde konuşan yazar Orhan Çelik, katliamın, Kerbela’dan başlayıp, günümüze kadar uzanan zincirin bir halkası olduğunu söyledi. Çelik, bu tarihsel gerçeklik karşısında Alevilerin örgütlü bir güç olarak katliamların önüne geçebileceğine vurgu yaptı. Araştırmacı yazar Hüseyin Narlı da, Kürt ve Alevi kimliğinden dolayı insanların katledildiğini söyledi. Narlı, ölen insanların çoğunun siyasetle hiç alakaları olmadığını, sırf Alevi oldukları için öldürüldüklerini kaydetti. Çok sayıda yaralının da kaldırıldıkları hastanelerde faşist doktorlar tarafından öldürüldüğünü belirten Narlı, Alevilere karşı geliştirilen tüm katliamların Kürt coğrafyasında olmasının tesadüf olmadığını belirtti. Narlı, Türk Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’ın ise Dêrsim Katliamı’ndan dolayı özür dilemesinin samimi olmadığını sözlerine ekledi.
Maraş’ta devlet tezgahı
Önce evleri işaretlenen sonra da hazırlanan bir senaryonun parçası olarak Maraş‘ta katledilenler, Paris’teki Kürdistan Kültür Sanat Akademisi’nde anıldı. Anma etkinliği Paris Halk Meclisi tarafından organize edildi. Açılış konuşması Paris Halk Meclisi Başkanı Murat Ceylan tarafından gerçekleştirilen anmada, Osmanlı’dan günümüze yaşanan katliam, halkların birbirine kırdırılması ve soykırımlara dikkat çekildi.
Bu arada Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler, Wetterau Alevi Kültür Merkezi’nde de bir toplantı ile anıldı. Toplantıda yapılan konuşmalarda, tüm ezilenlerin birlikte mücadele etmesinin önemine vurgu yapıldı. Etkinlik Ozan Emekçi’nin müzik dinletisi ile son buldu.
Linz’de seminer
Avusturya’nın Linz kentinde Mezopotamya Anadolu Kültür Merkezi tarafından Maraş Katliamı’nın 33. yıldönümü nedeniyle bir seminer düzenledi.
Seminere konuşmacı olarak araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak katıldı. Bayrak, Kürdistan ve Kürt tarihinde önemli yeri olan Dêrsim, Koçgîrî, Agiri, Mereş, Çorum, Sêwaz (Sivas) ve Gazi olaylarına ilişkin belgeleri, sinevizyon eşliğinde katılımcılarla paylaştı. Bayrak, gerek Alevi toplumunun geçmiş ve yakın tarihini sorgulaması, gerekse devletin tarihiyle yüzleşmesinin büyük önem taşıdığının altını çizdi ve şunları ifade etti: „Bu sorgulama ve yüzleşme yapılabildiğinde geçmişten günümüze süregelen Alevi katliamlarının bir ‘siyaset tarzı’ olarak gerçekleştirildiği acı bir biçimde anlaşılacak ve bundan tarihsel-toplumsal büyük bir ders alınacaktır.“
Bayrak, Kürdistan’da 1925’te uygulamaya konulan ‘Şark Islahat Planı’ndan sonra başlayan Kürdistan’daki Alevi Kürt katliamlarının nedenleri ve sonuçları üzerinde değerlendirmelerde bulundu.
Bayrak şu ifadeleri kullandı: „1925’te gizlice hazırlanıp yürürlüğe konulan Şark Islahat Planı ile işbirlikçi Kürt ağa, eşraf ve derebeylerinin daha da ‘teçhiz’ edilmesini yani güçlendirilmesini karara bağlayan Kemalist yönetim, sözde ‘derebeyliğe’ savaş açıyordu. Kuşkusuz bu, işin kılıfıydı, asıl neden ‘etno- dinsel arındırma ve Türk- İslamlaştırma’ idi. 1978 Maraş katliamının aylar öncesinden planlandığını belirten Bayrak, tüm bu katliamlarda devletin suç üstü yakalandığını dile getirdi. Bayrak, İzzettin Doğan’ın Türk-İslam sentezinde bir iç mimar olarak görev yaptığını ifade etti ve İzzetin Doğan ve çevresinin, Fethullah Gülen cemaatiyle işbirliği yaptığını söyledi.
M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG - ÖMER YÜCE/SALZBURG - SELMA AKKAYA/PARİS