Adaya sığmayan  Direniş - 8

Avrupa’da yaşayan Kürtler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sıradan bir uygulama olmadığını, O’nun şahsında bir halkın tecrit altına alınmak istendiğini dile getirdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukatları ile görüştürülmüyor. Öcalan’a uygulanan ağır tecridin bir yılı geride bırakması, birçok yerde kitlesel etkinliklerle protesto edildi. Almanya’nın çeşitli kentlerinde tecride tepki gösteren Kürdistanlıların görüşlerine başvurduk. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT)’nin sessiz kalmasına da tepki gösteren Kürdistanlılar, Öcalan’a sahiplenmenin insanlığı sahiplenmekle eş anlamda olduğunu vurguladılar.

Remzi Kartal:
Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit sıradan bir tecrit değildir. Tecrit Kürt halkına uygulanıyor. Başkan Öcalan şahsında tecrit en üst konuma getiriliyor. Türk devletinin Kürtlere bakışı ortada. ‘KCK tutuklamaları‘ ve BDP’ye yönelimi ortada. Kürtlere göz açtırmak istemiyorlar. Adeta “Siz insan değilsiniz” demeye getiriyorlar. Türkiye devleti, bütün bu haksız, hukuksuz  uygulamalarında Amerika, Almanya ve Avrupa’dan destek alıyor. Ağır tecride kaşı Avrupa’da açlık grevleri ve demokratik eylemler yaptık. Avrupa Parlamentosu ve CPT’ye dosyalar verdik. Ama bunlar karşılık bulmuyor. Sessiz kalarak bu insanlık suçuna ortak oluyorlar. Fakat Kürtler bunu kabul etmiyor. Kürt halkı şimdi önderlerinin özgürlüğünü istiyor. Halkımız tahammül sınırlarının son noktasındadır.

Vahap Göğebakan:
Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridi dar düşünüp, yalnız Kürt sorununa indirgemek bence yanılgılı oluyor. Düşüncenin ana rahmi olan Ortadoğu’da İslamiyet’ten sonra yaprak dahi kımıldamamıştır. Bunun nedeni kişiye göre değişiyor. Ortadoğu düşüncesine bu ablukayı İslamiyet mi ya da Avrupa mı yaptı? Bana göre; İslamiyet’ten sonra bir düşünce gelişiyor Ortadoğu’da. Bunu da Amerika, Avrupa kıskaca alarak boğmaya çalışıyor. Sayın Öcalan’a uygulanan tecridi bu temelde değerlendiriyorum.

Kazım Acar:
Öncelikle bu, tecrit içinde tecrit politikası; Kürtlerin kazanımları ve elde edecekleri kazanımlara yönelik bir uygulamadır. Son dönemde özellikle hem gerillaya, hem de KCK adı altında yürütülen saldırılar bir bütündür. Kesinlikle Özgürlük Hareketi’ne geri adım attırmak ve Kürtlerin var olan kazanımlarını boşa çıkarmanın başka bir versiyonu olarak karşımıza çıkarılıyor. Bunu Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan bir yıl önceki görüşme notlarında sık sık dile getiriyordu. KCK tutuklamalarını, rehin ve şantaj politikası olarak değerlendiriyordu. Üzerindeki ağır tecride karşın Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan; özgürlük şehitlerine bağlılık temelinde, en sert şekilde bir direniş sergiliyeceğini söylemişti. Bu bir yıllık süreç içinde yaşanan gelişmelere bakıldığında, Kürt halkı zincirlerini kırarak topyekün bir direnişe geçmiş durumdadır. Yazık ki, Sayın Öcalan’a yönelik tecride ve Kürt halkına uygulanan bunca zulme sesiz kalan; işbirlikçi ve hain Kürtler de var. Bunlar bizim içimizi acıtıyor ve üzüntü veriyor. Umuyorum vicdanlarının bir köşesinde Kürtlük duygusu kalmışsa, bu konumlarından geri dönerler. O zaman başarı şansımız yüksek olacaktır. Devlet işbirlikçi Kürt bulamayınca, Kürdistan topraklarından çekip gitmek zorunda kalacaktır.

Besire Yiğit:
Sayın Öcalan’a büyük bir haksızlık yapılıyor. Bu iyi değil ve düşmanca bir politikadır. Öcalan beynimiz, gözümüz, kulağımız her şeyimizdir. O olmasaydı Kürtler, Kürtlüğünü bilemezdi. Kürtler Öcalan için her şeyini, gerekirse canını ortaya koymalıdır. Öcalan dört duvar arasında kaldıkça, biz nasıl mutlu olacağız? Biz bu yolda her fedekarlığa hazırız.

Hasan Hüseyin Bayraktar:
Başkan Öcalan’a uygulanan tecridi, tüm Kürdistanlılara uygulanan bir tecrit olarak görüyorum. Tüm Kürdistanlılar sağlığından kaygılılar. Ben de onlardan biriyim. Bizim de bir tahammül sınırımız var. Başkan Öcalan daha sağlıklı bir yere kaldırılmalı ve tecrit koşulları ortadan kaldırılmalıdır. Öncelikle bunu talep ediyorum.
‘Özgür olacaksak Öcalan ile olacağız’

Abdullah Değer:
Başkan Apo’nun üzerindeki tecrit tüm halkımıza yapılmış bir tecrittir. Başkan Apo’nun özgür olmadığı siyasi bir çözümü istemiyoruz. Başkan Apo’nun bir an evvel özgür olmasını talep ediyoruz.

Haydar Kaya:
Başkan Apo Kürt halkının namusu ve şerefidir. Başkan Apo sayesinde ulusal kimliğimizi tanıdık. Tecrit tüm halkımıza karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Ev hapsi değil, Başkanımız özgür bir yurttaş olarak siyaset yapabilmelidir.

Bahri Esen:
Türk devletinin tecritle amacı Başkan Apo’yu kendi çizgisine çekmek ve PKK ye silah bıraktırmaktır. Başkan Apo bu onursuzluğu kabul etmediği için tecride tabi tutulmaktadır. Başkan Apo’nun esir olduğu sürece hiç bir çözüm barışa hizmet etmeyecektir.
İsmail Gök:
‘Koster bozuk’, ‘hava bozuk’ gibi gerekçeleri halkımızı kandırmaktan ibaret gerekçelerdir. Türk devletinin zihniyeti bozuktur. Hiç bir güç bizi Başkan Apo’dan ayıramayacaktır. Tecridi şiddetle kınıyorum. Tecrit kaldırılmalı ve Başkan Apo özgür olmalıdır.

Nusret Avcı:
Tecrit ile bir halkın umudunu hapseden gerici zihniyet şunu iyi bilsin ki, Başkanımız içerde olduğu sürece hiç kimse rahat uyuyamayacaktır. Tecridi kınıyorum, Başkanımızın özgürlüğünü istiyorum. Tüm Kürtler boş durmamalı, demokratik tepkilerini ortaya koymalı ve her koşul altında onu sahiplenmelidir.

Metin Özbek:
Tecrit tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bizler hiçbir gerekçeyi kabul etmiyoruz. Ev hapsinden ziyade Başkanımızın özgürlüğünü talep ediyoruz. Başkan Apo’nun mücadelesi ortada, fazla birşey söylemeye gerek yok. Başkan Apo’yu sahiplenmek insanlığı sahiplenmektir.

Abdulsamet Gergin:
Başkan Apo şahsında özgür olmayı ve onurlu bir Kürt olmayı öğrendik. Tecridin asıl sebebi budur bence. Başkan Apo’nun şahsında tüm halkımız bir tecrit altındadır. Zebaniler Başkanımızı dört duvar arasında tutsa da zafer er ya da geç Kürt halkının olacaktır. Zalimler hakettiği cezayı bulacak ve mazlum insanların ahı yerde kalmayacaktır.

Mirbek Çıkaray:
Kendi şartlarını Başkan Apo’ya dayatmak isteyen düşmanlar, er geç Başkan Apo’nun direnişi önünde pes edecekler. Başkan Apo’ya sıradan bir mahkum gibi yaklaşanlar onun heybetli ve görkemli direnişi önünde mutlaka boyun eğecekler. Çünkü o kalbinde bir ulusun özgürlük umutlarını barındırıyor.

Mehmet Fırat:
Ben de yurtsever bir Kürt olarak tecridin bir an evel son bulması ve başkanımızın özgürlüğüne kavuşmasını istiyorum. Halk olarak her zaman Başkanımızın izindeyiz. Başkanımız sayesinde onurlu bir Kürt olmanın erdemine vardık. Demokratik tepkilerimizi ortaya koyalım ve onu sahiplenelim.
Nuri Ulug:
Başkan Apo esir olduğu sürece uykuyu ve istirahati kendimize haram etmeliyiz. Bizler bugün “başımız dik kendimize Kürt’üz” diyorsak bu O’nun sayesindedir. Türk devleti bu inatçı tutumundan bir an evel vazgeçip Başkan Apo’yla görüşmelidir. Aksi taktirde Aposuz bir çözümü halkımız kesinlikle kabul etmeyecek. Başkan Apo’yu tutsak edenlerin, yanlış hesap Bağdat’tan dönecektir.

‘Tek muhatap Öcalan’dır’


Musur Aslan:
Önderliğimize tecrit politikasını büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Tecrit Kürt halkı arasında derin bir infiale yol açmışken,Türk kamuoyu ve basını bu konuda oldukça duyarsız davranarak adeta bu tecridin bir parçası olmuş durumunda. Tecrit, Önderliğimizin şahsında AKP Hükümeti tarafından adeta bir koz olarak kulanılıyor. Önderliksiz bir Kürt çözümünün mümkün olmadığını dost da düşman da iyi bilmelidir. Avrupa’da yaşayan yurtsever Kürtler olarak hayatın her alanında buna karşı demokratik tepkilerimizi dile getirmemiz gerekiyor.

Hızni Taşkın:
Önderliğimizin üzerindeki tecridi halkımıza karşı bir hakaret ve saygısızlık olarak görüyorum. Bu, Kürt sorununun çözümünde bir aldatmaca ve oyalama politikasıdır. Başkanımız için ev hapsi istemiyoruz. Direk özgür olmasını ve özgürce siyaset yapmasını talep ediyoruz. Kürtleri eski Kürtler olarak gören zihniyetler artık dikiş tutmuyor. Kimse Kürtleri kandırmaya yeltenmesin. Öcalan bu halkın kırmızı çizgisidir. Önderliksiz bir Kürt sorunu asla olamaz. Önderliğimiz sorunun tek muhatabıdır. Başkanımız özgürleşene kadar Kürtler olarak evde oturmayı kendimize haram etmeliyiz.

Hayri İmak:
Önderliğin esaretinden bu yana tecridi yakından takip eden bir insanım. CPT’nin ve Af Örgütü’nün Öcalan konusundaki kayıtsızlığını eleştiriyorum. Öcalan sıradan bir mahkum değildir. Milyonların Önder kabul ettiği bir şahsiyete böylesi sıradan bir yaklaşım kabul edilemez. CPT’nin tavrı adeta uygulana tecride bir nevi çanak tutmaktır. CPT Kürt halkına verdiği sözleri yerine getirmelidir. Tecritle Önderlikle halkın arasındaki sarsılmaz bağlar kopartılmaya çalışılıyor. Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslararası komploya CPT ve Af Örgütü de adeta dahil edilmek isteniliyor. CPT bu konuda en kısa zamanda Kürt halkını tatmin edecek bir açıklamada bulunması gerekiyor.

Abdulkadir Karabeg:
Öcalan’ı sevseniz de sevmeseniz de o Kürt halkının iradesidir. Milyonlarca insanın Önder dediği bir insana tecridin layık görülmesi o insanların iradesine yapılmış bir saygısızlıktır. Sağlığı ve yaşamı bizi yakından ilgilendiriyor. Bunun her zaman takipçisi olacağız. Öcalan İmralı’da rehin tutulduğu sürece kimse bu sorunun çözülmesini beklemesin. Halk olarak temenimiz Sayın Öcalan’ın bir an evel özgürlüğüne kavuşmasıdır. Öcalan özgürleşene kadar eylemlerimiz devam edecektir. Son günlerde Önderliğimizin hakkında çıkan haberler (görüşmek istemiyor gibi…) sırf kafa karıştırmak ve tecridi meşrulaştırmaya yöneliktir. Halkımız bu oyunların farkında olmalı ve önderliğin etrafında kenetlenmelidir.

Selim Mert:
Sayın Öcalan iradesini devlete teslim etmediği için böylesi bir tecride tabi tutulduğunu düşünüyorum. Öcalan ile devlet yetkilileri arasında süren görüşmelerde taviz vermediği için böylesi bir izolasyona tabi tutulmuştur. Ve bu bizzat Başbakanlık Kriz Masası tarafından, bu tecrit hayata geçiriliyor. Bu tecridi devleten ve Erdoğan’dan bağımsız düşünmek hayal olur. Erdoğan bırakalım Kürtlerin hakkını vermeyi, bütün Kürtleri bir kaşık suda boğsa gönlü rahat olmaz. Kürt kelimesine dahi tahammüllü olmayan böylesi bir insanın Kürt sorununu çözmesi düşünülemez. Bu tecritle bir nevi Öcalan’ın iradesi sınanmaya çalışılıyor. Devlet Sayın Öcalan’ı kendi çizgisine çekmeye çalışıyor. Tabii ki tüm bunlar beyhude çabalardır. Tüm bu baskı, tecrit ve insanlık dışı tutumlar, halk olarak örgütlenmemizi zorunlu kılıyor. Önderliğin özgürleşmesi için bugüne kadar nasıl çaba sarf ettiysek bundan sonra da eylemlerimiz devam edecek.

Hamit Sarıkaya:
Önderliğimizin üzerindeki tecrit ve imha politikalarını yurtsever bir Kürdistanlı olarak kınıyorum. Tecrit ve imha politikalarıyla kimse Önderliğimizi esaret altına alamaz. Tecrit tüm halkımıza karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Tecrit aynı zamanda Önderliğimizi bizimle duyguda ve düşüncede koparma eylemidir. Ama hiçbir güç bizi Önderliğimizden ayıramaz. Son günlerde Önderliğimizin hakkında çıkan haberler provokatif haberlerdir. Halkımız bu tür haberlere itibar etmesin.

Ali Yavru:
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit milli bir devlet politikası olduğunu düşünüyorum. Koster bozuk, gemi bozuktan ziyade devletin niyetinin bozuk olduğunu düşünüyorum. Ulusal ve evrensel hukuk çiğnenerek Önderliğimizin üzerinde bir yıldır bir tecrit uygulanıyor. Yaşayıp yaşamadığını dahi bilmiyoruz. Bu bizi büyük bir endişeye sevk etmiştir. Tecrit tamamen keyfi ve hukuksuz temellere dayanmaktadır. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi son zamanlarda çıkan haberlerle tacride adeta kılıf hazırlanıyor. Halk olarak bu konudaki duyarlılığımızı en üst noktaya vardırmalıyız. BİTTİ

Hazırlayan: HIDIR ATEŞ/M.ZAHİT EKİNCİ