AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Fülle birçok sivil toplum kuruluşunu Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde “23. Nolu Fasıl: Yargı ve Temel Haklar” konusundaki görüşlerini almak üzere toplantıya çağırdı. (17 Mayıs 2012.)
İnsan hakları kuruluşları, sendikalar, işveren kuruluşları, meslek odaları, barolar, Alevi kurumları… Toplantıya çağrılanlar arasında ben de vardım. Çepeçevre düzenlenmiş bir toplantı masasının etrafındaki birçok temsilciyi tanıyorum. Selamlaşmalar, hal hatır, Türkiye gündemi üzerine sohbetler derken yanında birkaç kişiyle içeri giren adam Fülle olmalı! Ağır adımlarla ilerleyip, masanın baş tarafında ayrılan yere oturuyor. Lütufkar konuşmasına başlıyor. “AB Sürecinde bir durağanlık” varmış. Bu “Durağanlığı” aşmak için AKP Hükümeti’nin Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci (Tuhaf bir sıfat!) ile “Pozitif gündem” başlatmışlar. Dolayısıyla “Karamsarlıkları bir kenara bırakmalı ve pozitif olmalıymışız!” Fülle, söz alıp yorum yapan, taleplerini ve eleştirilerini dile getiren her temsilciye “Haberim var. Bu konuyu AKP Hükümeti ile görüştüm. Pozitif olalım!” derken Alevi temsilcilerin “Kapılarımız işaretlendi, başbakan tek din dedi, zaman aşımı…” ifadesini durgun ve mimiksiz bir yüz ifadesi ile dinledikten sonra “Haberim var!” diyor. İnsanın “Haberin varsa ne diye bizi yoruyorsun!” diyesi geliyor.
Hürriyet Gazetesi’nden bir haber, haber çok ama çok manidar! “KKTC’ye spor ambargosu sürerken, Kürdistan FİFA Şampiyonasında yarı finalde” Belli ki Zeynep Gürcanlı Hanımefendi bu duruma pek içerlemiş! “Kıbrıs sorununun çözümü için 40 yılda ancak bir arpa boyu yol alınabildi.” Diyen Gürcanlı’ya göre üstelik “KKTC dururken bağımsızlığı dahi olmayan Irak Kürdistan’ını FİFA turnuvasına almak da ne oluyor?!” Bu arada bahse konu turnuvada Kürdistan Futbol Takımı Moritanya ve Endonezya ile oynadığı grubu averajla birinci bitirmiş yarı finalde Filistin’le karşılaşacakmış! Tarihi bir maç, bu maçı statta izlemek isterdim. Maçı kimin kazandığı çok da önemli değil. Adı yasak, dünyada bir statüye sahip olmak için canını dişine takarak destansı bir mücadele veren iki halkın futbol takımının maçı… Ne diyelim iyi olan kazansın! Zeynep Hanım “Pozitif olmamıza” izin verse bu pozitif bir durum sayılabilirdi!..
19/20 Mayıs 2012 günü Diyarbakır’da yapılan “Ana Dil Çalıştayı” için davet almıştım. Gittim ve katıldım. Eğitim bilimci, akademisyen, siyasetçi… Birçok insan davetliydi. Sevgili dostum Osman Özçelik’in yönettiği “Dil ve Eğitim” başlıklı oturumda ben de kısa bir sunum yaptım. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Fülle ile AKP Hükümeti’nin Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış bizi bağışlasınlar ama(!) “Pozitif Gündem” burada sökmüyor. İnanılmaz bir şekilde biz hala “Ana Dilde Eğitim hak mıdır?” konusunu tartışıyoruz! Bakan beyler “Kürtçe diye bir dil yoktur! Noktasından Kürtçe eğitim olabilir mi konusuna geldik. Bu da pozitif bir durum” diyebilir. Lakin sizin “Pozitif gündem”iniz sorunlara çözüm üretmekten çok, sorunları görmemek anlamına geliyor.
Gazetelerden; Obama “Kürecik’teki radarın operasyonel kontrolü NATO’ya verilsin” demiş. İki AB Bakanı “Bunda garip olan ne? İşte size pozitif gündem! Daha ne istiyorsunuz? Başınıza ABD kuşu kondu!” diyebilirler. Ama başımıza nükleer bomba ve füze yağması tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu radarın ne menem bir zıkkım olduğunu 40 yıl önce gören cismi canım Sinan Cemgil ve arkadaşları Üç Fidan’ın idam edilmesini engellemek için Kürecik radarında eylem yapmıştı.
Gazetelerden; Huzur Geviş 1938’de Dersim’de öldürülen yakınlarının nüfus ve tapu kayıtlarını istedi. Gelen yanıt ibretlikti: “Onlar hiç var olmadılar!” Adımızı, dilimizi, inancımızı, kimliğimizi, kültürümüzü… İnsan olmaktan kaynaklı haklarımızı almaya çalışırken meğer biz “Yokmuşuz!..” Olsun! “Pozitif olmak” gerek. “Gülümseyin, mutlu olun! Karamsarlık da neymiş?”
Gazetelerden; İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin “Üniversite öğrenciliğimde light militandım” demiş. İdris Beyin nasıl bir bakan olacağı gençliğinden belliymiş. Acaba “Light militan” takla mı atardı, göbek mi? İşte size “Pozitif gündemli” bir Türk yurttaşı. Hem light, hem militan, hem bakan, üstelik yurttaşına takla ve göbek attırıyor.
Gazetelerden; “Yargıtay Öcalan için sayın, PKK’lılar için gerilla ifadesini kullanan Hatip Dicle ve Selim Sadak’a verilen cezayı anayasa, AİHS ve Temel Hakların Kullanılmasına İlişkin Sözleşmenin ifade özgürlüğünü düzenleyen maddeleri kapsamına girdiği gerekçesiyle bozdu.” Sayın AB Bakanları, “Bakın 23. Nolu Fasıl: Yargı ve Temel Haklar açılır açılmaz etkileri görüldü. Pozitif olun! Dememiş miydik?” diyebilir. Ama zorlama yöntemle oluşturulan “Pozitif gündem” hüzün ve kuşku bulutlarını dağıtamıyor. Çünkü dağlarda Gerilla, operasyonda asker olduğu sürece kan ve gözyaşı akma olasılığı çok yüksek! Hele de avukatları ve yakınları ağır tecrit nedeniyle Sayın Öcalan’la bir yıla yakındır görüşemiyorsa…!
‘Pozitif Gündem’