
Abdullah Öcalan’a Özgürlük Otobüsü hafta başında Nordrhein Westfalen Eyaleti (NRW) turuna başladı. Bielefeld, Münster, Osnabrück, Dortmund, Bochum derken otobüs dün de Essen’deydi.
Öcalan’a Özgürlük Otobüsü bugüne kadar 9 Avrupa ülkesinde 70’e yakın kenti ziyaret etti ve 20 bin kilometreye yakın bir yol katetti. Kimisi siyasetçi, kimisi oğlunu savaşta kaybetmiş bir Kürt kadını, kimisi sanatçı olan Öcalan’a Özgürlük Otobüsü eylemcileri her gittikleri alanda Kürdistanlıların büyük bir sevgisiyle karşılanıyor. Otobüsün geleceği şehirde bir kaç gün öncesi telaşlı bir koşuşturma oluyor ve hazırlıklar yapılıyor.
‘Başkan Apo geliyormuş gibi’
Özgürlük Otobüsü geride bıraktığı şehirden çıkıp yollara düştüğünde, bir sonraki durakta heyecanlı bekleyiş başlıyor. Osnabrück’ten Dortmund’a gelmek üzere olan otobüsü, Ehmedê Xanî Kürt Kültür Merkezi’nde yüzlerce Kürdistanlı bekliyordu. Kadın, çocuk, genç, yaşlı yani her yaştan Kürdistanlı otomobillerine bindi ve camlarına Öcalan’ın posterlerini asarak, otobüsü karşılamaya gitti.
Otobüs geçiktikçe sabırsızlık ve heyecan da artıyordu. Kürdistanlı bir genç anne heyecan içinde otobüsün geleceği istikamete bakıyor ve „Heval şu an öyle heyecanlıyım ki, sanki Başkan Apo geliyor“ diyordu. Otobüs geldiğinde de atılan sloganlar, zılgıtlar ve oluşan sevgi seli siyasal taleplerin yanı sıra özlemi, hasreti de yansıtıyordu.
Onlar artık, sadece otobüs ve içindeki fedakar eylemcileri değil, yıllardır bekledikleri, özledikleri, özgürlüğü için her türlü eylemi yaptıkları ‘Başkan Apo’larını bekliyorlardı adeta. Çocuğunu Kürdistan Özgürlük Mücadelesi saflarında yitirmiş bir anne, duygusunu düşüncesini, gerilla ve cezaevlerindeki tutsaklara olan kaygı ve özlemini dile getiriyordu.
Otobüsün eskortu polis
Özgürlük Otobüsü, araç konvoyu eşliğinde kente girdiği anda Alman polisleri tarafından karşılanıyor. Kürtleri, kiriminalize etmeyi bir politika haline getiren polisin, yaklaşımı dikkat çekici.
Motosiklet ve polis araçlarıyla Özgürlük Otobüsü ve konvoya eşlik eden polis, otobüsün önünde ve arkasında trafiği durdurarak otobüsün rahat bir şekilde hedefine ilerlemesini sağlıyor. O an aklınıza, önemli bir devlet adamı, yabancı bir konuk ya da bir siyasetçinin geçişi esnasında uygulanan protokol ve uygulamalar geliyor.
Öcalan, fiziki olarak orada olmazsa da halkı ve ona bağlı devrimciler, O’nu en iyi şekilde temsil ediyor.
Otobüsün geçtiği bütün caddelerde insanlar merak içinde. Kimileri el sallıyor kimileri zafer işareti yapıyor. Otobüsün geçişi sırasında trafik duruyor, herkes duruyor ve eskortlar eşliğinde otobüs miting alanına varıyor.
Otobüs, Dortmund kent merkezindeki Friedenplatz’a yani Barış Meydanı’na giriyor, yüzlerce Kürdistanlı alkış, slogan, zılgıt ve kornalarla karşılıyor.
Meydanın orta yerinde artık Kurdili bir gün yaşanıyor, Kürtler özgürlük taleplerini haykırıyor.
Yaklaşık üç aydır ülke ülke, kent kent dolaşan ve Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü için kamuoyunun duyarlılığını artırmak için çabalayan eylemciler yorgunluğunu, kendilerini kucaklayanların sevgisi karşısında unutuyor.
Öcalan’a Özgürlük Otobüsü eylemcileri, özgürlük için bedenlerini cezaevlerinde açlığa yatıran onbin tutsağın da sesi olmuş durumda. Her konuşmada onların haykırış ve eylemlerine sahip çıkılacağı sözü veriliyor.
Herkesten imza talep ediyorlar
Uğradıkları her durakta, milliyeti ne olursa olsun her insandan Öcalan’ın özgürlüğü için imza talep ediyorlar. Dillerinin döndüğünce „Lütfen cezaevlerindeki duruma sessiz kalmayın, susmak ölümdür“ diyorlar.
Binlerce imza toplayan otobüs eylemcileri, topladıkları imzaları bölgelerde dernek temsilcilerine teslim ediyor.
‘Bütün anaların sesiyim’
Özgürlük Otobüsü eylemcilerinden en yaşlısı çocuğunu savaşta kaybetmiş bir anne. Haykırışı, çığlığı ve konuşması karşısında kişi, insanlığını bir kez daha sorgulamak zorunda kalıyor.
Yaşlı bedenine inat dimdik ayakta duran ve kent kent dolaşan Ana, şunları belirtiyor: „Ben şehit anasıyım, ben cezaevlerinde ki tutsaklarında anasıyım, ben evlatlarını yitirmiş bütün anaların da sesiyim. Lütfen bu zulme sessiz kalmayın. Bir şehit anasının, evladı ölüm tehdidi altında olan, evladının bedeninin erimesinin gün gün saat saat çaresizce izlemekte olan anaların neler çektiğini, ne acılar yaşadığını biraz düşünün. Sessiz kalmayın.
Êdî Bes e, Êdî bes e, Êdî Bes e...“
3 bin imza topladı
Otobüs turunun Hollanda durağından itibaren bir yolcusu daha var. Geçtiğimiz yıllarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Avrupa maratonu yapan Hollandalı teolog Henri Dahlem de Dortmund’daydı.
Dahlem, her zamanki çevik ve sıcakkanlı haliyle gittiği her yerde imza topluyor, konuşuyor, anlatıyor. Tek başına 3 binden fazla imza toplamış. Özgürlük maratonu bitene kadar da çalışmasına devam edeceğini söylüyor.
MURAT ALPAVUT/DORTMUND