Kitabın trans erkeklerin görünür olması açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Güngör, “Ben bir gazete haberini görerek, onu cüzdanımda taşıyarak Ankara’ya taşındım. Hepimizin benzer hayatları var ve ‘dünyada benim gibi bir kişi daha varmış‘ cümlesini kurmak bile çok önemlidir bir insan için” dedi.
Türkiye’de LGBT bireyi cinayeti, haberlerdeki yerini korurken, LGBT dernekleri ise kendilerini görünür kılmak için yeni yayınlar, dergiler, kitaplar çıkarıyor. Pembe Hayat Derneği Yönetim Kurulu üyesi trans erkek Aras Güngör de, trans erkek deneyimlerini anlatan “Trans Erkek: Kadından Erkeğe Transeksüel Deneyimleri” isimli kitap çıkardı. Türkiye’de trans erkeklere ilişkin çıkarılan ve bir ilk olan kitapta; 8 tanığın, bir doktorun, bir avukatın ve bilinen ilk trans erkek olan Jack Bee Garland’ın röportajları yer alıyor.
Kitap çıkarma sürecinde yaşadığı zorlukları anlatan Güngör, trans erkeklerin ciddi bir şekilde görünürlük sorunu yaşadığını ifade etti. Trans erkeklerin derneğe çekinerek geldiklerini belirten Güngör, “Mesela önce üst kata çıkıyorlardı, sonra buraya iniyorlardı. Hatta daha öncesinde kesinlikle zili çalmıyorlardı, telefon açıp ‘Ben kapıdayım kapıyı açın’ diyorlardı“ diye konuştu.
Trans erkeklerin çok kapalı insanlar olduğu vurgusu yapan Güngör, kitabı hazırlarken soru sorma noktasında da sıkıntılar yaşadığını söyledi. Çalışmaya başladığında arkadaşlarıyla birlikte 90’a yakın alternatif sorular hazırladıklarını belirten Güngör, “Ama soruları biraz trans erkeklerle kurduğum ilişkiler üzerinden sordum. Çünkü görüşme yaptığım kişilerin özel hayatlarını biliyorum, neye cevap verip neye vermeyeceğini biliyorum. Kişisel sorunlarını, girilmesini istemediği alanları iyi bildiğim için standart bir soru üzerinden gitmedim” diye konuştu.
‘Bilgi paylaşımı açısından çok önemli’
Kitabın çıkmasının kendisi açısından çok önemli bir gelişme olduğunu kaydeden Güngör, şunları anlattı: “Bu kitabın çıkmasına gerçekten çok sevindim. Ben bir gazete haberini görerek, onu cüzdanımda taşıyarak Ankara’ya taşındım. Hepimizin benzer hayatları var ve ‘dünyada benim gibi bir kişi daha varmış‘ cümlesini kurmak bile çok önemlidir bir insan için. Bizim bildiklerimizi herkesin bildiğini zannediyoruz. Oysa ki böyle değil. Dünyada kendisini yalnız hisseden, sadece kendisinin transseksüel olduğunu zanneden, hatta onun isminin ne olduğunu bilmeyen, aslında ne yaşadığının bile farkında olmayan, üzerlerine kapı kapatılan, evliliğe zorlanan birçok transın olduğunu biliyoruz. O yüzden bu kitap önemli. En azından böyle bir şeyin var olduğunu ve ne yapacağını nereden başlayacağını, kendisi gibi en azından bu kitaba bakıp 8 kişinin daha olduğunu ve bu insanların neler yaşadığı bilgisi çok önemli diye düşünüyorum.”
ŞİLAN ÖZHAN - DİHA/ANKARA