Avukat Margaret Owen, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yakından takip ediyor. İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyet yürüten Kürt İnsan Hakları Projesi (KHRP) ve Peace In Kurdistan (PIK) kuruluşlarına danışmanlık yapan insan hakları avukatı Owen, Roboskî Katliamı’nı Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması gereken bir savaş suçu olarak niteliyor.
‘KCK’ adı altında yürütülen siyasi kırım operasyonlarını “Türkiye şu anda sosyal ve kültürel soykırım suçlusu” şeklinde değerlendiriyor.
Roboskî Katliamı, Amed’de JİTEM’in infazlarının açık delili durumundaki insan kemikleri ve AKP Hükümeti’nin yürüttüğü soykırım operasyonları konusunda Owen’ın görüşlerini aldık.

Türk devleti, Roboskî’de 34 sivil Kürt’ü katletti. Bu katliamın uluslararası hukuktaki karşılığı nedir? Bir insan hakları avukatı olarak siz bu olayı nasıl yorumluyorsunuz?

Bence bu uluslararası hukukun ihlalidir. Bu korkunç bir vahşettir. Biraz  para vererek bu olay örtbas edilemez. Aralarında çocukların da olduğu bu 34 kişi silahsız sivillerdi. Bu bir katliamdır. Açıkça bir savaş suçudur ve failleri Türk hükümeti, ABD hükümeti, İsrail’dir. Muhtemelen İngiltere de dahil olmuştur çünkü biz de Türkiye’ye silah tedarik ediyoruz. Hükümetin tazminat ödemesi, faillerin açığa çıkarılmasını sağlamayacaktır. Yeterli de değildir. Düzgün bir şekilde bu olay aydınlatılmalıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken bir suçtur.

Amed’de ortaya çıkan insan kemikleri, Türk devletinin ne şekilde yargısız infazlar gerçekleştirdiğini gözler önüne seriyor. Kemikler, kayıpların akibetini de gösteriyor. Hükümetin ne gibi yükümlülükleri var?

Türkiye, kayıplarını araştırmayı, bağımsız bir komite ile toplu mezarlarını açmayı, adli tıp çalışmasını, DNA kullanımını ve tanıkların kimliklerini tespit etmeyi reddeden tek ülke değil. Oysa bağımsız bir soruşturma talep etmek, tüm hükümetlerin görevidir. Bosna’da sekiz bin kişinin katledildiği korkunç katliamlar olduğunda, bu uluslararası bir soruşturma konusu oldu ve halen bu insanların kimlikleri araştırılıyor. Bu anlamda, Diyarbakır’daki kazı çalışmalarının hava durumu gerekçesiyle durdurulması tam bir saçmalık. Bu, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay’ın üzerine gitmesi gereken bir konu.
Türkiye’de yargısız infazlar, kayıplar genellikle 80’li yılların başlangıcı ve 90’lı yılların sonlarında oldu. İnsanlar hükümetlere başvurdu, ancak asla cevap alamadı. Geçen haftalarda İngiltere’nin Türk Büyükelçisi Londra’daki Britanya Akademisi’nde konuşuyordu. Türkiye’nin dış politikası ve uluslararası alanda üstlendiği yeni roller hakkında konuşuyordu. İşte, bu dönemde uluslararası mahkemelere şikayet yapılmasının tam da sırası. Yasal olarak harekete geçme zamanı.

‘KCK’ adı altında yapılan soykırım operasyonlarını nasıl yorumluyorsunuz?

Sekiz bin siyasi tutuklusu olan Türkiye, Suriye’ye, ‘Tutukluları serbest bırakın, insanları öldürmeyin’ diyor. 2010 yılında Diyarbakır’daki KCK davasına gözlemci olarak katıldım. Hazırlanan iddianameler gerçekten çok tuhaf. Çünkü iddianame, normalde hukuktaki suç tanımına göre hazırlanır. Ancak davadaki iddianamelerde kanıt olarak gösterilen bazı deliller, delil bile değil. Tamamen uydurma. Ben böyle saçmalık görmedim. Kürtlerin hakları ile ilgili bir şey söylemeye çalışan herkes basitçe vatan haini sayılıyor. Bu insanlar da; avukatlar, belediye başkanları, seçilmiş parlamenterler, sivil toplum örgütü aktivistleri, insan hakları savunucuları, kadın aktivistleri... Avrupa İnsan Hakları Mevzuatı ve ve diğer uluslararası yasal mekanizmalara göre Adil Yargılanma Hakkı sözkonusu değildir. Türkiye, şu anda bir sosyal ve kültürel soykırım suçlusudur. Uyarmalıyım ki, Kürt halkına ne kadar çok çektirirseniz, daha büyük bir mücadele ile karşılık verecektir; çünkü özgürlük ve kültürel kimlik için tutkuyu yakıcı hale getiren bu zulmünüzdür.

 Bildiğiniz gibi Sayın Öcalan yaklaşık 6 aydır avukatlarını göremiyor. Birincisi, bu konuda ne düşünüyorsunuz? İkincisi, bu konuyu taşıyacak yasal bir mecra var mı?
Sayın Öcalan son birkaç yıldır, diyalog ve müzakere ihtiyacı konusunda net duruş sergilemektedir. Kendisiyle görüşmelerin gerçekleştirildiğini biliyoruz. Tam diyaloga dair umutlanmışken, aniden her şey tekrardan ters gitmeye başladı. Kuzey Irak’ın bombalanması ve yakın zaman önce gerçekleşen Roboskî Katliamı… Sayın Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmemesi durumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürülmelidir.
 
İngiliz hükümetinin, Türkiye’nin Kürt sorununa karşı sessiz olduğunu düşünüyor musunuz?

Türkiye bölgede, jeopolitik olarak çok özel bir konuma sahip ve ayrıca ticaret için ideal bir ülke. Türkiye bizden silah satın alıyor. Türkiye, İngiltere’nin çok önemli bir ticaret ortağıdır. Ayrıca ortaklaştıkları diğer bir konu da; Türkiye Kürtlere karşı anti terör yasaları kullanıyor ve İngiltere de Müslümanlara karşı anti terör yasaları kullanıyor.


SUNA KÖSE/LONDRA