Seçimlere „ustalık dönemine giriyoruz” söylemleriyle giren Erdoğan’ın, „ustalık” döneminden neyi kastettiği, son olarak Partisinin 10. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmayla, bir kez daha açığa çıkmış oldu.
Erdoğan, açıkça Ramazan ayının bitiminde tüm demokrasi güçlerinin, muhaliflerin elimine edilmesi için her türlü yönteme başvuracaklarını ifade etmiştir. Bu, açık bir „imha ilanıdır”, savaş ilanıdır. AKP’nin ustalık dönemi de, demokrasi güçlerine ve özgürlük hareketine yönelik imha saldırılarıyla geçecektir. Zaten aslında AKP’nin son 9 yıllık iktidarı birçok ihlalle, öldürmeyle, çocuk katliamlarıyla, kadına yönelik her türlü şiddetin artmasıyla geçmedi mi? 9 yıl boyunca tıpkı 1990’lı yıllardaki savaş konsepti gibi gençler sokak ortasında kurşunlanmadı mı? Bebeler annelerinin sütünü emerken gaz mermileriyle katledilmedi mi?
Sözüm ona DGM’ler kaldırıldı da yerine gelen Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri sadece bir isim değişikliğinden öteye gitmedi mi? Önemli olan mentalite ve pratiktir. DGM heyetlerinin içinden askeri üyelerin çıkartılmasıyla gerçekleşen yargılamanın „sivil” olmadığını, bu defa da HSYK patentli yargı mensuplarının aynı işlevi yerine getirdiklerini fazlasıyla görmedik mi? Bugün binlerce Kürt siyasetçisi, belediye başkanı, seçilmiş meclis üyeleri, insan hakları savunucusu, STK yöneticisi zındanda değil midir? Peki bu „halkın iradesi” değil de nedir? Sonuçta yüzbinlerce insanı temsil eden belediye başkanları „içeridedir”. Seksen bin oy alan Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi, yine diğer vekillerin tahliye edilmemeleri zaten bir hukuk katliamı değil midir?
Aynı AKP döneminde binlere Kürt çocuğu yargılanmadı mı? İşkenceli sorgulardan geçmedi mi? Çocukluk düşleri karabasanlara çevrilmedi mi? Uğur’ların Ceylan’ların katillerini koruyan aynı AKP değil miydi?
8 Martlarda kadınlar saçlarından sürüklenerek işkence görmedi mi? Her gün eski eş, sevgili, baba-kardeş-amca eliyle bir kadın katliamı yaşanmaktadır. AKP’nin kadın kırımını önleyecek herhangi bir adımını gördünüz mü? Son seçimleri „ustalık” adıyla geçiren AKP’nin ilk icraatı „Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığını” lağvedip yerine „Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” kurmak olmadı mı? Kadının adına bile tahammül edemeyen bir zihniyet bir ülkeyi nasıl demokratikleştirecek? Barışı nasıl inşa edecek?
Listeyi sayfalar dolusu uzatmak mümkün. Ancak 18 Ağustos’ta gerçekleşecek MGK toplantısı oldukça hayati ve tarihi görünüyor. AKP’nin bir süredir belirttiği „yeni konsept” hazırlıkları bu toplantıda ele alınacak gibi görünüyor.
Yine Kamu Güvenlik Müsteşarlığı’nın hazırladığı stratejiye göre askeri operasyonların yanı sıra medya kuruluşlarına yayıncılık konusunda seminerlerin verilmesi planlandığı belirtiliyor. Bu da yaygın basın-yayın kuruluşlarına verilen misyonun açık ifadesi. Halkın doğru haber alma hakkı ve özgürlüğü vardır. Son olarak devlet kanalları eliyle „Murat Karayılan, İran tarafından yakalandı” şeklinde servis edilen haberler, yeni konsept içinde psikolojik harp yöntemleri babında medyaya verilen rolü de açığa çıkartmış görünüyor.
İmha konsepti, savaş konsepti, adına ne derse densin tüm bunları halkların örgütlü gücü ve kararlılığı boşa çıkartacaktır inancındayım.