Almanya Gündemi

“Almanlar aslında silahı değil silahın felsefesini buldular.“
Bu söz, Alman şair Kurt Tucholsky’ye ait. 1933’te kitaplarının Nazilerce yakıldığını da gördükten sonra 1935’in son günlerinde, 45 yaşındayken, sığındığı İsveç’te zehir içerek yaşamına son verdi.
Bu hafta, Tucholsky’nin yukarıdaki sözüyle başlayıp, geçtiğimiz günlerde açıklanan 2011 yılı silah satış raporu üzerinde durmayı planlıyordum. Ancak Alman silahları şu an farklı bir bağlamda ülkenin temel gündemi haline geldi. Almanların, T.C.-Suriye devleti sınırına PAC-3 tipi Patriot füzeler göndermesi tartışılıyor. Türk hükümeti, haftalardan beri bunun için yoğun bir diplomatik faaliyet yürütüyordu. Erdoğan ve Davutoğlu’nun Almanya ziyareti esnasında Merkel ile bu meseleyi uzun uzun konuştular. Taraflar arasında – Almanya, Türkiye ve NATO – arasında mutabakat sağlanmış gibi görünüyor. Zaten, en kısa zamanda NATO’ya resmi başvurunun yapılacağını dün açıklayan Davutoğlu da, ortaklarından bu yeşil ışığı bekliyordu.
Peki gelelim işin ayrıntılarına. ‘Patriot’ (yurtsever) adı verilen füzelere sahip üç NATO devleti var: ABD, Hollanda ve Almanya. Uzun menzilli hava savunma sistemi olan Patriot füzeleri, gelecek savaş uçakları veya füzeleri geri püskürtebiliyor. Savaş uçaklarını 160 kilometre mesafeden vurabilen Patriot’ların içindeki PAC-3 füzesi ise balistik roketleri sadece 15 kilometre mesafeden karşılayabiliyor. Almanya daha önce de – örneğin Körfez Savaşı’nda – Ortadoğu’ya Patriot füzeleri göndermişti ama o zamanlar sadece teknik sunmuştu. Şimdi ise, bu silahları kullanacak askerlerin de gönderilmesi gündemde. Yaklaşık 170 askerden söz ediliyor. Bu askerlerin, Patriot göndermesi öngörülen ABD ve Hollanda askerleri ile birlikte çalışması amaçlanıyor.
Türkiye, ‘Suriye devletinden saldırı tehdidi ile karşı karşıya olduğu’ gerekçesiyle NATO’dan askeri ve lojistik destek istiyor. Destek sunmaya hazır olan hükümetler de, ‘dayanışma’larını aynı şekilde gerekçelendiriyor. Ne de olsa NATO ortaklığı söz konusu.
Fakat yürütülen tartışmalarda zaman zaman unutulan bir şey var ki – ki maalesef Alman basınının da önemli bir kısmında aynı manipülasyon yürütülüyor – Türk devleti, Suriye devlet güçlerinden gelecek somut bir saldırı tehdidi ile karşı karşıya değil. Tersine. Şu an Türk devleti Suriye devlet güçlerine karşı ciddi bir saldırı tehdidini oluşturuyor ve tehdit oluşturmakla da sınırlı kalmayıp, dolaylı olarak saldırıyor. Saldırarak çatışmaları provoke ediyor. Birinci husus bu.
İkinci husus ise Türkiye’nin Patriot ihtiyacı ile ilgili. NATO içinde ABD’den sonra ikinci büyük orduya sahip devlet olan Türkiye’nin silahları, kendini ‘olası saldırılara karşı savunmasına’ yetmez mi? Nihayetinde 30 yılda hem gerilla hem de sivil Kürt halkına karşı yürüttüğü savaşta kullandığı silahlar, son teknikle donatılmış. Dolayısıyla dışarıdan silaha ihtiyacı yok. Zaten mevcut durumda provoke ettiği saldırılarda kullanılan silahlar, füze değil havan. Patriot sistemi ise havanlara karşı tamamen işlevsiz.
O vakit madem Türkiye şu an askeri bir saldırı ile karşı karşıya değil ve dolayısıyla bir savunma durumu da yok, neden Patriot isteniyor?
Türkiye’nin hem Rojava’daki gelişmelerin önünü kesmeye çalıştığı hem de Hür Suriye Ordusu içindeki bazı unsurlar üzerindeki etkisini kullanarak savaşı kızıştırmak için elinden geleni yaptığı biliniyor. Ancak gücü sınırlı. Düşürülen uçakta olduğu gibi zaman zaman provokasyonlarla mevcut savaşı uluslararasılaştırmaya çalıştı. Yani askeri müdahaleyi hızlandırmak, önünü açmak için uğraşıyor.
Türk devleti ve dolayısıyla AKP için, tampon bölgesi çok esaslı bir konu. Zira o tampon ile kuzey cephesinden Batı Kürdistan’ın çembere alınması amaçlanıyor. Hayırseverlikle uzaktan yakından alakası olmayan, birçok insanın kendi ülkesinde mültecileşmesine sebep olan Türk hükümetinin Suriye’den mülteciler için kamp kurmasının bir nedeni de bu. Bunun üzerinden hala tampon bölgesi baskısı kuruluyor. Patriot sistemlerinin devlet sınırına yerleştirilmesi de, uçuşa yasak bölgenin oluşturulmasının teknik koşullarını oluşturur. 
Alman meclisindeki muhalefeti oluşturan siyasi partiler tepkili. Sosyaldemokratlarla Yeşiller, böyle bir karar için meclisin onayı gerektiğini vurguluyor. Sol Parti ise her koşul altında füze sisteminin gönderilmesini ve Almanya’nın başka topraklardaki bir savaşa daha dahil olmasını engelleyeceğini açıkladı. Hükümet ise işi meclisi karıştırmadan halletmenin yolunu arıyor. Yarın, muhalefetin istemi doğrultusunda mecliste konuyla ilgili özel bir oturumda tartışılacak.
Peki Alman hükümeti sınıra Patriot göndermeye neden sıcak bakıyor? Suriye’de neyin peşinde? Bunu, haftaya ele alacağız.