9 Ekim komplosu nasıl ki, Önder Apo’nun yaratıcılığı ve önderliğinde boşa çıkarıldıysa AKP’nin öncülük ettiği bu karanlık ve katliamcı oyunları, senaryoları de boşa çıkarılacaktır.

9 Ekim 1998 komplosunun üzerinden 18 yıl geçti. Türkiye ateşkesin ilan edildiği ve çözüm için fırsatların doğduğu bir ortamda süreci tersine çevirerek ve kötüye kullanarak savaşı ve imhayı dayattı. Görüşmeleri başlatan ve çözüme şans verilmesini, ateşkes ilan edilmesini öneren devletin kendisiydi. PKK ve Önderliği ise bu girişimleri ciddiye almış, çözüme yol açılması ve Kürt-Türk ilişkilerinde silahların aradan çıkarılması için tarihi bir sorumlulukla hareket etmişlerdir.
Türk devletini yönetenler ise halkların barış içinde bir arada yaşaması yerine tekçi ve ırkçı kafa yapısını değiştirmeye yanaşmamışlardır. Sorun uzun yıllara dayalı ve giderek ağırlaşan bir sorundu. İnkar ve soykırım cumhuriyetin kuruluşundan beri sürdürülüyordu. Ancak bu politikalar herhangi bir çözüm üretmemiş, hep katliam, sürgün, acı ve yıkımlara yol açmıştı. 21. yüzyılda da aynı kafada ve politikada ısrar zamana karşı durma dışında başka bir sonuca yol açamazdı.
Türkiye’yi yönetenler yeter ki, Kürtler iflah olmasın, irade ve kimlik edinmesin diye tüm dünyaya yalvarmaya, tavizler vermeye, her türlü karanlık ve kirli ilişkilere girmeye hazırdılar. İsrail’den Rusya’ya, ABD’den Avrupa’ya kadar herkesle işbirliğine girmeye, istenen tavizleri vermeye açıktılar. Kürtler söz ve kimlik sahibi olursa sanki dünya yıkılacak, kıyamet kopacak da kendilerine yeryüzünde yer kalmayacaktı.
1 Eylül 1998 dünya barış gününde Önder Apo devletin talepleri doğrultusunda ateşkes ilan etti. Sorunu Türkiye’nin sınırları içerisinde demokratik, siyasal yöntemlerle çözmek istediklerini açıkladı. Türkiye ise buna karşılık Suriye’yi tehdit ederek, sınıra orduyu yığarak cevap verdi. Sonuçta büyük tavizler vererek, adeta Türkiye’yi pazarlayarak ABD, İsrail gibi güçlerle anlaşarak bir komployla Önder Apo’yu Suriye’den çıkarttı. 15 Şubat’ta da Türkiye’ye kaçırarak getirdiler.
Bu komplonun sonuçları ne oldu? Türkiye neler kaybetti? Türkiye’yi yönetenler bunun muhasebesini yapmadılar. Hesabını halka vermediler. Irkçı ve milliyetçi kampanyalarla bir zafer ilan ettiler. Bu zaferlerinin faturasını hala Türkiye halkları ödemeye devam ediyor! Halbuki sorun o zaman çözülseydi, bu tarihi fırsat heba edilmeseydi, bu arada yaşamını yitiren binlerce insan kurtulmuş olacak, ekonomik kaynaklar da halkın daha iyi yaşamasına sunulmuş olacaktı.
Aradan geçen uzun yıllara rağmen Türk hükümetleri Kürtlerin direnişlerini kıramadılar. Zaman zaman ateşkesler ve görüşmeler oldu. Oslo süreci yaşandı, İmralı görüşmeleri yapıldı. Kürt tarafı yine büyük bir ciddiyet ve sorumlulukla savaşı sonlandırmaya, demokratik bir Türkiye yaratmaya dönük caba ve projelerde ısrarlı oldu. Halkların barışına ve birlikte yasamasına stratejik yaklaştı.
2002’den beri iktidarda olan AKP ise bu ateşkes ve barış arayışlarına hiç bir zaman stratejik yaklaşmadı. Hiç bir çözüm projesini topluma ve Kürt tarafına sunmadı. Hep seçim, iktidar hesapları yaparak taktiksel yaklaştı. AKP milliyetçi ve mezhepçi  kafa yapsını hiç değiştirmedi. Devletin yapılanmasını, ırkçı ve tekçi sistemini sindirmiş ve zihinsel olarak öyle şekillenmişti. Yeni ve demokratik bir Türkiye projesine karşıydı. 12 Eylül anayasası ile Türkiye’yi yönetmeye devam etti.
Dolmabahçe mutabakatıyla Türkiye çözüme çok yaklaşmıştı. Müzakerelere başlansaydı yeni bir savaşın çıkmasına gerek kalmazdı. Binlerce insan bugün hayatta olurdu. Türkiye 9 Ekim komplosunu sürdürmek için bugün Ortadoğu’daki bataklığa sürüklenmezdi. Buna ihtiyacı olmazdı. İç sorunlarını çözmüş, demokratik bir Türkiye bölge halklarının umudu ve modeli olurdu.
Türkiye bugün Suriye’ye askeri güç yığıyor. Irak’a güç yığıyor. Adeta belasını arayan bir kabadayı konumunda. Yırtınıyorlar. “Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. Bunu sağlamaya çalışıyoruz” diyorlar. “Irak Iraklılarındır, Suriye Suriyelilerindir” demeyi marifet sanıyorlar. Kürtler kim? Kürtler de Suriye’de ve Irak’ta yaşamıyor mu? DAİŞ’lı, El Nusra’lı çeteler birçok yeri ele geçirince Türkiye hiç telaşlanmadı. Bu ülkelerin birliğinden kaygı duymadı. Ne zaman ki, Kürtler örgütlenip güç olmaya, kendi kimliklerine ve yaşadıkları alanlara sahip çıkmaya başladılar Türkiye’i yönetenlerin şirazesi bozuldu.
Irak hükümeti ve parlamentosu Türkiye’nin Irak’ta güç bulundurmasına karşı çıkıyorlar. Ama Türkiye tüm uluslararası ve devletler hukukunu çiğneyerek “sen istemesen de ben gelip seni kurtaracağım” diyor. Amaç Kürtlerin bölge halklarıyla ortaklaşmaması ve herhangi bir statüye sahip olmamasıdır. 9 Ekim’de nasıl ki, Suriye’yi tehdit ederek uluslararası bir komployla Önder Apo’yu oradan çıkarıp Kürtlerin iradesini dağıtmayı hedefledilerse şimdi de aynısını yapmaktadırlar. Yani Türk devleti ve AKP hükümeti ırkçı ve tekçi ulus devlet sisteminden vazgeçmiyorlar, Kürtler üzerindeki hakimiyetlerini sürdürerek soykırımı tamamlamak istiyorlar.
9 Ekim komplosu nasıl ki, Önder Apo’nun yaratıcılığı ve önderliğinde boşa çıkarıldıysa AKP’nin öncülük ettiği bu karanlık ve katliamcı oyunları, senaryoları de boşa çıkarılacaktır. Türk sömürgeciliği Kürtleri tarihten silmeyi başaramayacak ve Kürtler kendi topraklarında, kendi kimlikleriyle birlikte yaşadığı halklarla özgürce bir ortaklık kuracaktır!