Eğer amaç; zamana yayarak unutturmak ise nafile bir bekleyiş bu.
Çünkü Sakine Cansız ve yoldaşlarının bıraktığı miras Kürt kadınları ve halkı için hep yaşatılacak niteliktedir. Zamanın uzaması ise sadece Kürtler açısından yüzlerce Sara’nın, Rojbin’in ve Ronahi’nin doğuşu anlamını taşımaktadır.
Evet, Sakine Cansız ve yoldaşlarının mirası unutulamayacak niteliktedir. Kürtlerin varlık yokluk tartışmasının olduğu bir dönemde, kadının ise varlığının bile söz konusu olmadığı bir toplumda gözlerini ve yüreğini özgürlüğe dikmişti Sakine Cansız.
Geçen gün karşılaştığım ilk çalışma yıllarına tanıklık etmiş olan arkadaşları özgürlük adına evlerine gelen bu devrimci kadının cesaretini ve kararlılığını şöyle anlatıyorlardı: "Sakine evimize geldiğinde annelerimiz onu evden kovuyordu, birçok aile evine almıyordu. Kadınlar onun geldiğini duyduklarında saklanıyorlardı. Ama o ısrarla ve kararlılıkla bize Kürt halklarının haklarını ve özgürlüğü anlattı.”
Kendini inkar etmenin tek yaşam seçeneği olarak sunulduğu bir dönemden bahsediliyordu. Yani 1970’lerden… Bir yanı halklar ve farklılıkların inkarı üzerine kurulmuş bir devlet, bir yanı kadını yok sayan bir toplum.
‘Hem Kürt, hem kadın ve hem de Alevi…’ diyordu Sakine Cansız’ın arkadaşları...
Bütün kimliklerin yok sayıldığı bir sistemde ve toplumda ‘kendin olma’ çabası en büyük cesaretti Sakine Cansız’da hayat bulan.
Bu büyük cesaret Sakine Cansız ve yoldaşlarının milyonlarca ardılını yarattı.
Bugün eğer Rojava bir kadın devrimi ise bu mirasın ürünüdür. Kürt toplumunun yaşamında, halklara ve farklılıklara yaklaşımında bir değişim olmuşsa yine bu mirasın ürünüdür. Kadın özgürlüğü Kürt toplumunda vazgeçilmez bir ölçü haline gelmişse Sakine Cansız’ın öncülüğünün sonucudur.
O yüzden bu mirasın ardılları çoktur ve çoğalmaktadır.
Demem o ki; Kürt kadınları ve dostları bu öncü kadını ve yoldaşlarını unutmayacaktır.
Fransız yetkililerinin böyle bir amacı vardı ise bunun sonuç almadığı kesin. O halde bu suskunluk niye? Basına çarşaf çarşaf yansıyan bilgiler neyin nesiydi?
Ömer Güney’in sorgusundan ne çıktı? Hangi güçler bu katliamın içerisinde yer aldı?
Kürt sorunun çözümü için adım atıldığı o günlerde kimler ve niçin bu katliamı gerçekleştirdi?
Bu katliamın aydınlatılması sadece bir cinayetin aydınlatılması olmayacak; yıllardır Kürt sorununun çözümüne dair atılan her adımı boşa çıkarmaya çalışan karanlık güçlerin açığa çıkması anlamına gelecektir.
9 Ocak 2013’de Paris’te üç kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katliamı sonra Kürt Halk Önderi Öcalan kardeşi Mehmet Öcalan aracılığı ile "kim beni buraya getirdiyse, katliamı da onlar yaptı" demişti. Dolayısıyla Paris katliamının aydınlatılması, göründüğünden daha fazlasıdır Kürtler için.
Ve bu gün 9 Ekim… Kürtler için kara gün.
Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun başlangıcı. 9 Ekim 1998’de başlayan bu süreç 15 Şubat 1999’da Sayın Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesi ile sonuçlanmıştı.
Kürtler 9 Ekim komplosunu unutmadığı gibi 9 Ocak katliamını da unutmayacaktır. Yine Kürt kadınları ve halkı adalet arayışından vazgeçmeyecektir.
9 Ekim komplosundan 9 Ocak katliamına
Tam dokuz ay geçti Paris katliamı üzerinden. Halen Fransız yetkililerinden bir açıklama yok. Kürt kadınları ve Kürtler ise ‘adalet’ bekliyor. Kürt kadınları her Çarşamba sokaklara çıkarak adalet beklentisini yineliyor. Ve artık daha derinden sorguluyor, soruyor; ‘suskunluğunuz ortaklığınızdan mıdır?’ diye.