AB bütçesinde Türkiye’ye kısıtlama
Avrupa Komisyonu’nun 2021-2027 yılları için hazırladığı bütçe önerisi, Türkiye’nin tam üyelik perspektifinin daha da zayıfladığını ortaya koydu.
DW Türkçe’den Değer Akal’ın haberine göre Avrupa Komisyonu’nun 2021-2027 yılları için hazırladığı bütçe önerisi Batı Balkan ülkeleri için “üyelik” hedefini yansıtırken Türkiye’ye umut vaat etmiyor. Mali yardımlarda kesinti olabileceği belirtiliyor.
Üyelik yerine komşuluk
Batı Balkan ülkeleri Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya ve Arnavutluk’u, kriterleri karşılamaları halinde 2025 yılında AB’ye kabul etmeye hazırlanan Birlik, Türkiye ile ilişkilerini ise giderek “üyelik perspektifi” yerine “komşuluk ilişkileri” bağlamına oturtmaya devam ediyor.
Avrupa Komisyonu, üyeliğe hazırlanan ülkelere verilecek mali yardım bütçesini 2021-2027 döneminde toplam 12 milyar 865 milyon euro olarak öngördü. Katılım öncesi mali yardım bütçesi 2014-2020 yılları için, 11 milyar 698 milyon euro olarak belirlenmişti.
Kesintinin sinyalleri var
Uzmanlar, bu rakamların, AB’nin gelecek 10 yılda Türkiye’nin AB üyeliğini gerçekçi görmediğinin bir göstergesi olduğunu düşünüyor, hatta Türkiye’ye yönelik mali yardımlarda da kesinti olabileceği konusunda uyarıyor. Avrupa Komisyonu’nun bütçe önerisinde kullandığı ifadeler de bu görüşü destekliyor.
2 Mayıs’ta kamuoyuna açıklanan belgede, aday ve potansiyel aday ülkelere verilecek yardımlara ilişkin bütçenin, “Batı Balkanlar Stratejisi bağlamında konumlandırıldığı” vurgulanıyor, ayrıca bunun “Türkiye ile ilişkilerdeki gelişmeleri yansıttığı” ifade ediliyor.
DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan AB uzmanı Yrd. Doç. Dr. Erhan Akdemir, Avrupa Komisyonu’nun 2021-2027 bütçe önerisinin ve buradaki ifadelerin, Türkiye için ne anlama geldiğini, şöyle değerlendirdi:
Bir vaat yok
“Üyelik perspektifi verilen Batı Balkan ülkelerine olumlu mesaj verilirken, ‘Türkiye’nin durumu zaten ortada, bir şey vaat etmiyorum’ denilmiş. 2027’ye kadar olan bütçede Türkiye’nin bırakın üyeliğini öngörmeyi, alacağı mali yardımlarda da sıkıntıya gireceği dolambaçlı yolla ifade edilmiş.”
AB liderleri son dönemdeki açıklamalarında Türkiye’yi “aday ülke” olarak tanımlamak yerine, “komşu ülke” olarak nitelendirerek politika değişikliği sinyali veriyordu.
AB Komisyonu da geçen aylarda genişleme stratejisini Batı Balkan ülkeleri ile sınırlandırıp, Türkiye’yi dışarıda tutarak, bugünkü koşullarda Ankara’nın tam üyelik perspektifini gerçekçi görmediğini yansıtmıştı. AB geçen yıl da, Türkiye’nin demokratik kriterlerinden uzaklaşmasını eleştirerek, mali yardımlarda da kesintiye gitmişti.