Kürdistan ile Ulusal Dayanışma Koordinasyonu (CNSK) Fransa Parlamentosu'nda önceki gün "Ülkeler ve Kürt Halkı, Nasıl Bir Gelecek" konulu konferans düzenledi. Parlamento Dışilişkiler Komisyonu Üyesi ve Milletvekili François Asensi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen konferansın birinci oturumunda Ortadoğu ve Kürt sorunu tartışılırken, ikinci bölümde ise Kürt sorunu karşısında Fransa'nın politik duruşu konusunda etrafında tartışmalar yürütüldü.


'Gerçek katilleri istiyoruz'
Paris'te 9 Ocak günü katledilen üç Kürt kadın devrimciye adanan konferansta CNSK bileşenleri adına açıklama yapan Marsilya Belediye Meclis üyesi Joel Dutto, kendisinin de çalışma arkadaşı olan Fidan Doğan'ın (Rojbîn) diplomatik faaliyetlerini anlattı. "Biz gerçek katillerin ve bu katliamın arkasındaki güçlerin kim olduğunu bilmek istiyoruz" diyen Dutto, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez için bir dakikalık saygı duruşuna çağırdı.
Barış Hareketi Ulusal Büro üyesi Yves-Jean Gallas moderatörlüğündeki konferansın birinci oturumunda BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Galatasaray Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Ahmet İnsel ve gazeteci Laure Marchand konuştu. Gazeteci Laure Marchand konuşmasında Gezi sürecinde yaşanan polis şiddeti hakkında bilgi verirken, tutuklu gazetecilere de dikkat çekti. Marchand, Türkiye'de halen 63 gazetecinin yargılandığını bunlardan 22'sinin cezaevinde olduğunu belirtti.

Demirtaş: Diyalog müzakereye dönüşmeli

BDP Eşbaşkanı Demirtaş ise sözlerine konferansa katkılarından dolayı Fransız Komünist Partisi'ne teşekkürle başladı. Kürt Hallk Önderi Abdullah Öcalan ile İmralı'da devam eden görüşmeleri değerlendiren Demirtaş, "Bu bir yıllık süreci tarafların birbirine güven duyması, birbirini tanıması, birbiriyle konuşacak zemini yakalaması açısından değerli bir yıl olarak ele aldık. Bu süreç diyalog süreciydi. Geçen bir yılda elde edilen tüm bu kazanımların kalıcı bir barış için müzakereye geçilmesini istiyoruz. Sayın Öcalan'ın asıl talebi bu. Sayın Öcalan tarafların masaya müzakere amacıyla oturması gerektiğini düşünüyor" dedi. Öcalan'ın İmralı'daki koşullarının müzakereleri yürütebileceği duruma getirilmediğini söyleyen Demirtaş, farklı heyetlerin de adaya gidişine olanak sağlanması gerektiğini belirtti.

Fransa'ya Paris eleştirisi
Kürt sorununun bütünlüklü bir mesele olduğunun da altını çizen Demirtaş, "Sorunun sadece siyasi ve kimliksel değildir. Bu işin ekonomik, idari ve kültürel boyutları var. Bütün bunların müzakere edilmesi gerekiyor. Kürtler dilini tüm kamusal alanlarda sınırsız özgürce kullanabilmeli. Kürtlerin kimliğinin tanınması gerekir. Kürtlerin özyönetim hakkı sağlanmalı, biz bunu demokratik özerklik olarak ifade ediyoruz" diyerek, taleplerini dillendirdi.  
Paris Katliamı'na da dikkat çeken Demirtaş, "Katliamın arkasındaki asıl güçler açığa çıkartılmadıkça, Fransa'nın gerçekten barışı arzulayıp arzulamayacağı hep şaibeli olacaktır" şeklinde konuştu.

Muslim: Devrim hırsızları da ayakta
Ardından konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim de Fransız devletinin Kürtlere dönük politikasını eleştirerek, Fransa'nın Ortadoğu'daki geçmişine dikkat çekti. "Devrimciler ayağa kalktığında, devrim hırsızları da ayağa kalkıyor" diyen Muslim, Tunus, Mısır ve Libya'da ayaklanma sonrası oluşan iktidarların halkların taleplerinden uzak olduğunu ve Rojava'daki devrime karşı hırsızların yine iş başında olduğunu vurguladı. "Rejim üzerimize gelmek isteyince, ilerlemesine izin vermedik" diyerek Halep'te, Kobanê'de, Efrîn'de kendilerini savunduklarını söyleyen Muslim, devamla şunları söyledi: "Bu yaptıklarımız bazılarının hoşuna gitmedi. Kürtlerin varlığını kabul etmeyenler karşı çıktı. Bir yıldan bu yanadır şiddetli saldırılar var. Bunlar sokaklarda insan kesenlerdi. Bazı insanlarımızı kestiler. Ben şu anda sizinle konuşurken Tirbespiyê'de çatışmalar vardı. Şu ana kadar da bunlara karşı mücadelemiz sürüyor."  

Amaçları ülkemizi almak
El Kaide etrafında oluşan güçlere dikkat çeken Muslim "Bu güçler Suriyeli değil. Her yerden geliyorlar. Tora Bora'dan geliyorlar, Tunus'tan geliyorlar, hatta Avrupa'dan bile geliyorlar. Amaçları ne? İslam Emirliği kurmak istiyorlar. Biz kendimizi her yönüyle bu güçlere karşı savunuyoruz. Bugün bir şehit annesi hem çocuğunun tabutunu taşıyor, diğer yandan da bağımsızlık ve özgürlük için diğer eliyle zafer işareti yapıyor" şeklinde Rojava'daki direnişi sözleriyle resmetti.
Muslim, Türk rejiminin, özel savaş dairesinin bunları eğiterek Rojava'ya gönderdiğini söyledi. "Biz onlara Kürtler size ne yaptı? Neden düşmanlık yapıyorsunuz? diyoruz. Cevapları yok. Bunlar demokrasiye karşı savaşıyorlar" diyen Muslim, "Bizi bir bütün olarak yok etmek istiyorlar. Ama Rojava'da dört milyon insanı tümden yok edemezler. Son bir kişi kalana kadar bu direniş devam edecek" ifadelerini kullandı.  

Çözüme kadar geçici yönetim

Batı Kürdistan'ın Qamişlo kentinde 12 Kasım günü geçici yönetim için yapılan toplantıyı hatırlatan Muslim "82 kişi toplandı, karar aldılar. Tüm Suriye'de çözüm gelişene kadar geçici bir yönetim kurma kararı aldılar. İçinde herkes var. Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Çeçenler, Êzîdîler, hep birlikte karar aldılar" dedi.

Başkaları için mi savaşalım!

Fransız hükümetinin politikalarını da eleştiren Muslim, "Başkaları için mi savaşmamızı istiyorlar, Şam'da rejimle mi savaşmamızı istiyorlar, Cenevre'ye muhalefet içinde mi gitmemizi istiyorlar, hayır bizim gözümüz açıldı, demokrasinin ne olduğunu biliyoruz, kendi yolumuzu çiziyoruz ve demokrasinin tek savunma çizgisiyiz" dedi.
Galatasaray Üniversitesi Profesörü Ahmet İnsel, Kürt sorunun anayasal çözümden geçtiğini belirtti.

Fransa masaya yatırıldı
Konferansın ikinci bölümünde Fransa'nın Kürt politikası masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü üniversite profösörü Pascal Torre'nin gerçekleştirdiği oturuma, Avukat Sylvie Boitel, Kürdistan-Fransa Dayanışma Derneği Başkanı Sylvie Jan ve Fransa Kürt Dernekleri başkanı Mehmet Ülker katıldı.
Uzun yıllardır Kürt siyasetçilerin ve Paris'te katledilen üç Kürt kadın devrimcinin de avukatı olan Slyvie Boitel, "Fransa'nın Kürtlere dönük politikası her zaman muğlak oldu" diyerek Eylül ayında Fransa'da Suriye konusuda gerçekleşen dış ilişkiler toplantısında konuşan Fransa Başbakanının 'Suriye konuşulurken Kürdistan kelimesini ağzına almamasından' bunun çok net anlaşıldığını ifade etti.   

İkili siyaset uygulanıyor
"Fransa bugüne kadar Kürtler kendi ülkelerinde işkence gördükleri, örgütlere sempati duydukları ya da bu konuda yargılandıkları için oturum verdi. Şimdi ise aynı gerekçelerle kendisi yargılıyor" diyerek Fransa'nın ikili siyasetine dikkat çeken Boitel, Fransa'da Kürtlere dönük yaşanan operasyonlar hakkında bilgi verdi. Paris'te 3 Kürt kadının katledilmesinin büyük bir şok olduğunu belirten Boitel "Şu ana kadar Fransa'da siyasi cinayetlerin aydınlatılmamasının" ise kaygı verici olduğunu belirterek, bu olayın aydınlatılması için büyük bir çabanın gerekli olduğunu vurguladı.
 
Politikası Kürt karşıtı
Fransa-Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı Slyvie Jan ise, "Fransa'da Kürt karşıtı ciddi bir politika izleniyor" dedi. Jan, buna karşı yürüttükleri çalışmalarını şu cümlelerle açıkladı: " Fransız Komünist Partisi, Kürt sorunu Fransızların gündemine taşımak için 'Ez Kürdim' filmi etrafında çok sayıda konferans örgütledi. Bu toplantılarda ortaya bir sonuç çıkıyordu. Politik eğilimi olmayan ama Kürtler için çalışmak isteyen, bu sorun etrafında bir araya gelmek isteyen insanların varlığını gördük. Bu nedenle siyasi oluşumlardan bağımsız böylesi bir derneği kurmaya karar verdik. Bu, Paris'te şehit düşen Rojbîn'in de çok istediği bir şeydi. Biz bunları konuşurken Paris cinayeti meydana geldi. Bu nedenle derneğin kuruluş tarihini 9 Ocak olarak belirledik."
Jan devamla 'Adalet ve gerçeği istiyoruz' temelinde bir kampanyanın yürütücüsü olduklarını ifade etti. Paris Katliamı'nın sadece Kürtlerin sorunu olmadığını ve birinci yıl dönümünde gerçekleşecek tüm etkinliklerin başta Fransızlar tarafından sahiplenmesi gerektiğini belirtti.

2007'den beri 21 operasyon

FEYKA Başkanı Mehmet Ülker ise Fransa ve Türkiye'nin ekonomik çıkarları nedeniyle 1993 ve sonrasında gelişen operasyonlar konusunda bilgi verdi. 2007 yılından bugüne kadar 21 operasyonun gerçekleştiğini, Kürt Halk Önderi Öcalan'ın fotoğralarının bile suç delili olarak dosyalara eklendiğini ifade eden Ülker, Kürtlerin bilinçli bir kriminalize politikasına maruz kaldığının altını çizdi.

Sonuç bildirgesi

Ülker'in konuşmasının ardından konferansın sonuç bildirgesi okundu. Buna göre, Avrupa Birliğini'nin Kürtlerin barış talebini desteklemesi gerektiği vurgulanırken, PKK'nin derhal 'terör örgütleri' listesinden çıkartılması gerektiği vurgulandı. AB'nin tüm siyasi tutsaklar ve Abdullah Öcalan'ın bırakılması konusunda inisiyatif göstermesi gerektiği vurgulanan sonuç bildirgesinde, Paris Katliamı konusunda Fransa'nın daha büyük bir çaba sarfetmesi gerektiği belirtildi. Ermeni soykırımının tanınması konusunda AB'nin derhal harekete geçmesi gerektiği vurgusunun yapıldığı sonuç bildirgesinde, Avrupa ülkelerinde ve Fransa'da insan hakları konusunda bir güvencenin oluşturulması gerektiğinin altı çizildi.
 


SELMA AKKAYA/PARİS