Ava Neşe KALP

 

Yeni bir seçim öncesi, Türkiye siyasi yelpazesinde göz attığımızda, geleneksel anlamda dört ana çizgi karşımıza çıkar: Merkez sağ, aşırı sağ, dindar muhafazakâr sağ, sol gibi görünen seküler Kemalist çizgi.

Merkez sağ çizgisi içinde DP, AP, DYP, ANAP ve son olarak da AKP’yi sayabiliriz. Merkez sol gibi sunulan, zaman zaman adı değişse de kendisi değişmeyen, önemli ölçüde sola eğilimli bir kitle tabanına sahip, parti yönetiminin devamlı olarak seküler Türkçü bir çizgide olduğu CHP temsil eder. Ecevit’in DSP’si, SHP, SODEP de dönemsel olarak bu çizgide var olan partiler.

Şimdi bu yelpazeye, gelenek olarak HEP ile başlayıp ancak HDP’de gerçek formunu bulan, yıllarca temsil edilmeyen Türkiye’nin ötekilerinin yer aldığı bir çizgi eklenmiş durumda. Bu kesim, şimdiye kadar ya mecburen var olan partilerden birine oy verdi ya da sandık başına gitmekten imtina etti. Yani aslında temsil edilmedi.

Bu akımlar, aynı çizgide birden fazla partinin var olmasına olanak tanımaz doğası gereği. Yani aynı çizgiye seslenen partilerden sadece biri kendini sürdürebilir konumda olacaktır. CHP ve DSP aynı kitleye seslendiler ama aynı anda var olamadılar. ANAP ve DYP ile AKP ve SP de aynı anda var olamadılar. Bunlardan biri ortadan kalkmak zorunda kalır her halükârda. Lider bazlı partilerin, liderleri ideolojiyi bypass ettiği durumlarda, ya da lider etkisini yitirdiği andan itibaren hayatta kalma şansı yoktur. Dolayısıyla bakıldığında lider bazlı partiler bir süre sonra ortadan kalkarlar. Özal ve Ecevit gittiklerinde partilerinden eser kalmadı. Demirel gittiğinde DYP tutunamadı. Hepsi birer boş tabela partisine döndüler. Şimdi AKP’de sıra.

Yani ideolojiyi terk eden partilerin yaşama şansı yoktur. İdeoloji takip edildiğinde de parti küçülse dahi, hareket yeniden ayağa kalkıp yoluna devam edebilmektedir. CHP ve MHP’nin ideolojik çizgileri bu anlamıyla nettir. Bu nedenle her daim varlığını ve belli orandaki kitlelerini korumuş, kesintiye uğrasa da kalkıp yoluna devam etmişlerdir. Devlet Bahçeli’nin partinin öz dinamiklerini bypass edip, MHP’yi AKP’nin stepnesine dönüştürmesi ile ideolojik alt yapısını şimdilik yitirdiğinden, bu ideolojik çizgi İYİ Parti’nin oluşumuna yol açmış görünüyor. Bu nedenle, MHP ideolojik alt yapısını yitiren bir tabela partisine dönüşmeye sürecine girmiş durumdadır.

Türkiye’de devlet müdahalesini ayrı tutarsak, işleyen parlamenter sistem geleneği, tüm sorunlu yönlerine rağmen bu çizgiler üzerinden hala işlemeye eğilimlidir. Yani böyle bir kültürel alt yapı tüm arızalarına rağmen vardır. Tam da bu nedenle, demokrasiye uyumlu, İslamcı sağ çizgiyi Erdoğan’ın kişisel hırsları yüzünden terk edişinin daha görünür hale gelmesi ile AKP kitle desteğini yitirmeye başlamıştır. Bu hat, AKP’nin seçim rüşvetini kabul etmeyen Temel Karamollaoğlu ile sürece dahil olacak gibi görünüyor. AKP, Muhafazakâr dindar ideoloji ile Fazilet’in devamı Saadet Partisi’ni küçük bir tabela partisine çevirirken, şimdi o ideolojik zemini yitirmesiyle aynı kadere uğruyor.

HDP ise sanırım uzun ve ağır koşullarla savaşarak, yani çarpışa çarpışa gelen güçlü ve dinamik siyasi bir çizginin temsilidir. Dolayısıyla Türkiye’nin en sağlam ve iddialı siyasi akımlardan biridir artık. TC devletinin varoluş ilkelerine aykırı bir çoğulculuğu tüm görünürlüğü ile bağrında toplayan, dolayısıyla paradigmaya en aykırı, şimdiye kadar temsil edilmeyen bir kitleyi kucaklayarak, yerini sağlamlaştıran siyasi bir hattır. Türkiye’de demokrasinin ve parlamenter sistem geleneğinin yeniden inşasını sağlayacak lokomotiftir ve bu yönüyle de diğer parti ve kesimlere direnme ve parlamenter çoğulculuğu savunma cesaretini veren, korku eşiğini aşmasında öncülük eden harekettir.

Buradan bir sonuca ulaşmak gerekirse;

1. AKP’nin bir dönem kullandığı muhafazakâr İslami çizgiyi Saadet Partisi devraldığı için AKP yavaş yavaş eriyerek yok olacaktır. Yani Abbas gerçekten yolcu.

2. MHP’nin milliyetçi sağı, İYİ Parti tarafından temsil edilecek gibi görünüyor. MHP de bir tabela partisine dönüşerek ya yok olacak ya da mevcut ekibi ve işleyişi terk edip, İP ile birleşerek eski çizgisini devam ettirecek ve İP feshedilecektir. Yani Abbas’ın ekürüsü de yolcu.

3. CHP ideolojik alt yapısını koruduğu için yerini de korumaya devam edecektir. Ancak Ergenekoncu yapısında bir revizyona gitmesi gerekecek gibi görünüyor. Aksi durumda kitlesinin büyük bir kısmını -normal koşullarda varlığına izin verilirse- HDP’ye kaptıracaktır. Tam olmasa da bir tabela partisine dönüşme riski bu anlamıyla vardır.

4. HDP ise önüne çıkarılan tüm engellere rağmen, yerini sağlamlaştırmış durumdadır. Eğer kişisel hırslar, ayak oyunları, normalleşme dönemlerinde içeri dolan rantçı kesimlere karşı dikkatli olunursa, Türkiye’nin geleceğinde en önemli katkıyı sunacak partidir.

Seçimlerde bol şans!