• Driscoll’a göre ABD ve müttefikleri, açık mimari, ortak üretim ve hızlı tedarik sayesinde “kitle” çağına uyum sağlarsa hem caydırıcılığını koruyabilir hem de gerektiğinde sivil sanayiyi hızla harekete geçirebilir. Bu önerilerin militarist dili, barıştan uzak savaşı kaçınılmaz ve teknik bir veri gibi kabul ediyor.

BAHAR AVJÎN

Uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Affairs’ta Dan Driscoll imzasıyla yayımlanan analizde yazar, ABD’nin savunma ekosistemini kökten reforme etmesi ve müttefikleriyle birlikte yeni bir savaş dönemine uyum sağlaması gerektiğini savunuyor. Yazının çıkış noktası, 1 Haziran 2025’te Ukrayna’nın görece düşük maliyetli ticari dronlarla Rus stratejik bombardıman uçaklarını vurması. Driscoll’a göre bu operasyon, pahalı ve özel üretim platformların lüks hale geldiğini; asıl belirleyicinin ise daha fazla silahı, daha hızlı ve daha uzun süre kullanabilme kapasitesi, yani “kitle” olduğunu gösterdi.

Driscoll, Soğuk Savaş sonrası savunma sanayisinin az sayıda büyük yüklenici etrafında şekillendiğini, bu şirketlerin tescilli yazılımlarla kapalı sistemler ürettiğini ve aşırı düzenlemelerin küçük-orta ölçekli firmaların önünü kestiğini belirtiyor. Ona göre ABD ve müttefikleri, “güzel ama pahalı” platformlara bağımlı kaldı; oysa özel teknoloji şirketleri açık veri mimarileri, hızlı iterasyon ve sürekli rekabet sayesinde çok daha çevik bir yenilik modeli geliştirdi. Yazar, modern savaşta yapay zeka destekli karar alma ve sistemler arası veri akışının hayati olduğunu savunuyor.

Sahadan örnekler ve öneriler

Yazıda Almanya’daki Grafenwöhr tatbikat alanında yaşanan bir deneyim aktarılıyor: Müttefik askerlerin farklı ekranlar arasında manuel veri aktarmak zorunda kaldığı, Ukraynalı askerlerin ise tek ekran üzerinden tehditleri izleyip müdahale edebildiği anlatılıyor. Driscoll’a göre bu fark, kapalı ve açık sistemler arasındaki uçurumu gösteriyor.

Yazarın önerdiği reform üç katmana ayrılıyor:

1. Fiziksel katman: Kritik hammaddeler, enerji ve altyapı. Örnek olarak ABD ordusunun arazilerini özel sektöre kiralaması, mineral işleme tesisleri, mikroreaktörler ve veri merkezleri kurulması veriliyor.

2. Dijital katman: Tescilli sistemlerin “jailbreak” edilerek veri akışının açılması, hackathonlarla farklı sistemlerin entegre edilmesi ve açık kaynak standartların zorunlu hale getirilmesi.

3. Yenilik katmanı: Ticari teknolojilerin öncelikli alınması, FUZE gibi girişim fonlarıyla hızlı ölçekleme ve askerlerle birlikte saha testleri.

Yazar ayrıca müttefikler arasında tek bir açık savunma pazarı kurulmasını öneriyor. Bu pazarda uyumluluk, ürünün giriş bileti olacak; böylece savunma sanayisindeki tekelleşme kırılacak, maliyetler düşecek ve gerektiğinde sivil fabrikalar hızla silah üretimine geçebilecek.

Makale, savunma sanayisi ve tedarik zinciri açısından önemli tespitler içeriyor; ancak savaşı büyük ölçüde bir mühendislik, tedarik ve yönetim sorunu olarak ele alıyor. Sivillerin ölümü, göç, gıda güvensizliği, diplomasi, silahların kontrolü ve tırmanma riski metinde neredeyse hiç yer almıyor.

Ukrayna’daki savaşın arka planı da tek taraflı bir çerçevede sunuluyor: Rusya’nın işgali vurgulanırken NATO’nun Ukrayna ordusuyla uzun süredir yürüttüğü eğitim ve entegrasyon faaliyetleri, savaşın nasıl bu noktaya geldiğine dair tartışma dışarıda bırakılıyor. Kamuya açık kaynaklar, NATO’nun 2014’ten itibaren Ukrayna güçlerini eğittiğini gösteriyor; bu da savaşın yalnızca tek aktörlü bir anlatıyla okunmasının eksik olacağını düşündürüyor.

Daha fazla silahla caydırıcılık!

Driscoll’un önerdiği model, “daha çok, daha hızlı ve daha uyumlu silah” varsayımına dayanıyor. Caydırıcılık teorisi açısından tutarlı görünse de böyle bir yarışın karşı tarafı da hızlandırması, tırmanma riskini artırması ve kaynakları sağlık, eğitim, yoksullukla mücadele gibi alanlardan çekmesi muhtemel. Barış yalnızca askeri dengeyle değil; diplomasi, silahların kontrolü ve güven artırıcı önlemlerle inşa edilir. Makale, savunma planlamacıları için stratejik bir çerçeve sunuyor fakat insani ve diplomatik boyutu dışarıda bırakması onu tek boyutlu kılıyor.

Driscoll’a göre ABD ve müttefikleri, açık mimari, ortak üretim ve hızlı tedarik sayesinde “kitle” çağına uyum sağlarsa hem caydırıcılığını koruyabilir hem de gerektiğinde sivil sanayiyi hızla harekete geçirebilir. Bu öneriler savunma sanayisi açısından dikkate değer ancak barışçıl bir okuma, aynı metnin savaşı kaçınılmaz ve teknik bir veri gibi kabul eden militarist dilini de sorgulamalıdır.