29 Şubat’ta imzalanan ABD-Taliban anlaşması, 15 üyeli Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde oy birliği onaylandı. Taliban’ın DAİŞ’e karşı operasyon düzenlemesi, ABD ordusunun Taliban güçlerine destek vermesi ve bunun da ilk kez kamuoyuna duyurulması, Afganistan cephesinde ortaya çıkan ilginç gelişmeler.
Afganistan’da siyasi bir çözümün önünü açan ABD-Taliban anlaşması Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) kabul gördü, Konsey iki taraf arasındaki anlaşmayı oy birliğiyle onayladı. Anlaşma böylece uluslararası bir boyut kazanırken, Taliban ile Afganistan hükümeti arasındaki müzakerelerin başlayacağı bugünlerde Afgan Cumhurbaşkanı tutuklu 5 bin Taliban üyesini, koşullu bir şekilde serbest bırakacak.
Salı günü 5’i daimi, 10 üyesi de geçici olmak üzere toplam 15 üye devletten oluşan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD-Taliban arasındaki anlaşmayı onayladı.
Bu oylama, BM Güvenlik Konseyi çatısı altında bir yabancı devlet ile bir gerilla hareketi arası arasındaki anlaşma konusunda nadir bir onaylamayı ifade ediyor.
Gizli maddeler de onaylandı
Kararın şaşırtıcı bir yanı ise anlaşmada yer alan iki gizli maddenin de onaylanması oldu. ‘Terörle mücadele’ bağlantılı bu maddelere BMGK üyelerinin de erişiminin mümkün olmadığı bildirildi. ‘Terörle mücadele’ bağlantılı Taliban-ABD gizli anlaşmasının maddelerinden biri, acaba Taliban ile ABD birliklerinin Afganistan’da DAİŞ çetelerine karşı birlikte mücadelesini mi kapsıyor? sorusunu da akıllara getiriyor. Zira, ABD ordusunun bir yetkilisi, Taliban birliklerinin DAİŞ’e karşı bir operasyon yaptığı ve kendilerinin de Taliban’a sınırlı destek sunduklarını açıkladı.
Taliban, ABD ile yapılan müzakereler sonucunda 22 Şubat günü kısmi bir ateşkes yapılmıştı. Sürecin sonunda 29 Şubat günü Katar’ın Doha kentinde ABD ile Taliban bir anlaşmaya imza atmıştı. Taliban’ın güvenlik garantileri vermesi karşılında ABD ve ittifakları da 14 ay içerisinde ülkedeki güçlerini tamamen çekmeyi taahhüt etti. ABD ayrıca güçlerini çekmeyi, Taliban’ın Afgan hükümeti ile müzakereleri başlatma koşuluna dayandırdı.
ABD askerleri çekiliyor
Bu arada Amerikan ordusu da anlaşma kapsamında çekilmeye başladı. Amerikan birliklerinin güneydeki Helmand eyaletinin başkent Leşker Gah ile batıdaki Herat eyaletinde bulunan üslerinden çekilmeye başladığı bildirildi. Helmand eyaleti geniş bir şekilde Taliban’ın denetiminde bulunuyor.
Anlaşmaya göre ABD’nin Temmuz ortasına kadar 12 ila 13 bin olan asker sayısını 8 bin 600’e düşürmesi gerekiyor. Diğer bir ifadeyle ülkedeki 20 dolayında Amerikan üssünden 5’inin boşaltılması gerekiyor.
5 bin Taliban tutuklusu serbest kalacak
Öte yandan Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin sözcüsü, Salı günü Twitter üzerinde yaptığı açıklamada güvenlik durumunda belirgin iyileşmeler olması halinde 5 bin Taliban tutuklusunu serbest bırakacağını bildirdi.
Sözcü Sedik Sedikki “1500 Taliban tutuklusunun affı ve serbest bırakılması Cumartesi başlayacak ve her gün 100 dolayında tutuklu bırakılacak. Sedikki, Kabil yönetimi ile Taliban arasında müzakerelerin başlaması ile birlikte “şiddette belirgin bir azalma olması kaydıyla her iki haftada bir 500 Taliban tutuklusunun serbest bırakılacağını” belirtti.
Müzakerlerin 10 Mart’ta başlaması gerekiyordu
Taliban’ın Afganistan hükümetiyle müzakerelere başlaması, Doha’da 29 Şubat’ta imzalanan ABD-Taliban anlaşmasının da bir şartıydı. Afganistan-Taliban müzakerelerinin 10 Mart’ta başlaması gerekiyordu ancak başlaması konusunda bir gecikme oldu. Müzakerelere başlama durumun Taliban tutuklularının bırakılmasına bağlı olduğuna dikkat çekiliyor. Anlaşma kapsamında 5 bin Taliban üyesine karşı, Taliban’ın da bin dolayında asker ve polisi serbest bırakması öngörülüyor. Taliban, bu maddeyi Afgan hükümeti ile müzakerelerin önkoşulu olarak görüyor.
DAİŞ’e karşı ortak operasyon
Anlaşma ardından Taliban ve Amerika arasında DAİŞ’e karşı işbirliği yapıldığı da bildirildi. Amerikan Ordusu Merkezi Komutanlık Şefi General Kenneth McKenzie, Temsilciler Meclisi’nde yaptığı açıklamada Taliban’ın DAİŞ’e karşı çatışma kapasitelerini gösterdiğini belirtti.
General “Bu son aylarda Afganistan’ın doğusunda, Taliban’ın Nangarhar eyaletinde sahada İslam Devleti’nin bir varlığını durdurduğu ve ezdiğini gözlemledik. Bunu çok etkili bir şekilde yaptılar” dedi.
“Bizim tarafımızdan çok sınırlı bir destek vardı” diyen McKenzie, ilk kez ABD ile Taliban arasında askeri bir işbirliğini de açıklamış oldu. McKenzie, “Bunu yapacak kapasitelerini gösterdiler. Kanlı oldu ama yaptılar, İslam Devleti (DAİŞ) artık Nangarhar eyaletinde hiçbir alanı kontrol etmiyor” diye ekledi.
Taliban’ın El Kaide ile savaş iradesi konusunda ise “daha az iyimser” olduğunu söyleyen McKenzie, “Bunu da ortaya koymaları gereken bir şeydir, henüz gösterilmedi” şeklinde konuştu.
Ortagus’un mesajı
ABD-Taliban arasında anlaşma ve bu anlaşmaya BMGK onayına rağmen, taraflar birbirlerinin her yaptıkları şeyleri kabul etmedikleri yönünde kamuoyuna zaman zaman mesajlar vermeyi ise ihmal etmiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus’un mesajı da da bunlardan biri.
Ortagus, Taliban’ın kırsal bölgelerde Afgan halkına karşı uyguladığı şiddetin kabul edilemez olduğunu ve yürürlükte olan barış sürecine zarar verdiğini söyledi. Ortagus, geçen hafta imzalanan ABD-Taliban Anlaşması ve ABD-Afganistan Ortak Bildirgesi’nin önceki gün itibarıyla başladığını ifade etti.
Ortagus, Afgan taraflar arasındaki görüşmelerin başlamak üzere olduğunu ancak son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde her iki adayın da kazandığını iddia ederek, bunun yapılacak görüşmeleri yönetecek ulusal müzakere ekibinin belirlenmesini geciktirdiğine dikkati çekti. Ortagus’un “Taliban’ın koalisyona ve şehirlere yönelik saldırıları durdurmak için adımlar attığını kabul ediyoruz ancak başka zorluklar devam ediyor. Taliban, kırsalda çok fazla Afgan öldürürken, yüksek düzeydeki bu şiddet kabul edilemez. Bu değişmek zorunda. Bu düzeylerdeki şiddet, her iki tarafı da kısır döngüye sokma, hiç kimseye fayda sağlamamaya ve barışı baltalama riski taşımaktadır” dedi.
Seçim sonrası boşluk ABD’nin temel kaygısı
Peki, Ortagus “Cumhurbaşkanlığını iki adayın kazandığını iddia etmesinin ulusal müzakereleri yürütecek ekibin belirlenmesini geciktireceği” söylemiyle, neyi kastediyor?
Olay, Cumhurbaşkanı Eşref Gani’ye paralel olarak Abdullah Abdullah’ın da kendisini cumhurbaşkanı ilan etmesidir. Eşref Gani, 28 Eylül’de yapılan çok düşük katılımlı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 50,64’ünü alarak seçilmişti. Tartışmalı seçimlerin nihai sonucu, beş ay sonra 18 Şubat günü açıklanmıştı. Kayıtlı 9,6 milyon seçmenin sadece 2,7 milyonu sandık başına gitmişti. Bunlardan da yüzbinlerce oy geçersiz sayılmış, geriye sadece 1,8 milyon oy kalmıştı. Seçim sonuçlarını tanımayan Abdullah Abdullah, Gani’nin yemin etmesi halinde kendisinin de paralel bir hükümet kuracağı tehdidinde bulunmuştu.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise iki adayın kendisini cumhurbaşkanı göstermesine tepki göstermiş “Paralel bir hükümeti kabul etmeyeceklerini” belirtmişti. ABD, iki başlı bir Afgan yönetiminin Taliban ile müzakerlerde elinin zayıf olacağını düşünüyor.
HABER MERKEZİ