Ergenekoncu olan devletin resmiyet dışındaki iktidar ortağı Doğu Perinçek, Tayyip Erdoğan’a destek veren pozisyonunu sürdürüyor. Ancak Doğu Perinçek bir iki yazıdır örtülü bir şekilde Tayyip Erdoğan’ı tehdit edip duruyor. Erdoğan’a ‘Abdulhamit’in sonunu yaşarsınız’ diyerek sopa göstermeye başlıyor. Doğu Perinçek, normalde siyasette etkisiz bir eleman. Ama bazı dönemlerde ajan, bazı dönemlerde tetikçi bazı dönemlerde ise ‘medya maymunu’ rolünü oynamaktadır. Şimdilerde AKP iktidarına dışarıdan iliştirilmiş bir koalisyon ortağı görevini yürütüyor. Hatta Tayyip Erdoğan’ın bir dönem Fethullah Gülen ile yaptığı ortaklığın farklı bir tonda ve zeminde ortaklığı da diyebiliriz buna. Ki buna Ergenekon’un bir nevi Ergenekoncuların sözcülerinden biri de denilebilir. Abdulhamit’in mecliste anılmasına tepki gösteren Doğu Perinçek diyor ki; „Abdülhamit’i mızrak haline getirenler, bu milleti bölerler. Mehmet Akifleri de karşılarına alırlar. Türk milletinin büyük çoğunluğu onların karşısındadır.“ 

Perinçek tehdit yazısını devamında ise „Abdülhamit diye tutturanlar, İran’dan Rusya’ya, Orta Asya Türk cumhuriyetlerinden Çin’e kadar yobazlık bildirisi yayınlarlar, “İslamcılık” bayrağı altında terör yapanların koruyucusu konumuna düşerler. Onlarla ne Rusya, ne Çin, ne de Batı Asya ülkeleri işbirliği yapar. Kendilerini ABD emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin kucağında bulurlar.“ 

Bu sözler AKP ve Tayyip Erdoğan için yenilir yutulur sözler değil. Ve hemen hatırlatalım ki Erdoğan ile Fethullah Gülencilerin iktidar ortaklığı da böyle söylemlerle bozulmaya başlamıştı. Ki Fethullahçılarla AKP’lilerin ümmetçilik ve milliyetçilik ortaklığı daha fazlaydı. Kendi deyimleri ile „başları secdeye varıyordu.“ Ama Doğu Perinçek’in temsil ettiği Ergenekoncularla Tayyip Erdoğan ve AKP’liler arasında böylesi bir ortaklık yerine Türk ırkçılığına varan milliyetçilik ile Kürt düşmanlığı ortaklığı var. Ve yaşam tarzları nedeniyle de bir birlerini linç edecek kadar birbirlerinden nefret etmektedirler. Ki zaten Perinçekçiler diyor ki, „Erdoğan sonun Abdulhamit gibi olur!“ Yani Tayyip’i de Abdulhamit gibi tahttan alıp bir yere kapatabilir ya da sürgüne gönderebilirler. Tayyip Erdoğan dönemi, Osmanlı’nın çöküş sürecindeki Abdulhamit dönemine benzetiliyor. Abdulhamit Osmanlı’nın 34. padişahı olarak tahtta en uzun süre kalanlar arasındaydı. Ama Abdulhamit’in 31 Ağustos 1876’da padişah ilan edilmesinden 10 Şubat 1918’deki ölümüne kadarki zamanda çok fazla olay yaşandı. 

Abdulhamit 31 Ağustos 1876 ile 27 Nisan 1909 yılları arasında padişahtı. Bu süre içinde Sırbistan ve Karadağ ile savaş (1878), 93 Harbi olarak bilinen Türk-Rus Savaşı, Bosna Hersek ve Yenipazar’ın Avusturya tarafından işgali, Kıbrıs’ın İngiltere tarafından işgali (1878), Tunus’un Fransa tarafından işgali (1881), Borçların ödenemez hale gelmesi (1881), Mısır’ın, Somali’nin İngilizlerin eline geçmesi, Girit’e özerklik verilmesi, 1905’teki Yemen İsyanı, Kuveyt’in özerklik kazanması (1899), 1908’de İkinci Meşrutiyetin ilanı, Bulgaristan’ın bağımsızlık ilan etmesi (1908), Girit’in Yunanistan’a katılması (1908) gibi olaylar... Ve en önemlisi de Ermeni ve Kürt meselesi de Abdulhamit döneminde kendisini gösterdi. Ermeni Soykırımı ve Kürt inkarının temeli de o dönemlerde atıldı. 

Abdulhamit kurnaz, dengeci bir politika izliyordu. Abdulhamit’in dönemin İngiltere, Rusya ve Almanya devletleri ile ilişkisi bugün Tayyip Erdoğan’ın ABD, Rusya, AB ve İran ile izlediği siyasetin benzeriydi. İçerde de Tayyip Erdoğan gibi kendisine bağlı gizli servisler kurdu. Toplumu, medyayı baskı altına aldı. Ve birçok darbe girişimi ve darbe yaşadı. 31 Mart ayaklanması da onun döneminde yaşandı. Abdulhamit de kendisini Cihan hükümdarı, halife sanıyordu. Etrafında onu yere göğe sığdıramayanlar vardı. Aynen Tayyip Erdoğan gibi... 

Ve şimdi, Tayyip Erdoğan, Abdulhamit’in bir dönem ittifak yaptığı İttihat ve Terakkicilerin izinde yürüyen Ergenekoncularla ittifakı tarihsel olarak benzerlik göstermektedir. Ve bugünün ittihatçıları Tayyip Erdoğan’ın kullanıyor; Tayyip Erdoğan ise onları kullandığını sanıyor. Bu ilişkinin birbirleri için kanlı olacağını biliyorlar. Şimdi birbirlerine karşı mevzilenmiş ve bazen birbirlerine diş gösteriyorlar. Ama zamanı geldikçe bir birlerini bir yerlerinden ısıracak kadar zıvanadan çıkacaklar.