Yüzyıllarca insanlara güzel havasıyla soluk aldırmış bir mekan kapitalist modernitenin inşa ettiği bacalardan şehrin üzerinden zehir kusar olmuştur. Dünyanın en kaliteli çam ağacına sahip olmasına rağmen kent soluk almakta zorlanmakta, feryat û figan etmekte ve adeta 120 binlik nüfusuma bu kadar fabrika fazla der gibi.
İkinci kez kontrol için hastaneye götürüldüğümde hava ayaz, dört mevsim bir arada misali, kuru bir soğuk ile birlikte bazen yağmur çiseliyor bazen de güneş ısrarla yüzünü gösterip kayboluyordu.
Ringde tek başımayım. Tek başıma olduğumdan olacak ki asker gayet rahat bir şekilde ringin kapısını hafiften açık bırakıyor. Bunu iyiye yorup kapıdan dışarıyı seyre daldım. Bizde olduğu gibi buradakilerde hastaneye ailece geliyorlar. Yani çekirdek aile halen hükmünü koruyor, bu iyi. Kötü olan ise sigara içenlerin çok olması ve izmaritlerini rastgele atmalarıydı.
Hastaneye girip çıkanları izlerken, gözüme küçük bir kız çocuğu çarptı. Kızın sağa sola koşturması dikkatimi çekti; meraktan olacak ki tüm dikkatimle kıza odaklandım. Küçük kız dünya tatlısı bir şeydi. Cıva gibi yerinde durmuyor habire koşturuyordu. Böylesine soğuk bir havada neydi onu öyle koşturan, ne arıyordu acaba? Bir ara gözden kayboldu. Sonra birden annesiyle göründü üstelerindeki elbise her şeyi açıklıyordu. Biraz daha dikkatle ne yaptıklarına baktım; meğer tüm koşturmaları boş pet şişelerini toplamak içinmiş. Bu arada bir adam elindeki şişeden su içip boş peti yere fırlatır fırlatmaz küçük kız koşup peti aldı. Bu sahne yüreğimi burktu. Hak, hukuk diyenleri aradım ring denilen araçta. IMF’ye beş milyar Dolar borç para verdik diyenleri aradım ama karşımda yaşamın ta kendisi vardı.
Kızla annesinin yoksulluğunu düşünürken, genç bir erkek ile yaşlı bir ana gelip ringin önünde durdular. Genç erkek habire söylenip duruyordu: ‘’Al sana geldik işte, ne oldu, omuzum omuzum deyip duruyordun, film çekildi bir şeyciğin yokmuş. Kapı ve pencereleri açık bırakırsan olacağı budur.’’ Gencin yakınmasına karşı yaşlı nine: ‘’ Oğlum ne sen ne de o kendini beğenmiş beyaz önlüklü doktor derdimi anlayamazsınız’’ dedi Genç, ‘’ ama anne! Bilime inanmamamız gerekir’’ deyince, yaşlı kadın derin bir nefes alıp yoluna devam etti.
Evet kadavra üzerinde eğitilmiş bir doktor ile kentsiz kentleşmede büyüyen oğul yaşlı kadını anlayamazlardı.
Hala modernlik adına yapılanlar ve yapanlar, ne yaşlı anneyi ne de pet şişe arkasında koşan kızı anlayabilirlerdi.
Dört duvar arasına dönerken belleğimde koca koca insanlar arasında soğuktan moraran elleriyle pet şişe toplayan küçük kızın moraran yüzü, yaşlı kadının bilimin safsatalarına sessiz kalması ve tüm hastalıklarımız için yazılan Majezik ilacı kaldı.
Karabük T Tipi Kapalı Cezaevi
ABDULLAH ÇELİK: Bir yolculuk ve bir çay