Bunu unutmak mümkün mü?
Med TV, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi'nin (DFLP) Gazze sorumlusu olan, Qais Abdel Karim adıyla tanınan Abu Layla ile 2004 yılında Ramallah'ta bir söyleşi yaptı. PKK'nin Filistin günlerinin konu edildiği söyleşide Abu Layla, "PKK öyle sadece düşünsel olarak bizi desteklemedi, Filistin mücadelesine bizzat destek verdi."
Daha önce hiçbir yerde yayımlanmayan o söyleşiyi, tarihsel önemi, belge niteliği nedeniyle okurlarımızla paylaşıyoruz.
Filistin Kurtuluş Cephesi (DFLP) ile Abdullah Öcalan'ın ilk teması ne zaman gerçekleşti? Görüşmelerde neler konuşuldu ve hangi kararlar alındı?
1970'lerin ikinci yarısında birçok sol grupla ilişki geliştirmiştik. O zamanlar Türkiye'den birçok Marksist örgüt, Suriye ve Lübnan'a akın ediyordu. Bu örgütler kendilerini Türk gerilla grupları veya ulusal Kürt kurtuluş hareketi olarak organize etmeye çalışıyordu. Hemen hepsi silahlı eğitim için Bekaa'ya geliyordu.
Abdullah Öcalan ve onun grubuyla ilk ilişki kurmaya başladığımızda özelikleri pek ön plana çıkmamıştı. Doğrusu diğer Kürt gruplarından çok farklı görmüyorduk. Ancak zamanla Öcalan ve grubunun sorunlara daha ciddi yaklaştığını fark ettik. Lübnan ve Suriye sınırına eğitim için gönderilenlerle kıyaslandığında kararlı ve disiplinliydiler. Kürtler üzerinde diğerlerinden daha fazla ikna güçleri vardı.
O zamanlar bütün solcu gruplara destek veriyorduk. Demokrasi ve ulusal kurtuluş için mücadele eden, özellikle silahlı mücadele veren gruplara destek vermek bizim için bir prensip meselesiydi.
PKK başta olmak üzere ilişkilendiğimiz bu gruplara destek verdik; askeri eğitim, kalacak yer ve günlük ihtiyaçlarını karşıladık.
Filistin Kurtuluş Cephesi ile Öcalan arasında nasıl bir anlaşma yapıldı?
Aslında aramızda öyle kağıda dökülmüş bir anlaşma yoktu. Abdullah Öcalan ile gece geç saatlere kadar konuştuğumuzu hatırlıyorum. O konuşmada, hiçbir hareketin diğer hareketin iç işlerine karışmaması için anlaştık.
Zaten dünyaya bakışımız, Ortadoğu'yu ele alışımız ve genel ideolojimiz birbirine uyum sağlıyordu tabii ki. Kürt hareketinin aldığı kararlara karışmamaya karar verdik. Onlar da Filistin meselesine, yaklaşımımıza karışmayacaklarını ve kararlarımıza saygı duyacaklarını belirttiler. Silahlı güçlerimizin disiplinine şartsız bir şekilde uyacaklarını da ifade ettiler.
Sayın Öcalan neden diğer popüler cepheler veya Fetih ile ilişki geliştirmedi de DFLP ile bağlantı kurdu? Bu bir tesadüf müydü yoksa ortak siyasi görüşlerden kaynaklı mıydı?
Öcalan'ın bizimle ilişkilenmesinin sebebi Marksist-Leninist düşünce yapısından gelmemizdi. Bu Fetih ve PFLP için geçerli değildi. Onlar tümüyle Marksist-Leninist prensipleri uygulamıyorlardı. Bence ideolojik yapımız için DFLP'yi seçmişlerdi.
Tabii diğer faktörler de vardı. Yani PKK'den önce birçok Türk ve Kürt grupla da ilişki geliştirmiştik. DFLP, Kürt ve Türk solu içinde bilinen bir güçtü. O dönem birçok grup, DFLP ile temas içindeydi. Bu yüzden bizim cephe ile ilişki kurdu Öcalan.
Hatırlıyorum, Öcalan o geceki konuşmamızda, bize DFLP'nin diğer Filistin gruplarından daha ciddi olduğunu söyledi. Özellikle ideolojik açıdan... Ve daha disiplinli olduğumuzu anlattı.
Birlikte nasıl bir eğitim yaptınız? Siyasi ve askeri eğitim iç içe miydi? Bir de dağdaki askeri eğitim, şehir gerilla eğitiminden farklı mıydı?
Hayır, siyasi öğrenimlerine karışmadık. Onlar kendi ideolojik eğitimlerini yapıyorlardı. Kendi programları vardı, günlük planlamalarını organize ediyorlardı. Ama askeri eğitimde bizim birimlere katılıyorlardı. İlk PKK'lilerin hepsi tüm askeri eğitimlerimize katıldı.
Askeri eğitimde kendilerine öz bazı şekillenmeler yapıyorlardı ama bu onların kendi iradesine dayalıydı. Bizim verdiğimiz eğitim, diğer Filistinli gruplara verilenle aynıydı ve belirli sınırlar çerçevesinde gerçekleşiyordu.
O geceki konuşmanızda Öcalan sizde nasıl bir iz bıraktı?
Doğrusu, ciddi ve inançlı bir kişiliğe sahip olduğunu hatırlıyorum. Bazen kendisini ikna etmek çok zordu. Kendi düşüncelerine bağlı, sadık ve bazen de inatçı biriydi. Kendi prensiplerine bağlı bir kişiliğe sahipti.
Diğer gruplara göre sizce PKK neden daha fazla ilgi kazandı?
Türkiye'den diğer Kürt silahlı grupları da bizimle temas içindeydi ama PKK'nin belirgin özellikleri vardı. Kürdistan davasına inanıyordu. Birçok örgüt, kişi gelip gidip mücadeleden vazgeçiyordu ancak PKK farklıydı. Ciddiydi, disiplinliydi, inançlıydı. Sosyalizme inanıyordu. İdeolojik yapısı daha netti. Ezilen kesimlerle daha yakın ilişki içindeydi. Zaten eğitime gelenlerin hemen hepsi ezilen ve yoksul kesimdendi.
Sayın Öcalan'la hareketin genel stratejisi hakkında konuştunuz mu? Yoksa görüşmeleriniz hareketin genel pratik işleyişi ile sınırlı mıydı?
Tabii ideolojik tartışmalarımız oldu. Dünyanın farklı yerlerindeki siyasi durum değerlendirmeleri, özellikle Ortadoğu ve Filistin mücadelesi hakkında konuştuk. Kendisi bize Türkiye'deki durumları anlattı. Zaten amacımız ortak bir strateji belirlemek değildi, sadece düşünsel anlamda siyasi görüşlerimizi paylaştık.
Sayın Öcalan ve ilişki kurduğunuz Kürtler, Filistin mücadelesi hakkında düşünüyordu?
PKK öyle sadece düşünsel olarak bizi desteklemedi, Filistin mücadelesine bizzat destek verdi. 1982'de Israil'in Lübnan saldırısında bizimle aynı cephede savaştılar. Çok sayıda PKK militanı ile Filistinli yoldaşımız bu savaşta hayatını kaybetti. Bunu unutmak mümkün mü?
Arnon Kalesi'ndeki meşhur direnişte neler oldu?
Orada İsrail ordusuna karşı görkemli bir savaş verildi. Büyük bir direniş sergilendi. İsrail'in birkaç dakika veya saatte almayı planladığı Arnon Kalesi için PKK'li yoldaşlar, büyük bir mücadele verdi. Çok büyük bir çatışmaydı. Orada gösterilen direniş İsrail'i şaşırmıştı. Tabii bu çatışmada 150'ye yakın Filistinli de vardı ama büyük bir kısmı PKK'li savaşçılardı. Ve orada en büyük direnişi Kürt savaşçıları verdi.
1982'de ben Güney Lübnan'da değildim. O zaman Bekaa Vadisi'ndeydim. Orada Kürt savaşçıların güçlü iradesine birebir şahit olmuş ve çok etkilenmiştim. Ne kadar sabırlı ve cesaretli bir iradeye sahip olduklarını görmüştüm. Günlerce yemek yemeden, uyuyacak yerleri olmadan, saatlerce durmadan yürüdüklerine şahit oldum. Orada savaşın gerçek yüzünü görmüştüm. Bu zorluklara karşı canla başla mücadele etmeleri beni çok etkilemişti.
PKK'liler neden Filistinlilerle birlikte İsrail'e karşı savaştı? Kendini korumak için miydi, yoksa enternasyonalist bir yapıya sahip oldukları için mi?
Söylediğim gibi bizim askeri cephede yer alıyorlardı, nu yüzden de kendilerini Filistin mücadelesinin bir parçası olarak görüyorlardı. Askeri anlamda Kürtler ayrı bir cephe değildi, Filistin askeri cephesinde yer alıyorlardı ve çok başarılıydılar.
Kandil Dağı'nda bir süre İsrail'de, cezaevinde zaman geçirmiş bir Kürt savaşçısı ile tanıştık. Bu insanlar hakkında bilginiz var mı? Nasıl tutuklanıp içeri alındılar?
Rakamları tam olarak bilmiyorum ama birkaç yoldaşımız hakkında bilgim var. Birini İsrailliler, Ürdün hükümetine teslim etti. Biz DFLP olarak takip edip Ürdün'de olduğunu öğrendik ve uzun bir zaman sonunda Ürdün hükümetini onu serbest bırakması için zorladık ve sonunda bırakıldı.
Damour kampından sonra Helwe kampına geçildi. Bu iki kamp arasındaki fark neydi?
Damour, eğitim kampıydı. Orada sadece askeri eğitim veriliyordu. Ama Helwe, Lübnan'da bulunan DFLP'nin lojistik cephesinin bulunduğu alandı. Helwe, yönetimsel merkezi karargahtı. Bu yüzden ilk zamanlarda Kürt yoldaşlarımızın Helwe'de kalmasını tercih ettik. Çünkü onlar siyasi nedenlerden bizim mücadelemize saygı duysa da ve aktif dayanışma içinde olduklarını söylese de, biz yine de onları Filistin silahlı mücadelesine dahil edip orada kullanmak istemedik. Çünkü biliyorduk ki bir çoğunun bir süreliğine güvenli bir yerde bulunması gerekiyordu.
Sadece PKK değil, diğer hareketleri de Ortadoğu'ya çeken neydi?
O dönem orada sadece Kürtler, Araplar, Iraklı veya İranlı gerilla grupları yoktu. Yunanlı gerillalar da Yunan diktatörlüğüne karşı mücadele veriyordu. Birçoğunu kişi olarak tanıyorum. Şu an Yunan Sosyalist Partisi'nin başında yer alıyorlar. O yıllarda gerçek bir enternasyonalizm vardı ve Filistin Kurtuluş Hareketi de bunun merkezindeydi. Tüm gruplar Filistin'e her yönden destek vermeye hazırdı. Zaten Filistin hareketi de elde ettiği esas kazanımlarını bu enternasyonalist ruha borçlu.
Biz geçmişteki o dayanışmanın gücüyle mücadelemizi bugünlere kadar getirdik. Kızıl Tugaylar, ETA, IRA, PKK, RAF gibi birçok örgüte Filistin, askeri eğitim verdi ama onlar da bizimle yan yana savaşıp can verdiler. Bu enternasyonalist dayanışma nedeniyle bugün dünyanın her tarafında Filistin hareketi meşru sayılıyor.
Sayın Öcalan şu an cezaevinde. Ona bir mesajınız var mı?
Ben PKK ve Öcalan'ı tanıdım, onlara inanıyorum. Kürtlerin bu köklü mücadelesinin sonunda zaferle sonuçlanacağına da inanıyorum. İç siyasi dinamiklere fazla girmeden diyebilirim ki, Kürt sorununun Türkiye'deki tek çözümü, Kürt halkının ayrı nitelikleri olduğunu kabul edip sorunlarını demokratik ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkını tanıyan prensip çerçevesinde çözmektir. Bu köklü dava, şu anki zorluklara rağmen başarılı ve zaferle sonuçlanacaktır.