Haziran’da Türk basınında gündemin büyük bölümünü “Seri katil” olduğu iddia edilen Atalay Filiz işgal etti. Filiz bizzat tanıdığı üç kişinin katil zanlısı olarak aranmaktaydı. Filiz için başlatılan sürek avı an be an televizyonlar ve gazeteler tarafından takip edildi. Adeta ulusal bir seferberlik havası yaratılmak istendi. Sonunda “bizde de bir seri katil bulundu” heyecanı zerk edildi kamuoyuna. Oysa tüm araştırmalar gösteriyor ki seri katiller büyük oranda hiç ilişki içinde olmadıkları tanımadıkları kurbanlar seçiyorlar. Tıpkı devlet aygıtı gibi. Cinayet işlerken tipik bir seri katil gibi davranan devleti bir kenara bırakırsak bizim yaşadığımız coğrafyada işlenen cinayetlerin kahir çoğunluğu birbirini tanıyan insanlar arasına yaşanıyor.
Bu yüzden bu memleketin en acımasız en gaddar seri katili devletin kendisidir. Hem de kurulduğu günden beri. Ayrıca adına seçim denene demokrasi oyunu ile belli aralıklarla kılık değiştirme becerisi de bir tek ona aittir. Kurbanlarını her zaman tek tek seçmez. Bilinen seri katillerin de böyle bir arzusu var mıdır bilinmez ancak devlet toplu cinayetler de işler. Kimi zaman bir şehre hapsettiği insanları sokak ortalarında keskin nişancılar ile birer birer öldürür. Kimi zaman o şehirde bir bodrumda kıstırdığı yüzlerce insanı yakarak katleder.
Seri katil kimliği ile kurbanlarını tanımaz. Yaşlarını önemsemez. İnançlarına, cinsel yönelimlerine, eğitim durumlarına bakmaz. Açlar mı toklar mı diye dert etmez. Öldürür.
Öldürür ve suçu başkasının üstüne atar.
Sur’un Hasırlı Mahallesi’nde 12 Ekim 2015’te başından tek kurşunla hedef alınarak öldürüldüğünde iki gündür aç olan 12 yaşındaki Helin Hasret Şen gibi. Annesinin gözleri önünde öldürdükleri 12 yaşındaki Helin’in “çatışmada” öldüğünü söyledikleri gibi.
Biricik Helin’i gözleri önünde katledilen anne Nazlı Şen Nokta Dergisi’ne şöyle anlatmış kızını katleden seri katilin eylemini.
“3 gün boyunca evden çıkamadık. Fırının 2 saatliğine açıldığını söylediler. Dışarı çıktım ve halkın dışarı çıktığını fırının açık olduğunu gördüm. Ben de eve gidip çocukları alıp çıkmayı düşündüm. Çocuklarım, eltim, eltimin oğlu ve komşularımızla birlikte Hasırlı’ya doğru yürüdük. Bizi görür görmez polisler kobradan (zırhlı polis aracı) üzerimize ateş açtı. Herkes bir yere savruldu. Ben etrafımda çocuklarıma baktım ama kızımı göremedim. Üstümüze 3 kere ateş ettiler. Komşularım beni kenara çekti ve birden kızımın kanlar içinde yerde yattığını gördüm. Kızım yanımda vurulup devrilmişti. Valilik açıklamasında çatışma arasında kaldığını söylemişti ama kesinlikle hiçbir şekilde çatışma yoktu. Sadece elimizde ve kucağımızda çocuklar olan biz siviller vardık. Eğer çatışma olsa çocuklarımızı nasıl dışarı çıkarıp kurşunların arasından götürürdük. Aç da kalırdım ama evimden çıkmazdım. Ama çatışma yoktu. Herkes dışarı fırına çıkmıştı onun için mahalleden çıkalım dedik. Bize ateş edeceklerini hiç düşünmedik. Ama onlar için PKK, sivil, çocuk, kadın hiçbir şey fark etmiyormuş bunu hepimiz çok iyi öğrendik. Yani kim olursa vuracaklar.”
Annesi Helin’in iki gündür yemek yemediğini söylüyor. “Kızım 2 gün yemek yememişti, açtı ve otopsi raporunda aç olduğu yazıyordu. Hatırladığımda kahroluyorum. Bunu asla unutmayacağım. Bunun ne kadar acı bir şey olduğunu ancak anneler bilir. Aç kızımı vurdular. 3 gün boyunca çıkamadık. Aç, susuz ve elektriksiz kalmıştık. Evimde hiç ekmek kalmamıştı ve çocuklar açlıktan ağlıyordu. Bu nasıl bir insanlık? Öldüren şunu iyi bilsin, kızım o yaşında oruç tutuyordu Allah katında onun değeri daha fazladır ve Allah bu zulmü affetmez.”
“İslamcı” AKP iktidarı on yaşında oruç tutan Helin’i açlıkla terbiye etmek istiyor. Teslim alamayınca öldürüyor.
Bu seri katil önce kurbanlarını aç, susuz bırakıyor bu yolla onlara işkence de ediyor. Sonra aç bıraktığı çocukları öldürüyor. Tüm bunları Atalay Filiz’i yakalamak için seferber olan basının ve kamuoyunun onayı ve desteği ile yapıyor. Yalnız değil bu seri katil. Bir çok yardımcısı işbirlikçisi var.
Nazlı Şen’in aç ölen kuzusunun katilini ararken başına gelenler de bunu gösteriyor: “Adalete olan güvenim kalmadı artık. Kızım yanımda vuruldu. Ama şu ana kadar sorumlular yargılanmadı. Soruşturma bile açılmadı. Kimse bize bir bilgi vermedi. İnsan canı bu kadar ucuz mu? Yaşanan savaş bitsin artık. Barış olsun. Hiçbir anne ağlamasın, yeter artık. Helin’den sonra Cizre, Silopi, Nusaybin her yerde çocuklar öldürüldü. Bir çocuğun öldüğünü duyunca Helin aklıma geliyor içim yanıyor. Onların annelerini de düşününce yerle bir oluyorum. Büyük bir haksızlığın içindeyiz. Suçumuz nedir? Ne yaptık?”