
Atılgan, kararlı ve güçlü duruşu ile çevresindeki herkesin dikkatini çeken Êzîdî kadın, DAİŞ çetelerinin zulmünden kaçıp Avrupa'ya gelen mültecilere destek oluyor. Kimi zamanlar 24 saatini bu işe ayıran Ay, mültecilerin mesajını "Onlara yardımcı olmamızı istiyorlar" diyerek iletiyor.
Aygül Ay, Almanya'da doğup büyüyen binlerce genç Êzîdî Kürt kadından sadece biri. 1990 doğumlu Ay, buna rağmen kendi benliğinden, kültüründen, dilinden hiç kopmamış. Arbeiter-Samariter-Bund (ASB) adlı bir organizasyonunda ilk yardım elemanı olarak çalışan Ay, DAİŞ saldırıları sonucu Rojava ve Güney Kürdistan'dan insanların gelmesiyle gecesini gündüzünü bu işe adamaya koyuldu.
Atılgan, güçlü ve kararlı
Aslen Mêrdînli olan Aygül Ay ile bir etkinlikte karşılaşıyoruz. Atılgan, kararlı ve güçlü duruşu ile çevresindeki herkesin dikkatini çekiyor. 'Rojbaş' diyerek grup sohbetimize katılıyor.
Her zamanki gibi Türk devleti ve DAİŞ çetelerinin Kürtlere uyguladığı terör, sohbetimizin ilk gündemini oluşturuyor. Konu mülteci akışına gelip dayandığında, Aygül, tanık olduğu bir olayı anlatıyor ve ardından "Rojava'dan, Güney Kürdistan'dan gelen ilticacılara yardım ediyorum" diyor. Haliyle dikkatlerimiz ona yöneliyor. Sorularımızı Êzîdî kadınlar üzerine yöneltiyoruz. "Çok insan geliyor. Rojava'dan, Güney Kürdistan'dan daha çok aileler halinde geliyorlar. Kimsesiz çocuklar, gençler, kadınlar… Hepsi DAİŞ'in zulmünden kaçıp gelmiş. Mesela biri anlattı; 'İki kardeşimin başını gözümün önünde kestiler' diyordu. Yaşadığı travmadan dolayı tedavi görüyor. Kadınlar da aynı şekilde yaşadıklarından dolayı tedavi görüyor" diye tanıklıklarını anlatıyor.
Gönüllü katılıyor
ASB'de ilk yardım elemanı olarak çalıştığını ancak Rojava'dan, Irak'tan gelen ilticacıları gördükten sonra onlara yardım etmek istediğini ifade eden Ay, devamla "Zaten personel ihtiyacı vardı. Kürtçe, Almanca, Türkçe, İngilizce biliyor olmam avantaj sağladı bu konuda. Hem Kürt hem de Êzîdî bir kadın olarak çalışmalara gönüllü olarak katılma kararı aldım. Kararımı şefimle paylaştım, olumlu karşıladı. Hemen çalışmalara başladım. Daha sonra ihtiyaç nedeniyle sürekli bu çalışma içinde kalmam istendi" diyor.
'Bazen 24 saat çalışıyorum'
Aygül Ay, çalıştığı ASB yardım kurumunun DAİŞ saldırıları sonrası Almanya'ya gelen ilticacı sayısının artması üzerine Deutsches Rotes Kreuz, Johanniter, Caritas gibi yardım kurumları ile birlikte ortak çalışma yürüttüğünü söylüyor. Çalışma koşullarını ve gününün nasıl geçtiğini ise şu şekilde anlatıyor: "Ben 12 saat çalışıyorum. Daha çok hasta olan ilticacıların doktora götürülüp getirilmesi ile ilgileniyorum. İhtiyaç olduğunda mahkemelere de katılıyorum. Bazen 24 saat çalıştığım bile oluyor. Daha çok gece çalışıyorum."
Mahkemelere tercüman olarak katıldığını belirten Ay, "Mahkemeye girenlerden kimlik bilgilerini, mesleğini, ne iş yaptığını soruyorlar. Sonra kendilerine numara verilip, kampa gönderiliyorlar. "İfadelerinde hepsi DAİŞ'den kaçıp geldiğini, çetelerden gördükleri zulmü anlatıyorlar" diye anlatıyor.
'Anne babasız gelen çocuklar var'
Kendisini en çok etkileyenin ise anasız babasız gelen çocukların olduğunu söyleyen Aygül Ay, "Anasız babasız gelen çocuklar var. Genelde amca, teyze gibi yakın akrabaları ile geliyorlar. Kimisinin anne babası katledilmiş, kimininki ülkede kalmış, kimininkisi ise Türkiye'de... Birbirlerinden kopmuşlar. Bu çocuklar kötü durumda. Jugendamt (Gençlik Dairesi) tarafından bu çocuklara pedagojik ve psikolojik tedavi uygulanıyor. 18 yaş altında olanlar devlete ait yerlerde kalıyorlar. Akrabasının yanında kalan bu tür çocuklar da akrabalarının kaldığı yerlerde tedavi ediliyor. Çocukların yaşadıkları beni çok etkiliyor" diyor.
Kürdistan'a gidip çalışma yürüttü
Sohbet aralarında Aygül Ay'ın Kürdistan'a, iltica kamplarında çalışmaya gittiğini de öğreniyoruz. Kimsesiz çocukların nasıl getirildiğine dair sorduğumuz soruya şöyle yanıt veriyor: "Ortak çalıştığımız kurumlarla birlikte Kürdistan'a gittim. Orada bulunan kamplarda çalışma yürüttük. Kaldığımız 3 hafta boyunca kimsesiz çocukların tespiti ve buraya getirilmeleri noktasında kurumlar arası görüşmeler yapıldı. Onay alındıktan sonra ise Almanya'ya getirildi."
Mültecilerin kamplarda kötü koşullarda barındığını dile getiren Ay, onların mesajını "Onlara yardımcı olmamızı istiyorlar" diyerek iletiyor.