Açlık grevi 34. grupta

11 Mayıs 2021 Salı - 21:51

  • Türk cezaevlerindeki tutsakların tecride karşı 167 gündür devam eden açlık grevini 34. grup devraldı.

 

Marmara’daki Açlık Grevi İzleme Heyeti, tek talebin, hukukun uygulanıp tecride son verilmesi olduğunu belirterek, ”Mahpusların istediği tek şey devletin uluslararası sözleşmelere uymasıdır. Bu talebin karşılanmasını ve açlık grevlerinin bitirilmesini istiyoruz” dedi.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 167. gününde. Açlık grevini, dün itibarıyla 34. grup devraldı. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 146, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 129 gündür açlık grevi yapılıyor.

Avukatları yine başvurdu

Öcalan’ın avukatları Mazlum Dinç, İbrahim Bilmez, Nevroz Uysal ve Serbay Köklü, müvekkilleriyle görüşme talebiyle dün bir kez daha Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Eylül 2020’de 6 aylık avukat görüş yasağı getirmişti. Görüş yasağı, 23 Mart’ta bitmesine rağmen avukatların yaptıkları başvurulara ne olumlu ne de olumsuz yanıt veriliyor. Öcalan’ın avukatları, 8 yıl aradan sonra 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti.  Öcalan, telefonla görüş hakkından da ilk defa 27 Nisan 2020’de yararlandırılmıştı. Öcalan, sosyal medyada yer alan kimi paylaşımlardan kaynaklı kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart günü kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüşmüştü. Bu görüşme 5 dakika kadar sürüp kesilmişti.

İzleme heyeti açıklama yaptı

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Dayanışma Derneği (MA-TUHAYDER) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri temsilcilerle oluşturulan Açlık Grevi İzleme Heyeti, 4-10 Mayıs tarihleri arasında Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerine yaptıkları ziyaretler üzerinden oluşturdukları raporu Beyoğlu’ndaki ÖHD İstanbul Şubesi’nde açıkladı. Açıklamanın yapıldığı salona “Tecrit insanlık suçudur” pankartı asılırken, raporu ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut okudu.

Marmara’da 612 tutsak eylemde

26 avukat ile Marmara Bölgesi’nde bulunan 12 cezaevinde 50 tutuklu ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Akbulut, 12 cezaevinde yaklaşık 612 tutsağın süresiz-dönüşümlü açlık grevine girdiğini söyledi. Greve giren tutsakların yaklaşık yüzde 90’ının daha önce en az 89 günlük açlık grevine girdiğini ifade eden Akbulut, bununla birlikte yaklaşık 100 tutsağın da daha önce 100-170 gün arası açlık grevi yaptığı, ayrıca şu an açlık grevi yapan tutsakların daha önce de birden fazla kez kısa süreli-dönüşümlü açlık grevine girdiğini tespit ettiklerini söyledi.

Hak ihlalleri sürüyor

 Hangi cezaevinde kaç tutsağın açlık grevine girdiğini ve o cezaevlerine yaşanan hak ihlallerini tek tek sıralayan Akbulut, genel itibarıyla yaşanan hak ihlallerini şöyle aktardı: “Greve giren tutuklular hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, disiplin cezası verildiği, cezalara karşı itiraz edilmişse de infaz hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri tarafından itirazların reddedildiği, bazı cezaevlerinde tutuklulara B1 vitaminin verilmediği, dönüşüm nedeniyle grevi bitiren tutuklulara buna uygun diyet yemeği verilmediği, bu süreçte Adalet Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Meclis İnsan Hakları Komisyonuna, HDP ve CHP Cezaevi İzleme Komisyonlarına, İHD, CİSST ve CPT’ye mektup yazdıkları, İHD ve CİSST’e yazılan mektuplara idare tarafından el konulduğu.”

Daha da ağırlaştırılan tecrit

 Akbulut, temel talebin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve Ceza İnfaz Kanunu’nda güvence altına alınan temek hak ve özgürlükler doğrultusunda Abdullah Öcalan üzerindeki hukuka aykırı tecride son verilerek, ailesi ve avukatlarıyla görüşmesinin sağlanması ve cezaevlerinde salgın bahanesiyle ağırlaştırılan tecride son verilmesi olduğunu vurguladı.

Ağır sonuçlar uyarısı

Cezaevlerinde ağır hak ihlallerinin yaşandığı, tutsakların ihtiyaç duydukları tedaviye dahi erişemediği ve açlık grevlerinin sürmesi halinde sağlıkları üzerinde geri dönülemez nitelikte ağır sonuçlar doğuracağı uyarısı yapan Akbulut, “Başta açlık grevinde olanların yaşam hakkının korunması ve açlık grevinin sonlandırılması için makul ve yasal mevzuata uygun taleplerinin kabulüyle tecridin kaldırılmasına, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin son bulması için başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kamuoyu ve kurumları bu konuda duyarlı olmaya; çözüm için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

Devletin sorumluluğu

 ÖHD üyesi Baran Çelik de tek talebin, hukukun uygulanıp tecride son verilmesi olduğunu söyledi. TİHV adına konuşan avukat Levent Pişkin ise ”Mahpusların istediği tek şey devletin uluslararası sözleşmelere uymasıdır. Bu talebin karşılanmasını ve açlık grevlerinin bitirilmesini istiyoruz” dedi. İHD üyesi Mehmet Acettin ise şunları dile getirdi: “Tüm hapishanelerde artık tecrit aynılaştırılmaya çalışılıyor. Tüm cezaevlerinde İmralı’daki uygulamalar uygulanmaya çalışılıyor. Tecrit bir insanlık suçudur. ”  İSTANBUL

 

Mardin’de 8 tutsakta korona

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 8 tutsak koronaya yakalandı. Ailesi ile haftalık telefon görüşmesi yapan Ali Aykut, görüşmede 8 tutsağın üçünün durumunun ağır olduğunu kaydetti. Hastalığın bir gardiyandan adli tutuklulara geçtiğini tahmin ettiklerini aktaran Aykut, üst koğuşlarına getirilen 25 adli tutuklu ile temas yaşanmasının ardından 8 tutsağın rahatsızlandığını kaydetti.

 

Virüs var, doktor yok

Tutsak kadınların 8’inin testinin pozitif çıktığı, 5’inin de koronavirüsü belirtisi gösterdiği Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde, hiçbir önlem alınmadığı gibi doktor da yok. Tutsak yakınlarından edinilen bilgiye göre; 7 gündür cezaevinde baş gösteren salgına rağmen yeterli vitamin ve bağışıklık güçlendirici yemeklerin verilmiyor; yasaklar gerekçesiyle cezaevi kantini de kapalı tutuluyor. Aileler, cezaevi revirinde yer alan bir doktorun, daha önce koronavirüsü belirtisi göstermesi sonucu; bir diğer doktorun da görev süresinin dolması sonucu ayrıldığı ve cezaevinde şu an görevli hiçbir sağlık çalışanın olmadığını söyledi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.