Can güvenliği ve sağlığından endişe edilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için Kürtler teyakkuz halinde. Strasbourg, Amed ve Qamişlo’da açlık grevleri devam ederken, yükselen tepki ve kaygıyı geçiştiren Türk hükümet yetkililerine Avrupa Konseyi İşkence ve Kötü Muameleyi Önleme Komitesi (CPT) de eşlik ediyor. 

Darbe girişimi ardından cezaevlerindeki durumu incelemek üzere Türkiye’ye giden, 29 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında temaslarda bulunan CPT yetkilileri, İmralı’ya gitmedi. CPT’den bir heyetin İmralı’ya gitmesi yönünde yapılan tüm çağrı ve eylemlere rağmen heyet üyeleri Adaya’ya gitmek yerine yetkililerden bilgi almakla yetindi. 


Bizi doğrudan ilgilendiriyor 

Öcalan’la hukuki çerçevede bir görüşme yapılabilmesi için 5 gündür Amed’de süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan 50 Kürt siyasetçi ve aydın ortak bir açıklama yaparak, İmralı’ya gitmeyen CPT’yi kınadı. “Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan üzerinde Türkiye devletinin 18 yıldır kesintisiz uyguladığı mutlak tecrit, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle yeni bir sürece evrilmiştir. 15 Temmuz sonrası yaşanan gelişmeler ve İmralı hakkında çıkan haberler Sayın Öcalan’ın yaşam hakkı, sağlığı ve güvenliği konusundaki endişelerimizi artırmıştır” diyen açlık grevi direnişçileri, Öcalan’ın can güvenliği konusundaki kaygıların giderilmesi amacıyla “ailesi, avukatları veya güvenilir bağımsız bir heyetin İmralı adasında kendisiyle hukuk çerçevesinde görüşme yapması” talebiyle açlık grevine başladıklarını hatırlatarak, “Dolayısıyla İmralı’ya dair her gelişme, bizleri doğrudan ilgilendirmektedir” diye belirtti. 



Tecritteki sorumluluğunu ispatladı

CPT’nin bir haftalık ziyareti boyunca Türkiye’de birçok hapishanede gözlem yapmasına rağmen İmralı Hapishanesi’ne gitmemesine tepki gösteren açlık grevi direnişçileri, “CPT, son Türkiye ziyaretiyle İmralı mutlak tecridi konusundaki tarihsel sorumluluğunu bir kez daha ispatlamıştır. CPT’nin görevi işkenceyi önlemek iken işkencenin ortağı haline gelmiştir” dedi. 

18 yıl boyunca kademe kademe Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın yaşam hakkını tehdit eden aşamaya dek vardırılan İmralı hukuk korsanlığının en büyük sorumlularından birisinin de CPT olduğu vurgulanan açıklamada, “CPT, İmralı’da hukukun değil hukuksuzluğun; insanlık onurunun değil işkencenin ortağıdır. Egemenlik hukukunun ve siyasetinin dışına çıkamayan kurumların değil, biz Kürt Halk Önderliği etrafında kenetlenenlerin özgürlüğü inşa edeceğine olan inancımızı koruyoruz” denildi. 


Misyonuna aykırı davrandı

Müvekilleri Öcalan’la 27 Temmuz 2011’den itibaren görüşmeleri engellenen Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez de CPT’ye tepki göstererek, “Kuruluş misyonuna ayrı davranarak sorumsuzluk örneği sergiledi” dedi. İmralı’nın Türkiye’de haber alınamayan tek cezaevi olduğunun altını çizen Bilmez, OHAL’in ilk uygulamasının İmralı’da hayata geçirildiğini, yaklaşık 2 aydır müvekkilleri Öcalan’dan en ufak bir haber alamadıklarını söyledi. 

CPT’nin İmralı’yı ziyaret etmesi önünde ne hukuki ne de insani bir engel olduğunu kaydeden Bilmez, “Bu kadar yer ziyaret edilmişken İmralı’nın ziyaret edilmemiş olmasını kabul etmemiz mümkün değil” dedi. 


CPT’yle defalarca görüşüldü

Adalet Bakanlığı’nın ‘heyete talep gelseydi ziyaret ederdi’ gibi gerçeğe aykırı haberler yaydığını kaydeden Bilmez, “Oysaki bizler CPT’ye iki defa özel başvuruda bulunduk. Bunun yanında avukatlarımızdan Faik Özgür Erol özel olarak 22 Ağustos’ta CPT yetkilileri ile yüz yüze görüşme gerçekleştirdi” dedi.


Tecride katkı sunuyor 

CPT yetkililerinin Öcalan yerine yetkililerle görüşmesine tepki gösteren Av. Bilmez, “CPT, tarihi bir sorumsuzluk örneği sergilemiştir. Bugüne dek süregelen İmralı tecrit-işkence sisteminin oluşmasında CPT de sessiz kalarak katkıda bulunmuştu. Bu sistemin sürmesinde CPT’nin gereken hassasiyeti ve hukuki yükümlülüğü yerine getirmemesi de büyük sebep olmuştu. Bundan dolayı ziyaret etmeden Türkiye’den ayrılmasını da böyle değerlendirmek gerekiyor” diye konuştu. 



DİHA/AMED 




Çocuğundan yaşlısına

Amed’de DBP İl binasında 50 gönülünün başlattığı açlık grevi 5. gününe girdi. İlk günden itibaren açlık grevindekilere destek ziyareti artarak devam ediyor. Vekiller, belediye eşbaşkanları, STÖ temsilcileri açlık grevindeki arkadaşlarını yalnız bırakmazken, çocuğuyla yaşlısıyla Amedliler de gün içinde açlık grevi direnişçilerine destek ziyaretinde bulunuyor. Çocuklar grevcilerin moral kaynağı olurken, Dicle Fırat Kültür Merkezi sanatçıları ise coşku kaynağı. Seslendirilen ezgilerle, grevciler ve ziyaretçiler hep birlikte zılgıt ve sloganlar eşliğinde halaya duruyor. Ziyaretçiler “Ada’ya Notlar” defterine ise mesajlarını ve düşüncelerini yazıyor. 


Benim için mutluluk kaynağı



Amed’deki açlık grevine katılan Abbas Ercan, yıllarca hem emek alanında hem de siyasette mücadele yürüttü. Ercan, Diyarbakır zindanında 12 Eylül karanlığına karşı Kemal Pir, Hayri Durmuş ve arkadaşlarının başlattığı “Büyük Ölüm Orucu” ve Sur direnişinin yarattığı mücadele ruhuyla greve katıldığını dile getirdi. HDP Kayapınar İlçe Eşbaşkanı Ercan, “Binlerce başvuru arasında ismimin duyurulmasına çok sevindim. Abdullah Öcalan’dan haber almak için başlatılan eylemde yer almak benim için mutluluk kaynağı” dedi. 

Sur’daki kuşatma ve direnişi an be an takip ettiğini anlatan Ercan, “Sur’da direnenlerin gözlerinde özgürlüğü gördüm ve bu tıpkı Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya söylediği ‘Mutluluğun resmini çizebilir misin’ kadar büyüleyiciydi. Sur’da insanlık direnişi verenlerin, özgürlük tutkusuyla yaşayan gencecik çocukların kocaman yüreklerinden çok etkilendim” diye belirtti. 

“Yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerin mirasçılarıydı Sur’daki çocuklar” diyen Ercan, Sur direnişini konu edinen şiirler de yazıyor. Ercan’ın Sur için yazdığı şiirlerinden biri şöyle: 

“…Ve onlar Çağdaş Kawalardı 

Firavunun baskısından isyan eden Musa gibi, 

Korkmadan düşünmeden sunmuşlardı gencecik bedenlerini, 

Birer meşale olmuşlardı Sur’da yakılan özgürlük ateşine…

Kürdistan devrimine adını yazdıran binlerce kardelenden biri oldular 

Bir günlük ömrü olan kardelen misali, güneşi görerek özgürce yaşama merhaba dediler.”



Anneler ‘Özgürlük Nöbeti’nde 

Öcalan için Adana’da 4 ilçede 11 farklı merkezde başlatılan “Özgürlük Nöbeti”, 3’er günlük dönüşümle 25 gündür devam ediyor. Kürt özgürlük mücadelesinde çocuğunu kaydeden anneler, ilk günden bu yana nöbette yer alıyor. Barış Annesi Halime İnan, “Bu kanın durması için buradayım. Bu kan dursun kimse ölmesin” dedi. Barış Annesi Güle Özbay ise “Başka çocuklar ölmesin ve anneler gözyaşı dökmesin diye bu nöbetteyim. Bu savaş ancak Öcalan’ın özgürlüğü ile son bulur” diye konuştu. 

Bursa’da başlatılan özgürlük nöbeti ise 6. güne girdi. 

Ankara, Van ve Antep’te dün yapılan açıklamalarla ise Amed’deki açlık grevine destek mesajı verilirken, hükümete tecride son vermesi çağrısı yapıldı. 



Süryaniler: Bizim de talebimiz

Açlık grevi direnişçilerini ziyaret eden Süryani yurttaşlar, Öcalan ile görüşme talebinde bulunan direnişçilere, “Talebiniz bizim de talebimizdir” dedi. Mardin, Midyat ve Şırnak’tan Avrupa Süryani Dernekleri Federasyonu ve Süryani Kadın Derneği yöneticileri ile üyeleri dün açlık grevi direnişçilerini ziyaret etti. Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu ve Sabro Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tuma Çelik, “Nasıl Kürt özgürlük mücadelesi ve Kürt halkı onu kendine Önder olarak görüyorsa, bizler de mücadelemize ışık veren bir kimlik, kişilik ve Önderlik olarak görüyoruz. Dolayısıyla haklı talebiniz bizim de talebimizdir” dedi. 




Sur günlüğüyle güne başlıyorlar



Açlık grevinde yer alan DBP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Arzu Karaman ve Çınar Belediyesi Eşbaşkanı Rukiye Eryılmaz, bir yandan açlık grevi direnişini sürdürürken bir yandan da “Sur direnişi günlüğü”nü okuyor. Her sabah düzenli olarak Yeni Özgür Politika ve Azadiya Welat gazetelerinde yayınlanan “Sûr direnişi günlüğü” yazısını okuduklarını ve Sur’da yürütülen muazzam direnişten güç aldıklarını belirten Arzu Karaman, günlüğü okumalarının kendilerine büyük bir moral yarattığı söyledi. Rukiye Eryılmaz ise, “Hani derler ya Sur Gımgım Kalesi gibi oldu. Sur direniş günlüğünü her okuduğumda tüylerim diken diken oluyor ve ondan güç alıyorum” dedi.




Her gün soruyor: Haber var mı?



Bedriye Çiftçi, ilerlemiş yaşına aldırış etmeden “Öcalan’dan bir haber var mı” diye her gün ilk iş açlık grevi direnişçilerini ziyaret ediyor. 

Açlık grevinin ilk gününden bugüne direnişçileri ziyaret eden Bedriye Çiftçi sağlık sorunlarına aldırış etmeden, gününün büyük kısmını direnişçilerle geçiriyor. Her gün Abdullah Öcalan’dan bir haber alınmış olabileceği heyecanıyla açlık grevini ziyarete gelen Çiftçi, Abdullah Öcalan’a olan özlemini, sevgisini şu cümlelerle anlatıyor: “Her gün buraya Önderliğin özgürlüğü için geliyorum. Ondan bir haber var mı diye merak ediyorum. Önderlik özgür olmadan geri adım atmayacağız.” 

Abdullah Öcalan’dan haber alınmadığı taktirde kendisi de bu greve katılmak istediğini ve ne gerekirse yapmaya hazır olduklarını belirten Çiftçi, barış ve özgürlüğün anahtarının PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğunu dile getirdi. 

Tüm direnişçileri çocukları gibi gördüğünü dile getiren Çiftçi, desteğinin devam edeceğini belirterek halka da şu çağrıda bulundu: “Gün Öcalan’ın özgürlüğü için direnme günüdür.” 


Geç kalmadan ses verin 

Emek ve meslek örgütleri ile siyasi parti temsilcileri, Kürt halkının demokratik taleplerine cevap verilmesini istedi. 

KESK Eşbaşkanı Lami Özgen, Kürt sorununda çözümünde Öcalan’ın rolüne işaret ederek, “Öcalan’ın oynadığı misyon ve rol Türkiye ve Dünya kamuoyunun bilincindedir. Aileler, avukatlar ve milletvekilleri adaya gitmeli. Öcalan’ın sağlığı durumu ve savaşa karşı barış sürecindeki rolüne yönelik tutumu bir an önce hayata geçirilmelidir” dedi. 

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez, tecrit ile Kürt ve Türk halkı arasında bir duvar oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Halklar arasında oluşturulan duvarı Kürt halkı doğudan, biz ise batıdan vurarak yıkacağız” diye belirtti. Erez, “Kürt halkının temsilcisi Apo’dur. Mademki Kürtler böyle söylüyor, onun yerine kendimizi koyup da ‘Hayır efendim o değil’ deme hakkına sahip değiliz. Barışa inanıyorsak, biran evvel masa başına oturmalıyız” diye konuştu. 

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Kürt sorununun çözümünün çok acil ihtiyaç haline geldiğini vurguladı. Gürkan, “Eşit haklara dayalı bir çözümün, ortaya konulması önemlidir. Çözüm için atılacak ilk adımlardan birisi de kuşkusuz, hem Kürt halkının siyasi temsilcilerinin, iradesinin çözümde bir muhataplık ilişkisi içerisinde dikkate alınması gerekiyor. Ancak önderim dediği ve iradem dediği Öcalan üzerinden tecridin kaldırılması bir ön adım olarak çözüme katkı sunacaktır” dedi. 

DİSK Genel Başkanı Kani Beko ise, Meclis çatısı altında bulunan milletvekillerine çağrıda bulunarak şunları ifade etti: “Artık duymayan kulaklar duysun, görmeyen gözler görsün. Burada açlık grevinde hayatını ortaya koyan vekillerimizin bu topraklarda barış isteği var. Kardeşlik isteği var. Buna herkesin bir ses vermesi gerektiği inancındayım. Daha sonra çok geç kakmış olabiliriz” dedi. 



Qamişlo 3. gününde 

Tecridin kalkması için Qamişlo kentinde başlayan açlık grevine katılan şehit aileleri, Abdullah Öcalan özgür olana kadar eylemlerine devam edeceklerini söyledi. 

Fikriye Reşid, “Önderimize destek vermek ve yalnız olmadığını tüm dünyaya duyurmak için buradayız” derken, Rifa Ehmed “Önderliğimiz her zaman barışı istedi. Tek Kürtlerin değil tüm dünyanın özgürlüğünü istiyordu. Biz bu karanlık tecridi lanetliyoruz” diye konuştu. 

Hediye Hesen “Önderimiz barışın ve insanlığın kurtarıcısı ve çözümüdür. Biz şehit aileleri olarak tek damla kanımız oluncaya denk Önderimizi sahipleyeceğiz” şeklinde konuştu. 

Sebah Yusif de Abdullah Öcalan’ın durumundan kaygılı olduklarını söyleyerek “Kürtler var oldukça ve ayakta oldukça bizler önderimize en ufak bir zararın gelmesine izin vermeyeceğiz” dedi. 

Cizîr Kantonundan Şehit Aileleri Dernek Eşbaşkanı Hêvi Esed ise “Önder Apo’nun özgürlüğü hepimiz özgürlüğüdür” diye belirtti.