
DTK Daimi Meclis Üyesi Seydi Fırat, Türk cezaevlerinde 64 gündür sürdürülen açlık grevlerinin bir manifesto olduğunu ifade etti. AKP Hükümeti tarafından açlık grevlerine yönelik geliştirilen tutum ve açıklamaları hakaret olarak değerlendiren Fırat, “Bu ahlak dışı bir durumdur. Hükümetin geçmiş zihniyeti tekrar tekrar eylemcilere uygulaması son derece çirkindir” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlük koşullarının sağlanması ve Kürt dili üzerindeki engellerin kaldırılması talepleriyle Türk cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran PKK ve PAJK’lı tutsaklar öncülüğünde başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevinde 64’üncü güne girildi. Siyasi tutsakların 12 Eylül’de başlattıkları açlık grevlerine katılım her gün artarken dışarıda ise 13 DTK Daimi Meclis üyesi, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve BDP’li vekiller ile Amed Belediye Başkanı Osman Baydemir süresiz dönüşümsüz olarak açlık grevlerini sürdürüyor. 1 Ekim 1999 yılında Şemdinli’den Türkiye’ye giriş yapan 8 kişilik Barış Grubu’nda yer alan ve bugün Demokratik Çözüm ve Barış Meclisleri’nde çalışmalarını sürdüren DTK Daimi Meclis Üyesi Seydi Fırat, açlık grevlerine ilişkin konuştu.
Açlık grevleri Kürt halkının mücadelesi ve Türkiye’deki demokrasi mücadelesi açısından son derece önemli ve kuşatıcı bir eylem olduğunun altını çizen Fırat, “Böylesine kırılgan bir dönemde ağır koşullar altında ortaya konulan açlık grevlerine herkesin saygı duyması ve destek vermesi gerekiyor. Böylesi bir eyleme güç vermeyen, bu eylemden yana tavır koymayan güçler anlama yetisini yitirmiş güçlerdir. Bugün Türkiye’deki siyasal rejim aslında aptallaşmayı yaşıyor. Otoriterleşmenin, baskının keyfiyeti içerisinde hareket ediyor. Bugün kendisini bu şekilde tatmin edebilir, açlık grevindekilerin taleplerine karşı ciddi bir düzeyde şovmenlik yapabilir. Büyük bir iştahla bunu kamuoyuna servis ediyor. Bu son derece çirkin bir yaklaşımdır. Kürt tutsaklarının açlık grevi eylemi, bu eylemin amacını anlamamaları yönündeki yaklaşım tehlikeli bir yaklaşımdır. Biz bu yaklaşım çözümsüzlük yaklaşımıdır. Ve siyasi tutsakların açlık grevleri bir manifestodur” diye konuştu.
Hükümet, tutsakların yüce sesinı kısamaz
Fırat, Türk cezaevlerinde bulunan siyasi tutsakların 63 gündür sürdürdüğü açlık grevlerini deklarasyon olarak yorumlayan ve bu deklarasyona başta Türkiye’deki demokratik, siyasi çevreler ile aydınlar olmak üzere herkesin sahip çıkması gerektiğini ifade etti.
Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: “Son derece ağır koşullar ve zulüm altında bu eylem konuluyor. Açlık grevindeki tutsakların yüce sesini hükümet ne kadar istese de kısamaz, bu eylemi engelleyemez. Bu sesin ne Türkiye kamuoyuna ne Kürt halkına ne de uluslararası kamuoyuna ulaşmasını engelleyemez. Eylemcilerin yüce sesi bugün, hem gök kubbenin altında hem de gök kubbenin kuşaklarında yankılanıyor. Hükümetin buna karşı her ne kadar manipülasyon yapıyorlarsa engelleyemedikleri de görülüyor. Bu mümkün değildir. Çünkü öncelikle eylemcilerin yöntemi son derece etkindir. İkincisi, eylemcilerin perspektifi, amacı son derece insani ve çözüme yöneliktir. Bu açıdan eylemcilerin duruşu tüm çözümsüzlük duruşlarını dize getiren bir duruştur. Hükümet kendini ne kadar güçlü hissederse hissetsin başarılı olamaz. Hangi araçları kullanırsa kullansın, hangi şiddet yöntemine başvurursa vursun başarı şansları son derece zayıftır.”
AKP Hükümeti’nin yaklaşımı ahlak dışıdır
Türk cezaevlerinde bedenlerini ölüme yatıran PKK ve PAJK’lı tutsaklar öncülüğünde 12 Eylül’de başlayan açlık grevlerine daha fazla sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Fırat, “Bu eyleme bir biçimde destek vermek hepimizin boyun borcu ve sorumluluğundadır” dedi.
AKP Hükümeti tarafından açlık grevlerine yönelik geliştirilen tutum ve açıklamalara da işaret eden Fırat, bunu eylemcilere karşı bir hakaret olarak yorumladı ve “Bu ahlak dışı bir durumdur. Hükümetin geçmiş zihniyeti tekrar tekrar eylemcilere uygulaması son derece çirkindir” ifadesini kullandı.
Fırat, AKP Hükümeti’nin Kürt halkını ve taleplerini anladığını ancak anlamazdan geldiğinin altını çizerek, “Hükümet anlamazdan gelmeyi çok seviyor. Aslında anlıyor ancak anlamamak bir siyaset tarzı olmuş. Bu geçmişte de çok uygulandı, adeta kronikleşmiş bir tarz oldu. Her sıkıştıklarında buna başvuruyorlar. Ancak bu çare değil” dedi.
Sorunun çözümünde en doğru yöntem...
Kürt halkının eskisi gibi olmadığını, hakları doğrultusunda sesini daha güçlü yükselttiğini belirten Seydi Fırat, “Bir taraftan sorunları çözmedeki zayıflığı bir taraftan otorite, güç olmadaki yoğunluğu hevesi aslında siyasi iktidarda bir yarılma yaratıyor. Ve siyasi iktidar bu yarılmayı demagoji ile manipülasyon ile aşmak istiyor. Ancak bu mümkün değildir. Bu esas itibarıyla onların çıkmazıdır. Bizim içeride ve dışarıda sürdürdüğümüz özgürlük, demokrasi mücadelemiz aslında bir biçimiyle onların bu çaresizliğine yeni bir yaklaşım gösteriyor” diye kaydetti.
Hükümetin Kürt halkına karşı onur kırıcı yaklaşımlar sergilediğini ifade eden ve hiç kimsenin buna boyun eğmeyeceğini söyleyen Fırat, “Sayın Öcalan üzerinde işkence düzeyinde olan ağır bir tecrit vardır ve bunu kabul etmek mümkün değildir. Cezaevlerindeki siyasi tutuklularda buna karşı tavır ortaya koyuyor. Bu tavır aslında sorunun çözümünde en doğru yöntemin ne olduğunu ortaya koyan bir yaklaşımdır” dedi. Fırat, Türk cezaevlerindeki siyasi tutsakların gösterdiği bu hayati yaklaşıma herkesin sahip çıkması gerektiğini söyledi.
Siyasi tutsakların güçlü bir irade göstererek bir halkın taleplerini dile getirdiklerini ifade eden Fırat, eylemi sahiplenmenin artık dışarının sorumlulu- ğunda olduğunu kaydetti.
Barış elçileri tarihe not düştü
Birinci Barış Grubu olarak Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra cezaevlerine konulan grup üyelerine de dikkat çeken Fırat, Aysel Doğan’ın durumunun ağırlaştığını belirtti. “Onlar zaten barış için yola çıktılar, mücadele verdiler. Ancak ne yazık ki hükümet bu barış yaklaşımlarını bir şekilde etkisizleştirdi. Ve önemli bir kısmını ağır cezalar vererek cezaevlerine koydu ama onların onurlu mücadelesi devam ediyor. Ve onların barış elçisi olarak gelişleri, amaçları, mücadelesi tarihe bir not olarak düştü. Şimdi onlar cezaevlerinde ben de burada eyleme katıldım. Bu aynı zamanda onlara karşıda bir sorumluluğumdur.”
Fırat son olarak, içinde bulunulan kritik sürece dikkat çekerek, hükümetin tutsakların haklı ve meşru taleplerini duymazdan gelerek adım atmamasına karşı halkı sokağa direnişe çağırdı.
HEZİL ROJDA / ANF/AMED