Kürtleri düşman bellemiş karanlık zihniyettin temsilcileri kaybetmeye her zamankinden daha fazla yakındır. Kaybedecek olan sadece faşist klik değildir, onların şahsında kaybeden Türkiye ve toplumudur. Bu gerçeği bilmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Erdoğan ve Bahçeli faşist ikilisi algı operasyonlarıyla toplumu korku ile kontrol etmeye ve iktidarlarını sürdürmeye çalışmaktadır. 31 Mart yerel seçimlerini ölüm kalım meselesi haline getirdiler. Ne yaparlarsa yapsınlar kaybetmeye mahkumdurlar. Sadece seçimleri kaybetmekle kalmazlar topyekun iktidarlarını kaybedeceklerdir. “Zulümle abat olanın akıbeti berbat olur” gerçeğiyle yüzleşmeleri kaçınılmazdır. Kürtlere yapılan zulmün karşılığı tahmin edemeyeceklerinden daha beterini yaşayacaklardır. Kürdü kaybeden aslında kendi kaybının önünü açmaktır. Türkiye’de ki faşist iktidar anti Kürt politikalarından dolayı, kaybedeceğini bile bile lades tutmaktadır. Sadece Türkiye değil, küresel ve bölgesel güçler de, Ortadoğu siyasetinde bu realiteyi görmek, bilmek durumundadırlar.
Kürtleri inkar ve imha eden politikalar Türkiye’nin ayağındaki prangalardır. Mevcut durumda bu prangalardan kurtulması pek mümkün görünmemektedir. Dinci, milliyetçi eksene kayarak çağdışı zihniyete Türkiye’yi mahkum ettiler. AKP iktidarı faşist, totaliter dikta rejimine dönüştü. Demokratik kriterlerden uzaklaştı. Korku üretmek, beka sorunu yaratmak için Kürtleri hedef almaktadır. Toplumu kutuplaştırmayı, düşman üretmeyi Kürtler üzerinden yapıyor. Haziran 2015 seçimlerindeki yenilgisini de bu taktik üzerinden telafi etti. Kürtlere karşı topyekun bir savaş başlattı. Hemen her alanda saldırılar başladı, çatışmalı ortama tekrar geri dönülmüş oldu. Topluma da bu zokayı yutturdular.
AKP, Kürtleri düşmanlaştırma üzerinden yürüttüğü siyasettin tek amacı topluma korku pompalamak ve iktidarını devam ettirmektir. Faşizmi yenmenin tek yolu, korkuya teslim olmamak ve direnmektir. Açlık grevleri, faşizmi yenmenin yolunu açmış bulunmaktadır. Korkuyu yenerek, direnerek, mücadeleyi kararlı bir şekilde yürüten açlık grevi direnişçileri, faşist rejimin sarayını sarsmaya başladı. Şimdi korkma sırası faşist diktatörlüktedir. Panikledikleri her hallerinden bellidir. Kendi gölgelerinden korkar hale geldiler.
Eylemlerin çıkış nedeni, tecrit denen insanlık dışı uygulamanın kaldırılmasıdır. Bu sorunun çözümü insan hakları bağlamında ele alınarak, demokratik kriterlerin hayata geçirilmesi halinde bile çözüle bilinecekken faşist klik adım atmıyor, atamıyor. Büyük bir sıkışmayı yaşamaktadırlar. Açlık grevi eylem dalgası tahmin edilenden de büyük bir etki yaratmıştır. Bu direniş eylemleri faşist iktidarın çöküşünü daha da hızlandıracaktır. Eylemin öncüleri Leyla Güven ve Nasır Yağız tek kişilik ordu gibi faşizmin karşısına dikilmiş iki cesur kahramandır. Bu arkadaşların yüklendiği sorumluluk oldukça ağır bir sorumluluktur. Toplumun tüm yükünü omuzlamış olmanın bilinci ve kararlılığı ile faşizme kaşı çıplak bedenleriyle meydan okumadır.
Bir halkın tümünü terörist yaftasıyla hedef tahtasına oturtup pervasızca saldıran, kan üzerinde siyaset yapma alçaklığı içinde olan faşist klik en son aşamada tecridi dayatarak nihai sonuca ulaşmak istemektedir. Kendince Kürt düşmanlığında finale oynamaktadır. TC. Kürt düşmanlığını Türkiye’nin sınırları dışına taşırmıştır. Bu nedenle medya savunma alanlarına günü birlik bombalama, Efrin işgali, Rojava’ya tehdit ve işgal girişimleri, Maxmur ve Şengal’e hava saldırıları Kürtleri imha etme stratejisinin hayata geçirilmesidir. Bu imha stratejisinin en üst düzeyde somutlaşmış ifadesi önderliğimize uygulanan tecrittir. Tecridin kırılmasına dönük Leyla Güven ve Nasır Yağız’ın öncülük ettiği açlık grevi eylemleri bir halkın imhasını durdurma eylemidir.
Eylemler dalga dalga yayılarak genişlemektedir. Zindan direnişimizin bir geleneği vardır. Yaşanmış pratiklerin büyük öğretileri vardır. Zafer kazanmış iradelerin ispatlandığı mekanlardır. Faşizmin yıkılması hedeflenmişse mutlaka yıkılacaktır. Halk cephesinden zindanlara destek vermek gerekiyor. Korkusuzca meydanlara çıkmak ve haykırmak dönemidir. Her türden meşru eylemleri geliştirmek oldukça önemlidir. Kitlesel eylemlerin gelişmesi durumunda faşizmin yıkımı daha erken olacaktır.
Açlık grevi eylemleri, zulmün sarayını şimdiden sarsmaya başlamıştır. Dünyanın dört bir yanında sürdürülen eylemler karşısında faşizm diz çökmek zorunda kalacaktır. Faşizmin dayatmalarını asla kabul etmeyeceğiz. Tecridi kabullenemeyiz. Bunun ısrarı ve iddiası bizi başarıya götürecektir. “Teslimiyet ihanete, Direniş zafere götürür” sözüne ve pratiğine inanmışız, bunu söyleriz, bunu yazarız ve bunu yaşarız. Açlık grevi direnişçilerini saygıyla selamlıyor başarılar diliyoruz.