Eylül ayında gıda harcamalarının aylık yüzde 4,5, yıllık yüzde 24,3 arttığını belirten TÜRK-İŞ, açlık sınırının bin 893 TL, yoksulluk sınırı ise 6 bin 166 TL olduğunu açıkladı. TÜRK-İŞ’in araştırmasına göre, Eylül ayında Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 4,45, son 12 ay itibariyle yüzde 24,34 arttı.

TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) tarafından yapılan açıklamada “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının Eylül ayı sonuclarına göre detaylar şöyle:

  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 893,21 TL.
  • Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6 bin 166,81 TL.
  • Bir çalışanın -sadece kendisinin- yapması gereken yaşama maliyeti ise aylık 2 bin 312,86 TL olarak hesaplandı.
  • TÜRK-İŞ hesaplamasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı geçtiğimiz aya göre 81 TL, yoksulluk sınırı tutarı ise 231 TL arttı.
  • Yılbaşına göre artış tutarı sırasıyla 285 TL ve 929 TL oldu.
  • Son bir yılda mutfağa gelen ek yük 371 TL ve aile bütçesine gelen ek yük bin 207 TL arttı.
  • Yılbaşında 199 TL artan net aylık asgari ücret bin 603 TL olarak belirlenmişti. Asgari ücretin yürürlüğe girdiği Ocak 2018’de tek bir işçinin geçimi için yapması gereken aylık harcama bin 989,20 TL’ydi. Fiyat artışları nedeniyle günümüzde bu tutar 324 TL daha fazla oldu. Böylece bekar bir işçi için belirlenen mevcut asgari ücretle aradaki fark 710 TL’ye yükseldi. Oysa bu fark asgari ücretin belirlendiği tarihte 386 TL olarak hesaplanmıştı. Asgari ücretli açısından bir günlük emeğin karşılığı bir kilogram kuşbaşı et bile değildir.
  • Asgari ücret dört kişilik bir ailenin sadece 21 günlük gıda harcamasını karşılayabiliyor. Yoksulluk sınırı tutarına ise ancak 8 gün yetiyor.
   

Mutfak enflasyonu sonuçları

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Eylül 2018 itibariyle şöyle:

  • Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 4,45 oranında arttı.
  • Yılın ilk 9 ayında fiyatlardaki artış yüzde 17,73 oranına ulaştı.
  •   Gıda enflasyonunda son 12 ay itibariyle artış oranı yüzde 24,34 oldu.
  • Yıllık ortalama artış  ise yüzde 13,28 olarak hesaplandı.
   

 ANKARA

 
 

TOFAŞ üretime ara veriyor

 

TOFAŞ KAP’a yaptığı açıklamada, Ekim’de toplam 9 iş günü üretime ara verileceğini duyurdu.

Otomotiv ana sanayi üreticisi TOFAŞ, iç pazarda son dönemde yaşanan daralma nedeniyle Ekim’de Bursa fabrikasında 9 işgünü üretime ara verileceğini açıkladı.

Türkiye otomotiv sektörü toplam pazarı Ağustos’ta yüzde 53 azalarak 35 bin 174 adet olurken, Ocak-Ağustos döneminde ise yüzde 20 düşüşle 455 bin 943 adet olarak gerçekleşti. Otomotiv pazarı ikinci çeyrekte yüzde 20 daralmıştı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Investors Service, 9 Türk bankasının uzun vadeli döviz cinsinden mevduat notunu B1’den B2’ye düşürdü. Kuruluş yaptığı açıklamada, Akbank, Alternatifbank, ING Bank, QNB Finansbank, Ziraat Bankası, Türk Ekonomi Bankası, Garanti Bankası, Vakıflar Bankası ve Yapı ve Kredi Bankası’nın uzun vadeli döviz cinsinden mevduat kredi notunu düşürdüğünü duyurdu. Açıklamada, not indiriminin Türkiye’nin döviz cinsinden mevduat notunun düşürülmesinden dolayı olduğu belirtildi.

 
 

Ekonomik güven endeksi çöktü

 

Ekonomik güven endeksi Eylül’de bir önceki aya göre yüzde 15.4 gerileyerek Mart 2009’dan beri en düşük seviye olan 71 değerini aldı.

TÜİK verilerine göre endeks ayrıca Eylül’de Kasım 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü de gerçekleştirdi. Yılbaşından bu yana düşüş eğiliminde olan endeks sadece Temmuz’da 92.2 değerine yükseldikten sonra düşüşünü hızlandırdı. Ağustos’ta ise 83.9 değerine gerilemişti.

TÜİK açıklamasında, “Ekonomik güven endeksindeki düşüş, tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı” denildi.

Ekonomide geçen yılki güçlü seyrin de desteğiyle Ocak 2018’de yüzde 10 artarak 104.9 ile beş ayın en yüksek değerini alan endeks, bu sert artış sonrasındaki aylarda geriledi. Endeks, Temmuz 2017’de 100 değerinin üzerine çıkmış, Ağustos 2017’de ise 2012’den bu yana en yüksek olan 106.4 değerini almıştı.

TÜİK, bu endeksin ekonomik büyümeye ilişkin olarak diğer ekonomik göstergelere kıyasla daha erken bilgi sağladığından öncü bir gösterge olduğunu belirtiyor. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

 
 

Türkiye’nin ihtiyacı 75 milyar dolar

 

Macquarie Bank’a göre Türkiye’nin 75 milyar dolarlık rekor kurtarma paketine ihtiyacı var.

Türkiye’deki kur krizi uluslararası piyasaların gündeminin üst sıralarında yer almaya devam ediyor. Avustralya merkezli Macquarie Bank’ın stratejistleri, Türkiye’nin 75 milyar dolarlık rekor kurtarma paketi kredisine ihtiyaç duyduğunu, bunun 50 milyar dolarlık rekor IMF-Arjantin anlaşmasını gölgede bırakacağını söyledi. Stratejistler Thierry Wizman ve Gareth Berry, faiz artışının yeterli olmadığını, Türkiye’nin iflasları ve sermaye kaçışını engellemek, borçlarını çevirmek için yüksek krediye ihtiyaç duyduğu öne sürdüler.

Erdoğan yeni bir faiz artışına izin vermesini beklemediklerini vurgulayan ikili, Türkiye’nin 180 milyar dolarlık kısa vadeli dış borcunun yanında 100 milyar dolarlık döviz rezervinin ve 160 milyar dolarlık döviz mevduatının yetersiz olduğuna dikkat çekti.

 
 

Krizin bedelini ödemeyeceğiz

 

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, “Krizin bedelini ödemeyeceğiz, krizde yüzde 1 değil, yüzde 99 korunsun” fikri etrafında buluşabilecek herkesi, emeğin haklarını savunmak için omuz omuza mücadeleyi büyütmeye çağırdı.

Ortak yazılı açıklamada, mevcut durum şöyle anlatıldı: “Ülkeyi yönetenlere göre ‘kriz miriz yok’ ama çarşıda, pazarda, fiyat etiketlerinde, faturalarda zam üstüne zam var! Enflasyon karşısında eriyen alım gücümüz, küçülen ekmeğimiz var. Artan işsizlik, iflaslar, toplu işten çıkarmalar var! Yükselen geçinemiyoruz çığlıkları, umutsuzluğun pençesinde son verilen yaşamlar var. İlaçları verilmeyen hastalar, sağlıkta ve eğitimde kemer sıkma politikaları var. İnsanca çalışmak isteyen işçilere atılan gaz bombaları var. Hakkını arayan emekçiye toplu gözaltı ve tutuklamalar var.”

Yüzde 99’un insanca çalışma ve yaşama hakkını tehdit eden krizi çıkaranın, “Kriz miriz yok” diyen yüzde 1 olduğu belirtilen açıklamada, AKP iktidarının sorumluluğuna dikkat çekildi.

Üçte ikisi özel sektöre ve bankalara ait 467 milyar dolar dış borcun, AKP politikaları sayesinde küpünü dolduran küçük bir azınlığın borcu olduğuna işaret edilen açıklamada, yüksek kar oranlarını paylaşmayanların bugün zararlarını ve borçlarını halkın sırtına yıkmaya çalıştığı vurgulandı. Krizi yaratanlar fırsattan istifade İşsizlik Fonunu yağmalamanın, kıdem tazminatına el uzatmanın ve zorunlu BES adı altında emekçinin cebinden finans tekellerini beslemenin yolunu aradığına dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi: “İşsizlik, zamlar, yoksulluk kader değildir ve kriz, toplumun emeğiyle geçinen çoğunluğunu koruyan, kamucu politikalarla önlenebilir. Ücretlerin artırılmasından toplu işten çıkarmaların yasaklanmasına, kamu hizmetlerine zam yapılmamasından vergi adaletine dair somut, uygulanabilir politikalarla işsizlik de yoksullaşma da önlenebilir. Bizler örgütlü olduğumuz her yerde ‘krizin bedelini ödemeyeceğiz, krizde yüzde 1 değil, yüzde 99 korunsun’ talebiyle düzenleyeceğimiz etkinlik ve eylemlerimizi emek ve meslek örgütleriyle, yerel emek ve demokrasi güçleriyle ortaklaştırıp yaygınlaştıracağız. ‘Krizin bedelini ödemeyeceğiz, krizde yüzde 1 değil, yüzde 99 korunsun’ fikri etrafında buluşabilecek herkesi, emeğin haklarını savunmak için omuz omuza mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

 
 

Yüzde 54 engelliyi çıkardılar

   

5,5 aydır çalıştığı işten “kriz var” gerekçesiyle çıkarılan yüzde 54 engelli Burcu Koçlu, “Krizi yaratanlar biz işçiler değiliz, faturasını da ödemek zorunda değiliz” diyerek, tüm işçileri mücadele etmeye çağırdı.

İstanbul’un Başakşehir ilçesine bağlı İkitelli’de bulunan Mutlusan Elektrik fabrikasından “kriz var” gerekçesiyle çıkarılan yüzde 54 engelli Burcu Koçlu, fabrika önünde “Krizin faturasını patronlar ödesin” sloganıyla eylem yaptı. Fabrika önünde açıklama yapan Koçlu, “En temel insani ihtiyaçlarımıza gelen fahiş zamlar, ücretsiz izinler, işten atmalar, hepsi krizin doğal sonuçları olarak yansıtılıyor bizlere. Bunlar krizin faturasını işçi sınıfına kesen patronların başvurdukları yollardır. Karlarından vazgeçmeyen patronlar çocuklarımızın ekmeğine göz dikmişlerdir” dedi.

Engelli kadın işçi olarak işe başladığını, yüzde 54 engelli raporu olup girişinin İŞKUR üzerinden yapıldığını hatırlatan Koçlu, 21 Eylül’de kriz bahanesiyle işine son verildiğini söyledi. Koçlu, “Ben sınıf bilinçli bir işçi olarak krizin faturasını ödemeyi reddediyorum. Krizi yaratanlar biz işçiler değiliz, faturasını da ödemek zorunda değiliz” diyerek, tüm işçileri mücadele etmeye, seslerini yükseltmeye çağırdı.

 
 

Haklarına yeni saldırı

   

Hükümetin ‘esnek çalışma müjdesi’ kamu emekçilerine “güvencesizlik, düşük emekli maaşı, sosyal haklarda gerileme, mesai ödenmemesi” olarak yansıyacak.

Kamu çalışanlarının, hizmetin özelliğine göre, hangi saatlerde çalışacaklarının kendileri tarafından belirlenebileceği ana fikri üzerine kurulan yeni model, “Günlük 10’ar saatlik mesai yapan bir kamu çalışanının 4 gün çalışıp bir günü de ‘aile ve sosyal yaşamına, kurs ve eğitim programlarına daha fazla vakit ayırmak’ için kullanabileceği” olarak duyuruldu. BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre yeni modelin gündeme getirdiği belirsizlikler ve yanıt bekleyen sorular şöyle:

  • Haftada 5 gün değil 4 gün çalışarak 40 saatlik mesai süresini tamamlayan bir kamu emekçisinin sigorta priminin hesaplanmasında, dolayısıyla emekliliğinde hangi süre esas alınacak?
  • Derece yükselmesi ile kademe ilerlemesi için aranan sürelerin nasıl hesaplanacağı belirsiz.
  • Servis, yemek gibi çalışma süresine bağlı haklar bakımından da durumun ne olacağı bilinmiyor.
  • Kamu çalışanlarının kendi mesai süresini kendisi belirleyebilmesinin pratikte uygulamasında güçlükler çıkacak. Çalışma sürelerinin kamu idarecileri tarafından belirlenmesi ihtimalinin çok daha güçlü.
  • Bir günde 8 saatten fazla çalışan bir kamu emekçisi mesai ücreti alamayacak.

KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen’in  yaptığı değerlendirme özetle şöyle: “Ekonomide yaşanan/yaşanacak olumsuzluklara neden olanlar ne pahasına olursa olsun korunurken krizde hiçbir sorumluluğu olmayan emekçilere krizin bedelini ödetmek için yoğun bir hazırlık yapılmaktadır. Hükümet temsilcileri tarafından kamuda istidamın daraltılacağına ilişkin açıklamaların yapılması, kamuda kadrolu-güvenceli istihdam sınırlanırken sözleşmeli-güvencesiz istihdamın yaygınlaşması, kamuya önümüzdeki süreçte alınacak 80 bin kişinin bile kadrolu olarak değil, maaşı İŞKUR tarafından-İşsizlik fonundan karşılanan Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında çalışanlardan olması söz konusu hazırlığın adımlarıdır. Tüm bunlara bakıldığında hükümetin kamu çalışanlarına ‘müjde’ vermek gibi bir niyetinin olmadığı, aksine mevcut haklarını daraltmayı hedeflediği görülmektedir.”