"Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl / Adalet de gerekli her gün / Adaletin ekmeğini de kendisi pişirmeli halkın" 

(Bertolt Brecht)


Adalet dendiğinde imgelemimizde mitolojideki adalet simgesi olan o bir elinde kılıç, bir elinde terazi, gözleri bağlı olan tanrıça Themis figürü canlanır. Gözündeki bağcık tarafsızlığı, tuttuğu kılıç adaletin gücünü, terazi ise hakkaniyeti ifade eder.

Özlem duyulan ve olması gereken bağımsız, tarafsız ve güdümsüz böyle bir hukuk sistemi ne yazık ki yürürlükte değil. Bugün iktidar tarafından adaletin tüm bu özellikleri elinden alınmış  tanrıça Themis gözbağının kenarından yargılananın kim olduğunu görür, önce cezasını keser, sonra ona uygun bir sebep bulur. Terazinin ayarı bozulmuş, kılıç da zalimin zulmüne emanet edilmiştir. Hak hukuk hak getire. Hukukçular da durum tespitlerinde; insan hakları ve adalet konusunda kaygılarını belirterek olan bitenin hukuk dışı olduğuna dikkat çekiyorlar.

Böyle bir ortamda her türlü demokratik mücadelenin sürdürülmesi öncelikle etik olarak da insan olmanın gereklerindendir. İktidar elbette bunu sulandırmak ve bir kulp bulmak için elinden geleni yapacaktır. Bu anlamıyla; "Adalet yollarda değil adliye binalarında aranır" argümanı adliyeler gerçekten adliyeler adil olduklarında geçerlidir. Ülkede adalet siyasetin emrine girmiş, yerlerde sürünüyorsa hukuksuzluğu reddetmek ve ona karşı direnmek hakkı vardır. Sokaklar, yollar ve alanlar da, her türlü yürüyüş ve gösteri de buna dahildir.

Evrensel bir değer olarak direnme hakkı John Locke'a kadar uzanır. Bu hakkın fikir babası Locke'a göre hayat, hürriyet, mülkiyet hakları ile bunların türevlerinin korunması esastır. Eğer devlet koruma görevinin dışına çıkar ve adaletsiz davranırsa meşruluğunu yitirir ve halkın direnişiyle karşılaşır. Yani bu durumda halkın direnme hakkı vardır. Locke'a göre devlet gücünün birey haklarını tehdit etmesini önlemenin en önemli aracı yasama ve yürütme gücünün birbirinden ayrılmasıdır. Magna Carta Bildirisi, 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirisi, 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, 1945 Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirisi de direnme hakkını tanıyan ve tanımlayan bildirgelerdir.

***

Bu arada haklı ve isabetli bir yürüyüş başlatan CHP cenahına da bir eleştiri getirmek gerekiyor. Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıl hapis cezasına çarpılıp tutuklanmasıyla CHP 'adalet yürüyüşü' adı altında bir eylemlilik başlattı. Kılıçdaroğlu konuşmasının bir yerinde, "Umuyorum, vicdanları sağır olanlar bizim bu yürüyüşümüz anlamını kavrarlar. Umuyorum vicdanları sağır olanlar bizim bu yürüyüşümüze bizim bu sesimize bizim bu sözümüze kulak verirler." diyor. Evet adalet için yapılacak her tür demokratik eyleme destek verilmesi gerektiğini belirterek bir iki soru sormadan da geçmeyelim. Şimdi birileri çıkıp da; dokunulmazlıkların kaldırılmasında parti olarak evet oyu kullandınız o zaman vicdan yok muydu? HDP Eşbaşkanları da dahil olmak üzere dokunulmazlıkları kaldırılan onca milletvekili hapse atılıp cezalar giydirilirken vicdan nerdeydi, diye sorsa verecek cevabınız ne olur? Halkın oylarıyla seçilmiş onca belediye başkanı görevden alınıp tutuklanıp cezalandırılınca, onca akademisyen sırf barış istediği için görevlerinden alındığında vicdan devrede değil miydi? İşin ucu size dokunduğunda mı vicdan depreşmeye başladı?

Evet. Her durum ve koşulda böyle bir adalet istemini desteklemek her kesimden insanın görevi olmalıdır. 

Son bir söz: Adalet yürüyüşünün Maltepe'de değil Edirne'ye uzanıp orda sonlandırılması adaletin herkese dair bir ihtiyaç olduğunu anlamlı kılacak, hem geçmişte yapılan bir hatanın ayrımına varmak hem de olası birliktelikler ve güç birlikleri için zemin hazırlayacaktır.

Evet adalet... Herkes için adalet...

Yollar yürümek içindir... Kolay gele!