Adana Barosu Başkanı Veli Küçük, gözaltında intihar ettiği iddia edilen Murat Araç cinayetine ilişkin, “Bu vakanın intihar olduğunun tespit edilmesi durumunda dahi, sorumlusu yine devlettir" diyerek aydınlatılmasını istedi. 

Adana Baro Başkanı Veli Küçük, Antalya Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 3'ncü katından atlayarak intihar ettiği ileri sürülen 19 yaşındaki Murat Araç'ın ölümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Küçük, Araç'ın, 15 Aralık günü, Antalya'da "sahte kimlik bulundurmaktan" gözaltına alındığını; ancak avukatının emniyeti aradığında "böyle biri yok" denildiğini, Cumartesi günü ise kardeşini görmeye gelen ağabeyine "kardeşin intihar etti, morgda" denildiğini hatırlattı.

 

Üzeri örtülemez 

Araç'ın ölümünün her ne kadar "intihar" olarak kayıtlara geçirilse de ailesi ve hukukçular olarak duruma şüpheyle yaklaştıklarını ifade eden Küçük, şöyle dedi: "Bu konu, artık tüm emniyet birimlerinde yer alan kamera kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılarak anlatılabilecek içeriktedir. İntihar iddiasına konu olayın nasıl gerçekleştiği hakkında devletin ve emniyetin kamuoyunu aydınlatıcı ve tatmin edici bilgileri paylaşmak zorunluluğu bulunmaktadır. Olayın ciddiyeti ve vahameti bunu gerektirmektedir. Üzeri örtülebilecek bir olay değildir. Devlet, gözaltında ve kontrolü altındaki hukuken kendisine emanet edilen şüpheliyi, onun yaşamını ve vücut bütünlüğünü korumakla mükelleftir. Hiçbir veri ve görüntü dahil olmak üzere şeffaf ve denetlenebilir hukuk devleti ilkesinin unsurlarını taşımayacak şekilde, basit bir açıklamayla şüpheli ‘intihar etti’ diyerek geçiştirmek ve kurtulmak mümkün değildir."

 

İntihar bile olsa 

Emniyet tarafından hem hakkında "terörist" iddiasında bulunulan, karakolda tek başına, gözetim unsuru olmaksızın bırakıldığı belirtilen bir şüphelinin doğrudan kolluk güçlerinin müdahalesiyle veya ihmal ve sorumsuzluğuyla yaşamını kaybetmesinin kabul edilebilir bir yanının olmadığını sözlerine ekleyen Küçük, şunları dile getirdi: "Bugün artık herkesin bildiği üzere emniyet birimlerinde ve tüm karakolların her odasında kameralı takip ve kayıt sistemi mevcut iken geçmişin karanlık dönemlerini ve adeta 12 Eylül günlerini anımsatan olaylar ve haberler günümüz Türkiye'sinde çok vahim ve üzücüdür. Olayın emniyet güçlerinden gelen doğrudan fiil ve müdahale ile meydana gelmiş olmasının tespiti halinde devlet eliyle yapılmış bir 'cinayet' söz konusu olur. Geçmiş yıllarda ülkemizin karanlık günlerinde yaşanan ve çokça gündeme gelen gözaltında ölümler, kayıplar, işkenceler gibi yine içerisinden geçtiğimiz OHAL karanlığında böyle vahim olaylar yaşamak istemiyoruz. Bu vakanın intihar olduğunun tespit edilmesi durumunda dahi, sorumlusu yine devlettir." 

 

Olay aydınlatılmalıdır 

Cenazenin Antalya’dan Urfa’ya getirilmesi için Ceylanpınar Belediyesi’nin nakil aracı ve taziye yeri vermemesinin de kabul edilemez olduğunu aktaran Küçük, şunları söyledi: "Bu olay aydınlatılmalıdır. Türkiye'de kolluk birimleri başta olmak üzere şeffaf, denetlenebilir, güvenilir devlet idaresi ve kamu işleyişi istiyoruz. 'Burası Türkiye, her şey olur!' algısının yok edilmesi için bu olay bir milat olmalıdır.” 



Keskin: Sıradan değil

Gözaltında intihar ettiği iddia edilen Murat Araç olayına “meşrulaştırılmış bir işkence” çerçevesinden bakılması gerektiğini belirten İHD Eşbaşkanı Eren Keskin, olayın sıradan bir intiharmış gibi değerlendirilmesinin mümkün olamayacağını söyledi.

Türkiye'de işkence gerçeğiyle her zaman yüz yüze olduklarını ifade eden İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Eren Keskin, devleti yönetenler tarafından şiddetin meşrulaştırıldığını kaydetti. Keskin, "Yani devletin jandarması, polisi, kendi sosyal medyasında işkence edilmiş insanların fotoğraflarını yayınlayabiliyor. O nedenle böylesine meşrulaştırılmış bir işkencenin varlığı karşısında Antalya'da olan olaya da böyle bakmak gerekir" dedi. Gözaltına alınan kişinin devletin güvencesi altında olması gerektiğini aktaran Keskin, hiçbir intihar iddiasının böyle sıradan bir intiharmış gibi değerlendirilmesinin mümkün olamayacağını söyledi.

 Antalya'da yaşanan gerçeklerin otopsi raporuyla ortaya çıkarılıp çıkarılmayacağının tartışılması gerektiğini dile getiren Keskin, "Çünkü otopsiyle ilgili raporu verecek olan kurum, Adli Tıp Kurumu’dur. Yani resmi bilirkişi kurumu… O raporu da devletin kurumu verecektir. Yargıya güvenmek artık rüyalarda kalan bir şeydir. Biz, geçmiş yıllarda verilmiş yanlış raporlarla, faillerin nasıl kurtarıldığını da biliyoruz” dedi.  

Birleşmiş Milletler'in (BM) Zorla Kaybedilmeye Karşı Herkesin Korunmasına Dair Sözleşme'nin Türkiye tarafından imzalanmamasının devletin bir dönem uyguladığı politika mantığının devam ettiğini gösterdiğine dikkat çeken Keskin, “Gözaltında kaybedilen kişi, bir daha ortaya çıkarılmaz ya da gözaltında işkence edilen kişiye intihar süsü verilir. O nedenle bu tartışmanın ortadan kaldırılabilmesinin tek yolu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Uluslararası Kaybetmelere Karşı Sözleşmeyi imzalamasıdır" ifadelerini kullandı. 



Hükümete 'Murat Araç' soruları

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, infaz edildiği düşünülen 19 yaşındaki Murat Araç için soru önergesi verdi.

Beştaş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde, şu sorularına yanıt istedi:

* Murat Araç’ın şüpheli ölümüne ilişkin hâlihazırda elde ettiğiniz bulgular nelerdir?

* Murat Araç’ın bedeninde morluk ve darp izleri olmasını nasıl izah edersiniz? Murat Araç’ın bedeninde darp izleri bulunması emniyet görevlilerinin bu ölümün müsebbipleri olduğunu göstermiyor mu? Bu konuda neden soruşturma yürütülmüyor?

* Hükümet yanlısı basın yayın organlarının olayın direkt intihar olarak haberleştirmesi, meydana gelen ölüm olayının sebeplerinin gizlenmesi amacını mı taşımaktadır?

* Gözaltı merkezlerinde işkence ve psikolojik baskının yoğun olduğu iddiaları ile birlikte değerlendirildiğinde meydana gelen ölüm olayı intihar olmayabilir mi?

* Murat Araç gördüğü yoğun fiziki darp neticesinde kolluk tarafından aşağı atılmış olabilir mi?

* Gözaltı merkezleri kamera ile izlenmiyor mu? Kamera kayıtlarını kamuoyuna açıklamayı düşünüyor musunuz?

* Otopsiden elde edilen bulgular nelerdir? Minnesota Protokolü gereğince belirlenen prosedür işletilmiş midir? İşletilmediyse neden?

* Açıklamanızda ‘Yakalanacağınız zaman bu konuda böyle davranın’ biçiminde bir talimatla gözaltındaki kişilerin intihar ettiklerine yönelik iddianız ile emniyette meydana gelen ölümlere meşruiyet mi kazandırılmaktadır? Açıklamanız ile emniyet birimlerinin sorumluluğunu mu gizlemeyi hedeflediniz?

* Şayet açıklamanızda ifade ettiğiniz biçimde bir talimat söz konusu ise ve bu talimata vakıf iseniz neden gerekli önlemler alınmamıştır?

* Yaptığınız açıklama ile bundan sonra gözaltı merkezlerinden cenazelerin çıkacağını mı ilan etmektesiniz?